“Bir Fransız hikayecisi, sigarayı Yeni Çağın en ileri keşfi diye gösterir... __Muharririn “Sigara” ismini taşıyan hikâyesinde, bir akşam, fikir adamı bir bekârın apartman kapısı vurulur. Kapıda, siyah bir kürke bürülü, esrarlı bir kadın... Kadın bir gölge gibi içeriye süzülür ve bekârın çalışma odasındaki sedire uzanır. Bu, mezarından kalkıp gelmiş bir Mısır mumyasıdır. Dertleşmek ve halleşmek için, işte, bu fikir adamı bekârı seçmiştir. Kürkünü çıplak vücuduna giymiştir; çarpıcı bir tezad unsuru hâlinde de dudaklarında, zamane kadınlarının kalemle çektiği kızıllıktan izler vardır... Kadın, şuh kıvranmalarla, fikir adamı bekâra 20. Asrın eski devirlere nisbetle hiç bir yenilik getirmediğini söyler; ve “yeni ürperti”, tabirleriyle, yeni bir anlayış ve duyuştan hiç bir pencere açılmadığını, eski çağlara göre ruh hayatı bakımından her şeyin pörsütülüp kurutulduğunu, müsbet bilgi marifetlerinin de çocuk oyuncaklarından farklı olmadığını iddia eder ve sorar:
“Bana kemmiyet değil, keyfiyet harikası gösteriniz! Üç bin yıldır, yeni bir ruh ürpertisi olarak ne getirmiş bulunuyorsunuz?”
Fikir adamı bekâr, konuştukça, akıl oyunlarına giriştikçe çizgileri ve esrarlı mânâsı kararan kadını susturmak ister: “Aman susunuz fazla konuşmayınız! Çirkinleşiyorsunuz!” “Sebep?” “Bu öyle bir sırdır ki, ancak erkeklere zâhirdir.” Kadın, bu harikulade cevap karşısında irkilir, gözü, yanındaki masaya kayar, orada açık bir sigara kutusu görür ve bir sigara çeker.__ “Bu da ne?”
“Onu ağzınıza götürünüz!”
Fikir adamı bekâr, hemen yerinden fırlayıp bir kibrit çakar ve sigarayı yakar:
“İçinize çekin ve sonra dumanını üfleyin!”
__Esrarlı kadın sigarasını birkaç kere çektikten ve dumanlarını hayran hayran seyrettikten sonra sarhoş gibi bir hâl alır. Sigarayı tablaya