Gökhan Çetin

Gökhan Çetin
@korkakbiri
sadece Allah'tan korkan korkak biri

Uğur

, bir kitap okudu
10/10
·631 syf.··
Beğendi
·
147 günde okudu
·
2017 8. kitabı
Yaşar Nuri Öztürk
9/10 · 1.054 okunma
Gökhan Çetin
Neden Yaşar Nuri Öztürk ?
Reklam
8/10
··
Beğendi
Mânâ âlemine geniş bir pencere açan ve o pencereden okuyan kişinin kapasitesine göre o âlemin de müşâhede edilmesine vesile olan nadide eserlerden bir tanesi hatta şahsi kanaatimce zirvedeki. Hayatınızı gözden geçirin Mesnevi'yi okuyun ve okuduktan sonraki hayatınızı gözden geçirin kastımı o zaman daha iyi anlayacaksınız. Şunu da katî suretle belirtmek isterim ki; Mevlânâ'yı sosyal medyadaki sürekli dolaşan nüktelerden tanıyamazsınız. Mesnevi'nin ne kadar iyi bir eser olduğundan bahsetmek abesle iştigal olacağından, Mesnevi herkesin kütüphanesinde bulunması gereken eserlerden bir kitap ve bir yaşam tarzı olarak benimsenmeli diye düşünmekteyim. Mevlânâ, ‘Men bende-i Kur’ânem eger cândârem / Men hâk-i rehi Muhammed Muhtârem’ buyuruyor Mesnevî’sinde. ‘Yaşadığım sürece Kur’an’ın kölesi, Hazret-i Muhammed’in ayağının tozuyum…’ Bu demek oluyor ki Resulullah rehberliğinde Kur’an’a ulaşan yol Hazret-i Pîr’i tanıyıp anlamak ve izinden yürümekten geçiyor. Derdi olmayan adama bir şey anlatmaz Mesnevî. Tilki, tavşan hikâyesi anlatır. Hayatta dert bellediğimiz ne kadar şey varsa duyduklarımızdan, gördüklerimizden kaynaklanır. Anne baba der ki; okuman, yetişmen lazım. Zamanla siz de dert etmeye başlarsınız. Sonra bunun aslında ihtiyaç olduğunu anlar, istek duyarsınız. Bilginin farkına vardıkça istek ve ihtiyacınız da artar. Hangi sahada istek, ihtiyaç ve bilginiz artıyorsa o sahada mütehassıs olursunuz. Mesnevî-i Manevi’de anlatılan muhabbet de böyledir. Bir insanın Allah, Peygamber derdi yoksa cennet cehennem derdi de olmayacaktır.
Felsefe
Mesnevi Tercümesi (6 Cilt Takım)Mevlana Celaleddin-i Rumi · Ötüken Neşriyat · 20254,243 okunma
Uğur isimli okura yanıt verildi
Gökhan Çetin
Kelimeler konusunda haklısınız ama sonuç da aynı şeylerden bahsettiğimizi düşünüyorum. Allah ile kul arasına peygamber bile olsa giremez ifadesi doğru olabilir ama yetersiz. O zaman ilk insan Adem'den bu yana bir yaratıcının olduğuna inanan kavimler direk Allah ile konuşabilirlerdi neden konuşmadılar? Ki haşa peygamberler bile vahiy yoluyla melekleri vasıtası ile Allah ile görüşürken kulun böyle bir görüşmeye, hele ki böyle günahlara boğulmuş bir ahir zamanın kulları olarak talip olması haddine mi? Namaz, Kuran, peygamberler, evliyalar, dua, zikir, rabıta, ibadet, tefekkür bunların hepsi Allah'a yakınlaşmak adına birer araçtır, amaç değildir. Niyetimiz Allah'ın rızasını kazanmak ve ona yakınlaşmak ise az şey çok şeydir ama onun rızası olmadan yapılan çok şey az şeydir, hatta yok şeydir. Sizin Kur''anı Kerim'in ayetlerine dayanarak bahsettiğiniz şeylere inanan bir mümin olarak tabiki de karşı çıkamayız. Şirk konusunda bu kadar hassas olmanız şeytanın size vermiş olduğu bir vesevese de olabilir, dikkat ediniz. Bu kitapları okuyan milyonlar var ve siz onların bir çok insanın şirk içinde olduğunu söylüyorsunuz. Bıçak sırtı bir mana doğuruyor bu söyledikleriniz ama bu demek değildir ki peygamberi bize elçi olarak gönderen Allah, kulunu varlığından ve ebedi hayattan bihaber bırakacak. Şirk konusunda fetva verecek kadar fıkıh bilgim yok zaten haddime de değil. Cahilliğime verin Mevlanayı Mevla olarak gören bir kitle varsa, onu da sayenizde öğrendim. Allah ile kul arasına girilir mi? Celaleddin-i Rumi'ye Mevlana demek, kişiyi şirke götürür mü bilmem, bu sorular kalbimi yorar, beni huzursuz eder. Ama Risalet mesajının duyurulması noktasında Hz.Muhammed'e (sav) gönül verdiğini iddaa edenler; bu konuda büyük bir mes'uliyet altındadır. O mes'uliyet de şudur ki; Risalet mesajlarını başkalarına duyurmaya çalışanlar, acaba ne kadar bu temsiliyet görevinin hakkını yerine getirmektedirler. Unutulmaması gereken bir hakikat var ki; tüm Müslümanlar tebliğ görevi ile mükelleftirler; ancak tebliğ hakkıyla temsil etmekle gerçekleşir. Temsiliyetin hakkını ödemeyenler, nasıl tebliğ edebilirler ki?
8/10
··
Beğendi
Mânâ âlemine geniş bir pencere açan ve o pencereden okuyan kişinin kapasitesine göre o âlemin de müşâhede edilmesine vesile olan nadide eserlerden bir tanesi hatta şahsi kanaatimce zirvedeki. Hayatınızı gözden geçirin Mesnevi'yi okuyun ve okuduktan sonraki hayatınızı gözden geçirin kastımı o zaman daha iyi anlayacaksınız. Şunu da katî suretle belirtmek isterim ki; Mevlânâ'yı sosyal medyadaki sürekli dolaşan nüktelerden tanıyamazsınız. Mesnevi'nin ne kadar iyi bir eser olduğundan bahsetmek abesle iştigal olacağından, Mesnevi herkesin kütüphanesinde bulunması gereken eserlerden bir kitap ve bir yaşam tarzı olarak benimsenmeli diye düşünmekteyim. Mevlânâ, ‘Men bende-i Kur’ânem eger cândârem / Men hâk-i rehi Muhammed Muhtârem’ buyuruyor Mesnevî’sinde. ‘Yaşadığım sürece Kur’an’ın kölesi, Hazret-i Muhammed’in ayağının tozuyum…’ Bu demek oluyor ki Resulullah rehberliğinde Kur’an’a ulaşan yol Hazret-i Pîr’i tanıyıp anlamak ve izinden yürümekten geçiyor. Derdi olmayan adama bir şey anlatmaz Mesnevî. Tilki, tavşan hikâyesi anlatır. Hayatta dert bellediğimiz ne kadar şey varsa duyduklarımızdan, gördüklerimizden kaynaklanır. Anne baba der ki; okuman, yetişmen lazım. Zamanla siz de dert etmeye başlarsınız. Sonra bunun aslında ihtiyaç olduğunu anlar, istek duyarsınız. Bilginin farkına vardıkça istek ve ihtiyacınız da artar. Hangi sahada istek, ihtiyaç ve bilginiz artıyorsa o sahada mütehassıs olursunuz. Mesnevî-i Manevi’de anlatılan muhabbet de böyledir. Bir insanın Allah, Peygamber derdi yoksa cennet cehennem derdi de olmayacaktır.
Felsefe
Mesnevi Tercümesi (6 Cilt Takım)Mevlana Celaleddin-i Rumi · Ötüken Neşriyat · 20254,243 okunma
Uğur isimli okura yanıt verildi
Gökhan Çetin
"Allah kesinlikle aracı konulmasını şirk olarak görüyor" derken bunu neye dayanarak söylüyorsunuz? Neyle neyin arasına aracı konulması şirk olur? Kur'an, ayet hadis, tefsir, fetva..? Bunu bir açıklamanız lazım. Zaten "aracı olmaz diye savunduklarınız ile söylediklerinizde çelişiyorsunuz. Aracı olmaz diyorsanız; Hak kitap Kur'an-ı Kerim'in inmesine aracı olan Peygamber'i inkar etmiş olursunuz, Allah korusun asıl bu sizi şirke götürebilir. Aracı olmaz diyorsanız; haliyle namaz da kılmamanız gerekir çünkü namaz da Hak ile irtibat için bir araçtır. Keza Allah'a yakınlaştıran bütün ibadet ve haller bu dünya için birer araç ve aracıdır. Mevlana'yı anlamak da onu sizin anladığınız şekilde mevla gibi görmek değildir. Mevla sözcüğünden türemiş olan bu sözcük, "mevlâmız" veya "efendimiz" anlamlarına gelir.[1] Afrika'da Svahili dili de sözcüğü diğer diller gibi Arapça özgün kökeninden almış olsa da çok daha genel bir anlamda kullanmaktadır: Sözcük bu dilde genel olarak içinde bulundukları toplulukça saygı gören kişilere verilir ve dinî vurgu taşımak zorunda değildir, seküler bağlamda da kullanılabilir. (Kaynakça: "Mevlana". osmanlicaturkce.com)
8/10
··
Beğendi
Mânâ âlemine geniş bir pencere açan ve o pencereden okuyan kişinin kapasitesine göre o âlemin de müşâhede edilmesine vesile olan nadide eserlerden bir tanesi hatta şahsi kanaatimce zirvedeki. Hayatınızı gözden geçirin Mesnevi'yi okuyun ve okuduktan sonraki hayatınızı gözden geçirin kastımı o zaman daha iyi anlayacaksınız. Şunu da katî suretle belirtmek isterim ki; Mevlânâ'yı sosyal medyadaki sürekli dolaşan nüktelerden tanıyamazsınız. Mesnevi'nin ne kadar iyi bir eser olduğundan bahsetmek abesle iştigal olacağından, Mesnevi herkesin kütüphanesinde bulunması gereken eserlerden bir kitap ve bir yaşam tarzı olarak benimsenmeli diye düşünmekteyim. Mevlânâ, ‘Men bende-i Kur’ânem eger cândârem / Men hâk-i rehi Muhammed Muhtârem’ buyuruyor Mesnevî’sinde. ‘Yaşadığım sürece Kur’an’ın kölesi, Hazret-i Muhammed’in ayağının tozuyum…’ Bu demek oluyor ki Resulullah rehberliğinde Kur’an’a ulaşan yol Hazret-i Pîr’i tanıyıp anlamak ve izinden yürümekten geçiyor. Derdi olmayan adama bir şey anlatmaz Mesnevî. Tilki, tavşan hikâyesi anlatır. Hayatta dert bellediğimiz ne kadar şey varsa duyduklarımızdan, gördüklerimizden kaynaklanır. Anne baba der ki; okuman, yetişmen lazım. Zamanla siz de dert etmeye başlarsınız. Sonra bunun aslında ihtiyaç olduğunu anlar, istek duyarsınız. Bilginin farkına vardıkça istek ve ihtiyacınız da artar. Hangi sahada istek, ihtiyaç ve bilginiz artıyorsa o sahada mütehassıs olursunuz. Mesnevî-i Manevi’de anlatılan muhabbet de böyledir. Bir insanın Allah, Peygamber derdi yoksa cennet cehennem derdi de olmayacaktır.
Felsefe
Mesnevi Tercümesi (6 Cilt Takım)Mevlana Celaleddin-i Rumi · Ötüken Neşriyat · 20254,243 okunma
Uğur isimli okura yanıt verildi
Gökhan Çetin
Aslında anlamışsınız. Evet Celaleddin-i Rumi'den yani Kur'an'ın kölesi, Hz.Muhammed'in ayağının tozu olmayı, Dünya nimetlerini elinin tersiyle iterek, göze alan bir zatı anlamaktan bahsediyorum. Azıcık da bunun derdiyle dertlenebilsek yetecek belki de.