Tarihsel evrimi içinde doğadan, dolayısıyla evrenin bütünlüğünden zaten kopmuş olan insan, göç nedeniyle kentlerdeki yığılmanın sonucu bütünden daha da soyutlandı ve kendiyle başlayıp biten kişisel dünyasında iyice sıkışıp kaldı.
İnsanlar, dostları, eşleri, sevgilileri, akrabaları olduğu için yalnız olmadıklarına inanıyorlar, ama yine de kendileriyle baş başa kaldıkları anlarda çok daha derinlerde yaşanan soyutlanmışlıklarıyla zaman zaman yüzleşmek durumundalar.
Ancak çoğumuz, bu katlanılması zor duyguyu yaşamamak için alışagelinmiş ilişki ayinlerine kendimizi tekrar bırakıveriyoruz ya da cep telefonlarına sarılıyoruz.
Sayfa 31 - Metis Yayınları, 21. Basım, Aralık 2023·Kitabı okudu
Aynı duvarın arkasında bulunan bir kadın ağlarken, duvarın diğer yanındaki kadının kahkahaları durmuyor. Bizi birbirimize yakınlaştırarak, ayırmayı başarabiliyor onun düzeni. Böylece ayrılığın farkına varmıyoruz. Çünkü bize duvarlarla insanlık hudutları çizdi şehir. Başkaları yokmuş gibi yaşamayı öğretti. Çünkü aklın uzaklığı, mesafelerin uzaklığından daha çetindir. Bizler insanlık mefhumları üzerine kurulmuş şehirlerde birbirimize sırtlarımızı dönen elit vahşileriz. Bu şehir duygularımızı öldürüyor ama biz farkında değiliz.
Taha Kılınç, 2001 yılında Arapça öğrenmek için gittiği Suriye’yi; “Savaştan Önce Suriye” notları ile anlatıyor. Şimdilerde savaşın yıktığı, yok ettiği şehirlerin, mahallerin, semtlerin, bir çok tarihi yapının ve hızla değişen sosyolojinin paha biçilemez kayıtları kitapta karşımıza çıkıyor.