(...)Allah'ın güzelliklerinden bir güzellik kapmak isterseniz Necip Fazıl bey gibi,"Ver cüceye onun olsun şairlik, benim gözüm yüce sanatkârlıkta" demelisiniz. Ben Necip Fazıl'ın bu mısraını bir sohbette okumuştum da o sohbette bulunan bir zat kızmıştı, çünkü şair olmak istiyordu. Necip fazıl ise o durumu aşmış, şair falan olmak istemiyor artık.
Sayfa 150 - Tasarruf Gücü-Sanat ve Tasavvuf, -Bilim, Teknoloji ve Düşünce Dergisinin, Ocak 2013 de yayımlanan ilk sayısı, Prof. Dr. Sadettin Ökten ile yapılan röportajdan iktibas-, Kökler Derneği Yayınları
Dedi ki: (54)
(Sanatkâr, gördüğü şeyleri saran bütün atmosferi araştırır ve oradaki esas noktaları tabiatın temin edemediği devamlı şekiller hâline getirmeye çalışır...)
Sayfa 173 - V. Levha, -Estetik ve Sanat-, İBDA Yayınları.
- "(...)San'atkâr ki, seslerin ipekten vücudunu meshederek ve renklerin ateşten nabzını sayarak, büyük sır kapısının önünde haber soruşturanların en çilekeşidir; ancak seni bulduğu zaman, memuriyetini bulmuş ve yaradılışının hikmetine ermiş olur..."
Bu da bizim ilk gerçek insanların çizebildikleri insanlığı anlamamıza yardımcı oluyor. Anlaşıldığı kadarıyla her iki ırk da şaşırtıcı derecede iyi resim yapıyordu. Her bakımdan vahşi insanlardı, ama sanatkâr vahşiler. Tarihin başlangıcından itibaren haleflerinden tümünden daha iyi çiziyorlardı.
Bir bölümde Ortaçağ Hristiyan sanatını seyrederken hemen sonraki bölümde Rönesans sanatıyla karşılaşırsınız. Aynı figür yahut ilkinde koyu renk etkileyici sade giysiler içinde tasvir edilmişken ikincisinde neredeyse üryan olarak resmediliyor. Bunun sebebini başta anlayamadım. Sonraki yıllarda parça yaptığım tarih medeniyet okumaları sırasında şunu gördüm: Ortaçağ Hristiyan mümin bir İseviyetin sanatıdır. Rönesans sanatı pagan Antik Yunan'a gönderme yapıyor. İnsan vücudu ilkinde Katolik medeniyetin temel değerler manzumesinin icabı olarak setredilmişken ikincisinde Antik Yunan'ın vücut fizyolojisine verdiği önem ve atfettiği kutsama neticesinde neredeyse üryan haldedir. O halde sanatkâr bilmese de, farkında olsa olmasa da benimsediği ve mensup olduğu medeniyet tasavvurunun temel değerler manzumesine göre verir.