Gökhan Çetin

‘Dünya bir gölgeliktir. Gölgeyi de en güzel ağaçlar verir. Çünkü onlar, yeryüzünün ziynetleridir.’ diyor İbrahim ağabey ‘Geldik Sayılır’ kitabında ve şöyle devam ediyor; ‘Bahar gelip de ilk olarak erik ağaçları çiçeğe durunca, soluğu mezarlıklarda alırım.Mezarların arasında bir erik ağacı bulur ve altına otururum. Bir yanda beyaza bürünmüş erik ağacı, bir yanda bembeyaz mermerlerden yapılmış mezarlar. Güzellik ve fanilik; işte hayat, işte sır!’
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Bahsettiği hakikatin zarafet, letafet ve nezahetini ahvâlinde tablolaştırabilen kişinin bütün bunları dile dökmesine gerek dahi yokken, hâli kâlini tekzib eden kimselerin de din anlatmasının hiç kimseye hiç bir faydası yok. Hâliyle anlatabilen diliyle ifade etmesin demek değil bu; bilakis hâliyle ifade edemeyen diliyle de din anlatmasın demek!
böyle söylenir hikmet
Bir inşaatın alt katında yığılmış tuğlaları, üst kata taşımak için üçer beşer metre ara ile dizilmiş işçilerin birbirlerine tuğla attıklarına baktım ve şunu anladım: eline geçeni verirsen, cimrilik etmezsen, yenisi gelir. cömert olmayı böyle öğrendim. Elinizi vermeye alıştırın, bir gün can vereceksiniz. beden almakla doyar, ruh vermekle. hikmet şairlerinin en üstünü olan Nâbî merhum şöyle diyor: ‘olsa halkın rızkı hâsıl verzîş-î tedbîrden kudekân-ı bî-zebân mahrûm olurdu şîrden’ Türkçeyi türkçeye tercüme edecek olursak diyor ki; ‘insanların rızkı eğer çalışmaya bağlı olsaydı, ağzı dili söylemez bebekler ana sütünden mahrum olurdu.’ Tevazûu öğütlerken de der ki: 'zillet erbâbı olur nezd-î îlâhîde azîz halk câmî'de el üzre götürür pâ-bûsun’ “Alçalmadan yükselmek olmaz!” Anam derdi ki; Oğlum! Rezil olmadan vezir olunmaz. Nitekim bak ayakkabıya, akşama kadar ayakaltında çiğniyorsun, oysa camide baş üzerinde taşıyorsun. Zilletten sonraki izzete bak, Allah evinde taç gibi baş üstünde taşınıyor.
Sayfa 163 - Babıali Kültür Yayıncılığı·Kitabı okudu
Adım ne 'Yusuf' ne 'Zûleyhâ' Bu kuyuda yeniyim. Kuyu serin, Kuyu yüreğimden de derin..
Globâlleşen dünyanın, yeniden hiyerogliflere dönüşünün arefesinde, son bir sunî teneffüs bizimkisi. Emoji devri yaklaşıyor. Kelimeler ise hikayeleriyle, geçmişleriyle, melodileriyle, anlamlarıyla ve zenginlikleriyle fazla ağır geliyor gündelik yaşantılarımıza. Bir emoji kâfi geliyor aşkı anlatmaya ve başka bir emoji yetiyor bir aşkın bitip başka bir aşkın başladığını haber vermeye. Hayatlarımızı kelimeler şekillendiriyor. Gereksinim duymadığımız kelimeler ölüyor, gereksinim duyduğumuz yeni kelimeler (ya da emoji'ler, caps'ler ve gif'ler) doğuyor. Fakat belki, küçük bir olasılık da olsa belki, henüz ölmeden evvel kelimeler de hayatımızı şekillendirebilir mi? Hemdem kelimesini öğrendiğinde bir insanın yaşadığı boşluk duygusu, o âna kadar tatmadığı bir özlemi yaratabilir mi? Bir ihtimal olsun, kelimeler de hayatımızın rotasını değiştirebilir mi? Arzularımızı, gâyelerimizi, önceliklerimizi sorgulatabilir mi? Sanki böyle bir ihtimâl var. Çünkü bazı kelimeler bugüne kadar kullanıldıkları tüm cümlelerden, tarif ettikleri tüm duygulardan, onları telâffuz eden tüm insanlardan bir şeyler biriktirmiş ve daha önceden hiç duymamış olsak da, unutmuş olsak da gönlümüzün derinliklerinde bir şeyleri sızlatıyor. Bu sızı bir umuttur
Önsöz, Can Yayınevi·Kitabı okudu
Eğitim