Kaçışın Hikâyesi
“Ailesiyle arkadaşlarının Claire’i çok sevdiğini, zeki ve sıcakkanlı bulduğunu anlattı. O da aynı fikirdeydi. Evlenme teklif etmezse onu yitireceğine inanıyordu herkes. Bir gün kendini Claire’e çocuk istediğini, evlenmek istediğini anlatırken bulmuş, evlenme teklif etmiş, derken bir ev tutmuş ve düğünlerini planlamaya başlamışlardı. Bunları, yapması – yapmayı istemesi – gerektiğini düşündüğü için yapmıştı fakat düğüne haftalar kala, içinde devam edemeyeceği yönünde bir hisle burada, terapi koltuğundaydı.
Düğünü iptal etmenin cesaret gerektirdiğini düşünmek istedim fakat aniden duruşu da baştan beri ilerleyişi kadar düşünmeden yapılmış gibi geliyordu. Cinselliğiyle ilgili kuşkuları da yerine oturmuyordu – çevresindekilerin kabul edeceği tek mazeret olduğuna inandığı için bu düşünceye tutunduğunu düşünüyordum.
Düğünü durdurmayı umutsuzca istediği açıktı fakat nedenini söyleyemiyor, neden böyle olduğunu kendine açıklayamıyordu. Notlarım, depresyona girmekte olduğunu ve hemen yardım alması gerektiğini vurguladığım cümlelerle bitiyordu. Depresyonun nedenini anlamasını kolaylaştıracak, altında yatan endişeleri netleştirecek deneyimli bir terapiste gereksinim duyuyordu.
Michael’ın asıl derdinin işitilmek olmadığı düşüncesinde teselli buldum; o benden başka bir şey istiyordu – nişanlısından ayrılmak için izin istiyor gibiydi. Nişanlısına ve ailesine götürebileceği bir şey söylememi istediğini hissettim; belki düğünden sonsuza kadar muaf tutulmasını sağlayacak bir mazeret notu.”
— Stephen Grosz, İncelenen Hayatlar, Yapı Kredi Yayınları, s.54–55