9/10
·120 syf.··
2026 20. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 16:43
Victor Hugo'nun Bir İdam Mahkûmunun Son Günü romanı, yalnızca bir idam mahkûmunun son saatlerini değil, insan zihninin ölüm karşısındaki bakış açısını etkileyici bir şekilde gözler önüne seriyor. Kitap boyunca mahkûmun hangi suçu işlediğinin bilinçli olarak açıklanmaması, beni sürekli düşünmeye, dikkatimi odaklamaya yöneltti. Sürekli bu kadar kalemi güçlü biri nasıl bir suç işlemiş olabilir ki diye düşünmeden edemedim. En çok etkilendiğim nokta ise, böylesine büyük bir kriz ve ölüm korkusu yaşayan bir insanın düşüncelerini böylesine düzenli ve derin bir şekilde ifade edebilmesiydi. Victor Hugo, karakterinin zihnini öylesine güçlü yansıtmış ki, okurken yalnızca olayları değil, onun çaresizliğini ve iç hesaplaşmasını da hissettim. Kesinlikle tavsiyedir. 10/9
İnceleme
Bir İdam Mahkûmunun Son GünüVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2026152,8bin okunma
Puan vermedi·240 syf.··
2026 36. kitabı
Yazarın Uzak Tuzaklar dan sonra okuduğum ikinci eseri oldu Mutluluk Yaka Paça. Yazarın bir eğitimci geçmişi var ama psikoloji eğitimi açısından bir geçmişi yok. Eserlerinde ana karakterle birlikte yan karakterlerin duygu değişimlerini, kişilik gelişimlerini psikolojik ve sosyal açıdan çok etkili bir dille kaleme alıyor. Sosyal statüleri farklı olan bir doktor( Seda) ile ailesini kaybeden bir çocuğun akrabalarının da sahip çıkmamasıyla önce sığınma evine verilmesi ardından özgür olmak istemesiyle sokaklarda yaşamayı seçen Arif(Aziz)in aşklarının mutlu sonla bitmemesini konu alıyor. Rıdvan Aklan dili ve kurgusu insanı cezbediyor.
Mutluluk Yaka PaçaRıdvan Aklan · Yaka Yayınları · 2021106 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·300 syf.··
Beğendi
·
2026 32. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 11:38
"Direnmek yaratmaktır" düşüncesiyle yol alırım bu düşüncemin felsefi zeminde ifade edilişinin konu alan bir kitabin varlığından haberdar olunca okumak istedim. Bana dayatılan ya da kaderin karşıma çıkardığı her ne varsa yenilmek ,pes etmek yerine direnmeyi secenlerdenim. Sabretmenin tepkisiz ve etkisiz kalmak degil diri kalarak dayanabilmek oldugunu düşünürüm. Kendi duruşumu yaşama yansıtmanın yolu direnmektir. Böylece hayata kendi dokunuşu mu yapmış olurum. 22 Haziran 1919 da Amasya Genelgesinde yer alan “Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.” M. K. Atatürk Bu söz benim yol göstericim olmuştu. Beni ayakta tutacak olan benim azim ve kararlılığımdı. Dayanıklılık başlangıçta aklıma gelmeyen yeni ufuklar açılmasına da neden olduğunu gözlemledim yolculugumda. Bunun bana hediyesi ne? diye sorarım köşeye sıkıştığımda Kitaba gelirsek; Kitabın Arka Kapaktan bir bölüm aktarmak istedim. "Son on, yirmi yıldır dünyada kapitalizme karşı alttan alta gelişen saldırı hareketini "küreselleşme-karşıtlığı"yla ifade etmek ya da bununla sınırlamak yeterince açıklayıcı olamamaktadır. Direnmek, Yaratmaktır’da filozof Miguel Benasayag ile gazeteci Florence Aubenas, çeşitli örneklerden yola çıkarak bu hareketin özgün bir analizini sunuyorlar. Filozof Gilles Deleuze de "Yaratmak direnmektir" diyerek sanat ve felsefe ile otoriteye ve tekdüzeliğe karşı en güçlü direniş biçimi olduğunu vurgulamış. "Bir kadın, 'Beni içine kapattığınız rolde baktığımda sistemi berrak bir şekilde görüyorum, ' dediğinde; yana doğru bir adım atmış olur. Onun söylemi tümelleşir . Tekilligine rağmen ya da daha dogrusu bu tekillik sayesinde, tüm insanlığın içinde yansıdığı bir ayna haline gelir.. .... 'Sizin durumunuzu bir yana koyalım, dünyanın bütünü için ne düşünüyorsunuz?'
Direnmek YaratmaktırFlorence Aubenas · Versus Yayınları · 20075 okunma
Savaşan Devletler Dönemi disiplinini ve felsefesi
Puan vermedi·88 syf.·
2026 2428. kitabı
Bu kitap, iki ayrı antik Çin askeri strateji klasiğini tek ciltte buluşturuyor. Wuzi (Wu Qi): Savaş sanatını sadece fiziksel güç veya taktik olarak değil; siyaset, disiplin, moral ve hükümdar-komutan ilişkisi üzerinden ele alan bir eserdir. Wu Qi, devletin güvenliğinin sadece ordudan değil, halkın güveni ve yönetimin adaletinden geçtiğini vuruluyor. Sima Fa (Sima Rangju): Daha çok askeri yönetim, disiplin, hiyerarşi ve savaşın hukuki/etik çerçevesi üzerine odaklanır. Ordunun nasıl organize edilmesi gerektiği ve bir komutanın sorumlulukları üzerinde duruyor. savaşın sadece kaba kuvvetle değil, yüksek bir disiplin, stratejik zeka, insan yönetimi ve etik bir çerçeve ile kazanılabileceğidir. Savaş, son çare olarak görülmeli; ancak kaçınılmaz olduğunda, devletin ve halkın selameti için en rasyonel ve disiplinli yöntemlerle yürütülmelidir. Kitap sadece askerler için değil, yönetim bilimi, liderlik ve kriz yönetimi ile ilgilenenler için de zengin bir kaynak niteliğinde...
Savaş KanunlarıWu Qi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20267 okunma
Körlük Gözde Değil, İnsandadır...
9/10
·336 syf.·
2026 183. kitabı
Sivas’ın Kangal ilçesine ilk kez gidiyordum. Çocukluğumdan beri adını duyduğum, dünyanın en güçlü çoban köpeklerinden biri olarak gösterilen Kangal köpeklerini yerinde görmek istiyordum. Fotoğraflarına defalarca bakmış, haklarında onlarca yazı okumuştum. Fakat bazı şeyler uzaktan öğrenilmiyor. Bazı değerleri anlamak için onların bulunduğu toprağa basmanız gerekiyor. İlçeye vardığımda ilk dikkatimi çeken şey bozkırın dinginliği oldu. Şehirlerin bitmek bilmeyen gürültüsünden sonra buradaki sessizlik insana yabancı gelmiyor, aksine yıllardır özlediği bir sesi yeniden duyuyormuş hissi veriyordu. Kangal köpeklerini ilk gördüğüm an ise anlatılan hiçbir cümlenin onları tam karşılamadığını anladım. Heybetleri yalnızca iri cüsselerinden gelmiyordu. Bakışlarında acele etmeyen bir güven vardı. Kendilerini ispatlamak zorunda olmayan canlıların huzuru... Sürünün etrafında dolaşırken attıkları her adım ölçülüydü. Gereksiz hiçbir hareket yapmıyorlardı. Güçlerini göstermek için saldırmaya ihtiyaç duymayan bir asaleti seyrediyordum. Uzun süre onları izledim. Sonra yürümek istedim. İlçenin dışına doğru uzanan eski demiryoluna çıktım. Rayların üzerinde ağır ağır ilerlerken karşıma yıllardır ayakta duran Deliktaş Tüneli çıktı. Taştan örülmüş kemeriyle bozkırın ortasında sessizce bekliyordu. İçeri girdim. Her adımda dışarıdaki gün ışığı biraz daha geride kaldı. Tünelin serinliği yüzüme vuruyordu. Ayak seslerim taş duvarlardan geri dönüyor, sanki önümde benden birkaç saniye önce yürüyen başka biri varmış gibi yankılanıyordu. Tam tünelin ortalarına yaklaşmıştım ki uzaktan rayların titrediğini hissettim. Ardından trenin sesi duyuldu. Hızla duvara yaslandım. Lokomotif yaklaştıkça karanlığın içini delen beyaz far büyümeye başladı. Bir an...
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022132,3bin okunma
Puan vermedi·384 syf.··
2026 43. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 22:43
"Margaret Atwood’un kaleme aldığı Damızlık Kızın Öyküsü, sadece bir gelecek senaryosu değil; özgürlüklerin, adaletin ve kadın haklarının ne kadar kırılgan olduğunu yüzümüze vuran sarsıcı bir başyapıt.Hristiyanlığın bir mezhebine bağlı gibi görünen bir örgüt darbeyle başa geliyor.Kadınların kimliğini yok etmek için kurulmuş bir distopya aklı başında olan okurlar aslında bunun sadece kadına yönelik olmadığını erkekleride ne denli gözden düşürmüş olduklarını anlar.Başta bulunan komutanların asıl olam eşleri doğurma yetilerini kaybetmiş fakat onların yerine kimliği yok edilmiş silikleşmiş damızlık kızlar var.Kriz geçirmelik bir kitaptı resmen bitince tek kelime 'vay be' dedim.Yavaş bir akışı var ama ben okurken sıkılmadım. Dizisi varmış kafamı toplayınca ona başlıcam. "Artık kısır erkek diye birşey yok, resmi olarak.Doğurkan ve kısır kadınlar var kanun böyle." syf86
Damızlık Kızın ÖyküsüMargaret Atwood · Doğan Kitap · 201914,7bin okunma