''Duvak günümüzdü. Kasabada yürüyordu ve adam onu birden kapıverdi, atının terkisine attı ve yaban hayata doğru sürüp gitti, kızı bir daha gören olmadı.''
- KIZIN AĞLAYIP ÇIĞLIKLAR ATTIĞINI BÜTÜN KASABA GÖRMÜŞKEN ERKEKLER ANNA'NIN YETERİNCE DİRENMEDİĞİNİ SÖYLEMİŞ ve onun yerine küçük kız kardeşini cezalandırıp kızı fahişelik yapmak üzere kasaba dışında sürmüşler. Hikayenin bu kısmını kimse anlatmıyor.
Çok ince ama bir o kadar da dolu içeriği olan bir kitaptı benim için...
Hayatı sorgulamama neden oldu adeta...
5 kısa öyküden oluşuyor kitap, ve isminden anlaşıldığı üzre sonu ölüm ile bitiyor her öykü, fakat her birinde farklı insanların, farklı hırsların, farklı hayat hikayeleri kaleme aldı yazar... Zaten başında yazar hakkında da bilgi verilmişti, orada bir etkilendim, kitabın içeriği de gerçekten bana yeni bir pencere açtı!
Kesinikle herkesin okuması gereken bir kitap bence, gözüm kapalı öneriyorum!
Benim en sevdiğim öykü, üçüncü öykü oldu, çünkü gerçekten çoğu fedakar insanların durumunu anlattı resmen, gerçi diğerleri de çok fazla hayati mesaj barındırıyordu!
Yani övmek için kelimeler yetersiz! Okuyun anlayacaksınız, okuyan anladı zaten beni! :)
Annelerin en büyük sıkıntılardan biri bebeklerde, uyku düzensizliği..
Ben biraz geç okudum çünkü kitap daha çok minik bebekler için yazılmış, benimki 20 aylık, gerçi bu aylar için de bölümler vardı fakat rahatsız olduğum noktalara değinirsek, yazarın taktikleri bana çok soğuk, çünkü daha çok bebeği ağlatmak üstüne yazılmış.. Yani benim ne annelik yüreğim, ne vicdanım bir bebeği odada tek başına bırakıp ağlamasına göz yumamaz. Bu bebeğe bir şey öğretmez bence, çaresiz olduğu için kabullenmek zorunda kalır Hatice Kübra Tongar 'ın dediği gibi.
Onun dışında gayet akıcıydı, tek oturuşta bitebilecek bir kitap, kitabın sonunda da annelere özel bölüm ayrılması da çok ince bir düşünceydi bence...