• 1.Game of Thrones(Fantastik)
    2.Spartacus(Tarihi Kurgu)
    3.The Rome(Tarihi Kurgu)
    4.Trotsky-Troçki(Tarihi Kurgu)
    5.Narcos(Suç-Tarihi Kurgu)
    6.Vikings(Tarihi Kurgu)
    7.Sons of Liberty(Tarihi Kurgu)
    8.House of Cards(Politik)
    9.A.D Kingdom and Empire(Tarihi Kurgu-Drama)
    10.Band Of Brothers(Tarihi Kurgu)
    11.Marco Polo(Tarihi Kurgu-Macera)
    12.Unsere Mütter, unsere Väter(Tarihi Kurgu)
  • Bugün için elimde iki seçenek vardı birinden birini seçip yapmalıydım biliyorum yan,yana söyleyince birazcık garip duracak ama hangisinden bahsetsem acaba diye düşündüklerimden biri game of thrones öbürü de zengin ve yoksuldu.
    Gerçi bu benim herkese hitap ettiğim bir blog olduğunu gösterir ama onların dizileriyle bizim dizilerimiz özetleyen de bir isim aynı zamanda zengin ve yoksul ama düşündüğünüzde elin oğlu en kadar tarihi ve tarihi dizi yapamayıp uydurma bir tarih yaratmış taht oyunları diye dizi çekiyor.
    Tarihin,tarihi bu topraklarda yazılmış
    Bizim çektiğimiz dizilerde zina oyunları şimdi diyebilirsiniz ki game Of thrones'ta da öyle şeyler var varsa bir de onların üzerine kurulu değil yani ortada bir konu var etrafında sevişiyorlar ama bizim dizilerin izle tam tersi ortada bir s** var konu etrafında dönüyor bu dizimizde de eniştesinden hamile kalan bir kız var.
    Tabiki konu sadece bu kadar değil babasının intikamını almak ve zengin adamın koca imparatorluğu'nu yıkmak isteyen bir delikanlıda var.
    Peki koca bir imparatorluk koca bir holding nasıl yıkılır tabii ki patronun kızıyla birlikte olarak yani patron kızı her holding'in sistem hatasıdır.
    O bagı bilen herkes sistemi çökerte bilir. hercai dizisinde babasını öldürenlerden kızlarıyla geldiği girerek intikam alan adam gibi evet dizinin adı zengin ve yoksul doğal olarak da dizide paralel evren konuşmuyorlar bir zengin bir de yoksul bir aile var
    zengin aile ultra süper lüks villasındayken,
    yoksul aile de onların ki ile aynı manzaraya sahip bir gecekonduda oturuyor işte bu İstanbul'daki çarpık yapılaşmaya da değinen dizinin zenginleri de çok zengin hatta o kadar zenginler ki evlerinde televizyon değil tablo izliyorlar o kadar zenginler gecelerinde cumhuriyet balosunda gibi oturuyorlar.
    çok fakir son zamanlarda izlediğim
    tüm Türk dizilerinde nelerden bahsedildiğini bir özet geçelim.
    muhtaç kadın
    alınıp verilen pazarlığı yapılan kadın
    para düşkünü kadın
    escort kadın
    para düşkünü kadın
    ve para düşkünü kadın
    mesela bu dizide fakir erkekler de var ama hallerinden gayet memnunlar
    benim merak ettiğim bunları izleyenlerde memnun mu yoksa,sadece evde ücretsiz olarak bunları izleyebiliyoruz diyemi sadece. farkındaysanız izleyici kitlesi internete yani netflix gibi platformlar almaya başladıkça Türk dizilerinin ahlakı iyice bozuldu.
    tamam netflix ahlak bekçisi değil ama tırnak içinde bu şu demek olabilir zaten toplumun kaymak tabakası oralara gitti geri kalan kısmı da anca bundan anlar demek
    peki o zaman Süper Baba
    İkinci bahar ya da yakın zamandan canım ailem
    sıcak ayrı dizilerini izleyen toplumda aynı toplum değil miydi.
    biz ne oldu da çocuğunun okul taksidini ödemeyi çalışan onurlu bir babadan elinde büyüttüğü kızı hamile bırakan adama geldik. şimdi ağzımı bozacağım hazır olun
    neden hep bizim dizilerimiz de evinde oturup beyaz atlı prensini bekleyen yoksul kızlar var ? ve neden bu basit hikayede bile yoksul kız yollu
    prens şerefsiz
    beyaz at hatta Mercedes olmak zorunda ?
    ağzım bu kadar bozuluyor şimdilik.
  • hepimiz içimizdeki şeytanlara karşı yalnız savaşırız.
  • asuman: beni artık sevmiyorsun, öyle mi?

    mükremin: ya seni seviyorum da, seni sevmeyi eskisi kadar sevemiyorum.. hani eskiden seni sevmenin, birbirimizi sevmenin, yeşil gevrek bir tadı vardı. seni güldürmenin lezzeti damağıma yerleşir, orada mutlu mesut yaşardı.. yani bişey olduğu vakit, ilk bunu koşayım gideyim, asuman'a söyleyeyim tarzında bir haberci telaşı olurdu.
    asuman: şimdi n'oldu peki?

    mükremin:bilmiyorum asuman, bilmiyorum.. kalbim bir kuyunun dibindeki suyun içinde nefes almaya çalışan bir gariban.yukarı tırmanmaya çalışıyor..ama ne yapsın? kuyunun duvarları düz..kuyunun duvarları ıslak..''

    Bir Demet Tiyatro
  • Sen benimdin, rüyanın görkemiyle doldum. Ben rüyada sultandım, uyanınca hiç oldum."
  • çünkü gelecek sen istesen de istemesen de bir şekilde gelecektir.
  • Dünden bu güne çocukliğumuzda büyük keyifle izlediğimiz çizgi filmlerden bu Değişen teknolojik trendlere direnebilen ya da doğrudan doğruya bu trendler ile güç birliğine giderek dijital sentez oluşturup, yarına kalmayı başarabilen fenomenlerin en başında gelir bana göre Pokemon serisi.
    Tabiki Warner Bros'un Lonney Tunes çizgi film evrenini sayıyorum bunu söylerken.
    Bugs Bunny
    Sylvester,
    Tweety,
    Tazmanya canavarı,
    Coyote ve road Runner,
    Hızlı Gonzales vs.
    Bunlar çizgi film dünyasının dünya klasikleri.
    Bunları geçerek diyorum Pokemon hala gündem oluşturacabilecek bir potansiyele ve kitleye sahip aradan başladığı günden bu yana 22 yıl geçmesine rağmen.
    Hala en yakın oyuncakcınızda Pikachu'nun bir peluşun satıldığı görürsünüz.

    1 Nisan 1997 den bu yana bu entegrasyon sınavından her sefrinde başarılı bir biçimde sıyrılabilen Pokemon külliyatı, 90'lı yıllardan bu yana, Nintendo ile bütünleşik olan her türden teknolojiyi bünyesine ekleyebilmesinin verdiği fırsatın da etkisiyle jenerasyon farkına çok fazla takılmadan bu güne gelmeyi başarabilen bir fenomen.
     Pokemon: Dedektif Pikachu ise bu fenomenin, kolektif hafızalara kazınmış en önemli yıldızını bir kere daha karşımıza konumlandırarak, hibrit bir aile seyirliği paketiyle hazırlanmış.

    Bir izleyici olarak bu kadar radikal bir pokemom filmi projesini beğenemedim.
    Pokemon filmi dendiğinde aklıma hafızalarımıza kazınan bol, elektrikli,alevli,sulu, rüzgarlı, fırtınalı yüksek tansiyonlu maçlar geliyorum ve beklentiye giriyor insan.
    Sadece pika,pika,pikachu diye bildiğimiz Pikachu'nun konuşması,
    Ash olmadan bir film,
    Maç olmaması,
    Bana böylesi bir malzemeyi heba etmek olarak geldi.
    Acaba filmi açıp kim Pokemon maçları izlemek istemez ki neden böylesi bir karar alınmış anlamak çok güç.
    Pokemon demek,
    Pokemon yakalamaktır yok,
    Pokemon demek versus maçlardır yok.
    Pokemon demek bol,bol ateş,su,toprak, rüzgar ne nice saldırıları kıyasıya maçlardır yok.
    Oturup konuşup etrafta gezen ve ipuçlarından bir cinayeti çözmeye çalışan Pikachu izliyoruz.
    Benim için dedektif pikachu filmi 10/7, tır.
    +2 puan Pikachu'nun espirleri ve Pokemon serisine saygıdan.
  • hayatta ölüm hariç hiçbir şey garanti değildir.