Kitap, yeni başlayanlar için faydalı olabilir. Hali hazırda bildiğim şeyleri cilaladı diyebilirim. Kitabın dili ve anlatımı gayet akıcı ve çizimlerle görselleştirilmiş. Hemen okuyup bitirebilirsiniz.
Recep MercanBushcraft 101Dave Canterbury
Gün ağarması, ışığın yükselişi ve gizemli karanlığın simgeleri olmasa, o, olduğu kişi olmazdı. Yüreklerimizde umudun yükselişi olmasa, hayatlarımızda bize şundan bundan söz edecek sürekli ışık -bu ister bir mum olsun, isterse bir güneş- olmasa, her şeyin teskin edilebileceği, her şeyin doğabileceği bir gece olmasa, biz de kendi vahşi doğalarımızdan yararlanamazdık.
Üzerine düşünülen bir soruna çoğu zaman uyanınca bir yanıt bulunması, sık gözlemlenen bir olgudur. Psişede bir şey, içgüdüsel bebeğe ait bir şey, orada bilinç dışının altında, üstünde ya da içinde bir şey vardır ve biz uyurken ya da düş görürken malzemeleri ayıklamaktadır. Ve bu özelliğe güvenmek de vahşi doğanın bir parçasıdır.
Vahşi doğa bir kadının belli bir renge, belli bir eğitime, belli bir hayat tarzına ya da ekonomik sınıfa sahip olmasını şart koşmaz... Aslında o, zorla kabul ettirilmiş bir siyaseten doğruluk atmosferinde ya da eski, tükenmiş paradigmalara teslim olarak serpilip gelişemez. Berrak bir görüş ve benlik bütünlüğü sayesinde serpilip gelişir. Kendi doğası sayesinde serpilip gelişir.
"Vahşi hayatta bir sabır vardır, hayatın kendisi gibi yorulmak bilmez bir ısrarcılıkla bir şeyin peşini bırakmayan azimdir; örümceğin bitmek bilmez saatler boyunca ağının başında beklemesini, yılanın halka halinde çöreklenip oturmasını, panterin pusuda hareketsiz durmasını sağlayan şey, bu sebattır..."
Orta yolun olmadığını biliyordu. Ya o efendi olacaktı ya da birileri onun efendisi… Acımak, merhamet etmek, zayıflıktı. Vahşi hayatta merhamet diye bir şey yoktu. Merhamet, korku sanılırdı ve bu yanlış anlama ölüm getirirdi. Ya sen öldürürsün ya da seni öldürürler, ya sen yersin ya da seni yerler; yasa buydu ve zamanın derinliklerinden gelen bu buyruğa uydu Buck.