aşk, her kesim için için aynı mı işler? hakiki sevda, insanı kul köpek mi eder? inanın ben de bilmiyorum bunu. zira ne yaşamın derin kuyusunda ne ölümün sonu gelmiş kıyısındayım. tek bir şeyden eminim, sevda umuttur. beklemeyi, sabretmeyi öğretir. yanlış bir şeyi beklerken sabrının gücünü görür, bundan böyle hayatı beklemeyi öğrenirsin. doğru bir sevdayı bekliyorsan da zaten gelecektir. zannımca.. "ama ben beklemiştim, tıpkı kaderimi bekler gibi seni beklemiştim."
şimdi bakınca, gurursuz bir âşığın, güzel bir kadının sevdiği adama kendini tanıtmasını okudum bu kitapta. ama bir tek bunu değil. aşkın, bir kız çocuğuna kapı tokmağını öptürecek hale getirdiğini okudum,
"elinin değdiği kapı mandalını öpmüştüm meselâ, binaya girmeden önce fırlattığın puro izmaritini çalmıştım, o izmarit benim için kutsaldı. çünkü senin dudakların değmişti ona. akşamları bir bahane bulup yüzlerce kez sokağa koşardım, ışığı açık olan odanı görmek için. böylece varlığını, o görünmez varlığını daha da bilerek hissedecektim."
(sayfa 19)
kutsal şey sevda. kutsallaştırdığın kadar kutsal sevda. kendini yitirmedikçe güzel, yitirdiysen de bulma gayretinde isen güzel.
sevda kuşun kanadında demiş cem karaca,
ve ben derim ki
gayen kavuşmaksa uçacaksın sen de,
sırtına taktığın naylondan kanatlarla.
o kanat beni taşımaz diye yalan buyurma,
koca sevdayı taşıyan kuşlardan sonra,
kim inanır söylediğin bu yalana...
yazımı okuduysan teşekkür ederim, içten. kitap, en az teşekkürüm kadar içten tavsiyedir. popülerite içinde yiten bir kitap olsa da her genç kadının elinden en az bir kez geçmesi gereken bir kitap. bir buçuk saatte bitti 64 sayfa, zira her kısım öyle içtendi ki ağlamamak ve her sayfayı iki defa okumamak işten değildi! tek bir şeyden eminim, ben itiraf için ölmeyi beklemeyeceğim...
sevda, kuşun