Emre Kurban

Emre Kurban
@krbnemre
Respice post te, Hominem te esse memento, Memento Mori
Araştırma Görevlisi
Istanbul
18 okur puanı
Aralık 2018 tarihinde katıldı
Puan vermedi·648 syf.··
2018 10. kitabı
Zorba, Modern Klasiklerin en önemli eserlerinden biri. Nikos Kazancakis, bu eserinde Alexis Zorba adında bir karakter yaratıyor. Bu, "Anti Karakter" tiplemesinin en önemli örneklerinden. Aslında topluma örnek olacak bir insan değil Zorba. Çünkü toplumlar örnek insanları belli bir kalıba sokar. Örnek insan nedir sorusunun net bir cevabı yoktur ama ne değildir aşağı yukarı her toplumda belli cevaplar vardır. İşte olumsuz cevapların birçoğu Zorba'da bulunur. Mesela kabadır, cahildir, sert mizaçlıdır, hırçındır, büyük hedef ya da hayalleri yoktur, anı yaşayan biridir ve yarınını çok düşünmez ayrıca Tanrı'ya dahi çok fazla güvenmez. Aslında herkes gibi insandır, insan gibi insandır. Zorba, iyi dosttur, vicdanlıdır, merhametlidir, açık sözlüdür, cömerttir, samimidir. Yani her insanın fabrika ayarlarında olduğu düşünülen özellikleri de vardır ve bu sebeple bu güzellikleri de çok göze görülmez. İşin ilginci başka insanlar da bunlar hiç görülmez. O, Patron ile romanı götürür, o Patron'a dosttur, yoldaştır, arkadaştır. “Ne makine şu insan be! İçine ekmek, şarap, balık, turp koyuyorsun; iç çekmeleri, gülüşler ve düşler çıkıyor. İmalathane! Sanırım beynimizde konuşan bir sinema var.” diyor bu romanda Kazancakis. O da bu cümleyi kuran Alexis Zorba'yı düşlüyor. Hatta belki Zorba'nın ta kendisidir. Zira Kazancakis'in mezarında sanki Zorba'nın ağzından çıkmışçasına "Hiçbir şey ummuyorum, hiçbir şeyden korkmuyorum, özgürüm." yazmaktadır. En sevdiğim kitaplar ne zaman sorulsa aklıma ilk gelen iki üç eserden biridir bu. Belki de aklıma gelen en güzel düşlerden de biridir. Bu düş bence hayatın belli dönemlerinde yeniden okunmalı. Okumamış olanlar ise rica ediyorum bitirmek için acele etmesin.
Edebiyat
ZorbaNikos Kazancakis · Can Yayınları · 201620,6bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
9/10
·496 syf.··
2018 9. kitabı
Daron Acemoğlu, dünyanın en çok alıntılanan 10 ekonomistinden biri ve MIT'de ekonomi profesörü. Ekonomi ile ilgili çalışmalarından dolayı ileride Nobel Ekonomi Ödülü alması da beklenmekte. Onun James A. Robinson ile hazırladığı "Why nations fail?" Yanı "Ulusların Düşüşü" kitabı tüm dünyada büyük bir etki yarattı. Sosyal ekonomi ve ekonomi tarihi alanında yazılan, benzer coğrafyalarda, benzer şartlar altında ulusların nasıl refah seviyelerinin farklılaştığını hukuk, fikir patenti, fırsat eşitliği gibi kapsayıcı unsurlar çerçevesinde inceleyen oldukça akıcı, okunası bir kitaptır. Bir ulusun sahip olduğu kurumlar ne kadar "kapsayıcı" ise, yani toplumu oluşturan farklı çıkar gruplarının, seslerin, renklerin, katmanların güçlü temsiline ne kadar açıksa, o kadar ileri gideceği iddia ediliyor. Gücün tek elde ya da küçük bir zümrede toplandığı, dışlayıcı ve sömürücü kurumlara sahipse geride kalacağı anlatıyor. Kitap aslında bu açıdan Amerikancı Neo-liberal ekonomi kuramlarının bir nevi propagandasını yapmakla suçlansa da oldukça kapsamlı ve orjinal olasından dolayı da taktire şayandır.
Siyaset
Ulusların DüşüşüJames A. Robinson · Doğan Kitap Yayınları · 20133,570 okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2018 15. kitabı
Cengiz Aytmatov, kimilerine göre 20. yüzyılın en büyük yazarlarından biridir ki bence de öyledir. Aytmatov, Sovyet toplumcu gerçekçiliğinin en önemli temsilcilerinden biri olarak birçok eserinde siyasi ve sistemsel eleştirilerde bulunmuştur. Elveda Gülsarı ise onun edebiyatının en güzel eseridir bence. Ekim Devrimine ve sonrasında gelen Sovyet rejimine oldukça bağlı Tanabay ile onun güzeller güzeli yorga atı Gülsarı'nın hayatıdır bu kitap. Dünya edebiyatında "Minor Edebiyat" kavramının en büyük birkaç temsilcisinden biri olan Aytmatov, bu eseride Tanabay gibi devrime sonuna kadar sadık bir insanın gün geçtikçe rejimden uzaklaşmasını ve Tanabay'ın hayatının bir at ömürlük kısmının hikayesini Rusça olarak yazıyor. Çünkü Rusça ile çok daha geniş kitlelere ulaşabilecek ve hem sanatını hem de eleştirilerini çok geniş kitlelere iletebilecektir. Yıllar önce (sanırım ilkokulun ilk yılları, yani milattan önce) bir insan ile tilki arkadaş olabilir mi diye sormuştum teyzeme ve o da bana küçük prensi vermişti. Çok sevmiştim. Uzun yıllar sonra yine okumuştum ve yine sevmiştim. Ama Elveda Gülsarı'dan etkilenmiştim. Soyle düşünün; bir insanın hayatını anlatacaksınız. Ve bunun için belli bir zaman dilimine ıhtiyaç vardır. Zamanı ölçecek bir takvim ya da saate. Bu eserde zaman Gülsarı'nın hayatıdır. Zaman ölüme doğru ilerlemektir. Zaman geride iz bırakacak adımlar atabilmekte, anılar ve hatıralar biriktirmektir. Zamanın saat ya da takvimden öte birşey olduğunu bu kitapla anladım. Zaman bir ömürdür. Ve bu kitapta Tanabay'ın hayatının bir kesiti verilmiştir. Hayatının bu kesiti onun çok sevdiği, en güzel anılarını yaşarken yanında olan, mutluluğunun ve kederlerinin şahidi olan atı Gülsarı'nın tüm ömrüdür.
Edebiyat
Elveda GülsarıCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 202321,1bin okunma
Puan vermedi·250 syf.··
2018 21. kitabı
Bizans-Arap Savaşları halk edebiyatı için çok önemlidir. Bu savaşlar Araplara Zate'l Himme, Türklere Battal Gazi Destanı'nı kazandırmıştır. Bizans'a da Digenes Akrites kalmıştır. Aslında en ilginç destan da budur. Digenes çift soylu demek. Akrites uç beyi demek. Yani ismin tam anlamı çift soylu uç beyi demek. Sebebi ise Digenes'in babası soylu bir Arap'tır. Sonra bir Bizanslı soylu kızına aşık olur. Din değiştirip o kızla evlenir. Bu evlilikten Digenes doğar. Yani gelenek bozulmuyor. Bizans hala kız tarafı ama bu sefer iç güveysi almışlar. Bu evlilikten dolayı doğan çocuğa çift soylu demişler. Digenes daha çok Kuzey Suriye ve Güneydoğu Anadolu Bölgeleri'nde yurt tuttuğu için ve buralar Bizans Arap sınır bölgesi olduğu için uç beyi demişler. Destan günümüze kalan tek Bizans destanı olmakla beraber ilginçlikleri bitmiyor. Digenes Müslümanlardan ziyade Hristiyan eşkiyalarla ve halka zulmeden Hristiyan soyluları ile mücadele ediyor. Tabi çağının imparatoru Basileos da bunlarla uğraşmıştı. İmparator II. Basileos, Bizans'a en parlak devirlerinden birini yaşattı ve Bizans-Arap Savaşları'nda üstünlüğü Bizans'ın almasını sağladı. Bizans'ın iç işlerinde daha adil ve halkçı bir düşünceye sahip olması, Digenes Akritas Destanı'nda kahraman üzerinde en açık şekilde görülebiliyor. Bizans'a karşı ön yargıları yıkar. Güzel bir hikayesi var.
Tarih
Digenes Akrites Günümüze Ulaşan Tek Bizans DestanıRichard C. Dietrich · TARİH VAKFI YURT YAYINLARI · 04 okunma
9/10
·376 syf.··
2018 1. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 17 Kasım 2018 14:53
Dr. Esra Özsüer, bu kitabını beş bölüm üzerine kurmuş. Kavramsal olarak ilk "İmaj" kavramını ele almış ve buradan "Öteki ve Kimlik" isimli ikinci bölüme geçmiştir. Öteki oluşturmada imajın önemini ve kimlik inşasında ise ötekinin üstlendiği rolü ele almış. Üçüncü bölümünde Batı'daki Doğu imajını ve oryantalizmi ele almış teoriden ve kavramsal anlatımdan tarihsel anlatıma geçmiştir. Türk imajına burada değinilmiş ve kitabın iskeletini oluşturan ana bölüme yani Türkokratia'ya geçilmiş. Türkokratia Yunanistan'da Türk idaresinin olduğu döneme deniyor. Burada hocamız Yunanlılar üzerinden Türk algısını, imajını ve bu imajın Yunan Ulusu'nun inşasında nasıl etkili olduğunu anlatmış. Son bölümde ise "Yunan Tahayyülünde Türk" başlığı üzerinden hem genel bir özet oluşturmuş, hem konuyu toparlamış. Yunanistan örneği üzerinden Türk imajının incelendiği bu eser genel olarak Batı'nın Türk'e bakışını da yansıtması açısından oldukça değerli ve önemli bir çalışma.
Tarih
TürkokratiaEsra Özsüer · Kronik Kitap · 201846 okunma