Türkiye'nin çok partili siyasi tarihine baktığımızda, liderlerin yakın çevrelerinin, kardeşlerinin ya da çocuklarının ticari faaliyetleri neredeyse her dönem siyasetin en büyük kriz ve tartışma başlıklarından biri olmuştur. Siyaset sosyolojisinde ve hukukta bu durumun kronik bir sorun olmasının temel sebebi, "siyasi güç ile ticari faaliyetin yapısal olarak birbirinden ayrıştırılamamasıdır." Liderin akrabası ne kadar "kendi bileğinin hakkıyla" ticaret yaptığını savunursa savunsun, o ismin arkasındaki siyasi gölge; bürokraside kapıların daha hızlı açılmasına, kredilere daha kolay erişilmesine veya denetimlerin gevşemesine yasal ya da psikolojik bir zemin hazırlar. 1970'li yıllarda Süleyman Demirel'in başbakanlığı döneminde, yeğeni Yahya Demirel üzerinden patlak veren "Hayali İhracat" skandalı, Türkiye'nin yolsuzluk tarihinin en bilinen sembollerinden biridir. Olayın Özü: Yahya Demirel, mobilya ihraç ediyormuş gibi sahte belgeler düzenleyerek devletten yüksek miktarda vergi iadesi (teşvik) almıştı. O dönem yapılan incelemelerde, ihraç edildiği beyan edilen ceviz kaplamalı lüks mobilyalar yerine yurt dışına aslında değersiz sunta veya kereste gönderildiği ortaya çıktı. Siyasi Etkisi: Bu skandal, Demirel'in siyasi kariyerinde muhalefet tarafından (özellikle Bülent Ecevit liderliğindeki CHP tarafından) en sert eleştirilen zayıf nokta oldu. Demirel, "Yeğenimin yaptığı ticaretten ben sorumlu değilim" dese de, kamuoyunda "devlet imkanlarının aileye sunulması" algısı kalıcı hale geldi. 1990'larda ise bu kez Demirel'in diğer yeğeni Murat Demirel'in adı Egebank'ın içinin boşaltılması skandalına karışacaktı. 1980'li yıllarda Turgut Özal, Türkiye'yi dışa açık kapitalist bir ekonomiye dönüştürürken, ailesinin ve çocuklarının yaşam tarzı ile ticari ilişkileri "Özalizmin" en çok
Sosyoloji
iki kişilik oyun
Kesinlikle tavsiye edeceğim bir performanstı. Bol kahkaha ve keyifli vakit geçirmek isteyenler izleyebilirler. İlk kez aynı tiyatro oyununda bir araya gelen iki usta oyuncu Mert Fırat ve Binnur Kaya, evli bir çiftin çatırdayan ilişkisi üzerinden evlilik, sadakat, toplumsal roller ve bireysel özgürlük gibi konuları hiciv dolu bir dille sahneliyor. Bir evlilik, bir kriz, bolca ironi… Kocasının "özgürlük" adına önerdiği açık ilişki fikriyle altüst olan bir kadının yaşadığı duygusal çöküş ve dönüşüm; kara mizahla örülü, kahkaha garantili bir hikâyeye dönüşüyor. Rollerin değiştiği anda ise patriarkal yapının çifte standardı tüm çıplaklığıyla ortaya seriliyor. Toplumsal cinsiyet rolleri, çifte standartlar ve bireysel özgürlük temalarını işleyen bu tek perdelik komedi; yalın sahne dili, seyirciyle doğrudan kurduğu ilişki ve iki etkileyici performansıyla bolca kahkaha vadediyor.
Tiyatro
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Hiçlik yolunda....2
İnsan kendi varlığının en dibine indiğinde, her şeyin zeminsizliği [mutlak boşluğu] keşfeder. Bu ontolojik kriz bir son sayılmaz rollerin eridiği, gerçek varoluşun çıplaklaştığı yerdir...
İnsan ve Duygular
Özgürlük Üzerine
“Yemek yemek, kıyafet almak, cinsellik... Özgürlük bu üçüyle tanımlandığında çok primitif bir yere varıyoruz. Aslında mağarada yaşayan bir insanla medeniyetle yaşayan bir insanın arasındaki bütün farkların eridiği bir eşik oluyor. Hâlbuki yemek yemek, barınma, cinsellik bunlar zaten temel ihtiyaçlar. Özellikle cinsellik, doğu toplumlarında evliliğin ertelenmesiyle bir kriz haline gelmiş ve özgürlüğün gizli bir tanımı olmuştur. Peki cinselliğin özgürce yaşandığı Batı'ya baktığımızda fotoğraf ne? Batılılar akın akın Orta Doğu, Afrika ve Asya seyahatleri yapıyor. Cinsellik, alkol, satın alma özgürlüğü onları tatmin etmiyor.” Cins Dergisi
Alıntı
Eskiden, benliğimi tanımadan önce; imalarla konuşur, sözü ortaya bırakır, insanların kendini anlamasını beklerdim. Sonra fark ettim ki o davranışların tamamı, henüz kendini yönetemeyen zihnimin ürünüymüş. İnsan düşüncesini geliştirdikçe zekâsını ispat etme ihtiyacı da ortadan kalkıyor. Çünkü artık karşısındakinin ne söylediğine değil, neden söylediğine odaklanıyor. Niyeti gören biri, tartışmayı değil, sessizliği seçiyor. Bazı cevaplar cehaleti büyütür; bazı suskunluklar ise onu kendi ağırlığıyla baş başa bırakır.(a.ka)
Psikoloji
Küresel siyaset sahnesinde bugün haritalara baktığımızda gördüğümüz sınır çizgilerinin çok büyük bir kısmı, adil birer bölüşümün değil, sömürgeci imparatorlukların geri çekilirken bilerek yanlış attığı dikişlerin eseridir. İngiltere, Fransa, İspanya gibi emperyal güçler egemenlik alanlarını terk ederken arkalarında net, hukuki ve homojen sınırlar bırakmak yerine, pimi çekilmiş el bombaları andıran "Kasıtlı Çözümsüzlük" alanları imal etmişlerdir. Bu stratejinin temel amacı; yeni kurulan devletlerin enerjilerini birbirleriyle savaşarak tüketmesini sağlamak, bölgesel bir süper gücün doğuşunu engellemek ve her iki tarafı da kalıcı olarak Batılı bir hakeme ya da silah tüccarına muhtaç kılmaktır. Dünya üzerinde bu sinsi mühendislikle üretilmiş, günümüzde hâlâ kanayan ve küresel dengeleri sarsan en kritik sınır sorunlarını şu şekilde haritalandırabiliriz: 1. Güney Asya ve Uzak Doğu: İngiliz Sömürge Laboratuvarı İngiltere, sömürgelerinden çekilirken harita üzerinde cetvelle çizgi çekme ve etnik/dini unsurları birbirine düşürme konusunda en kusursuz sabıkaya sahip ülkedir. Keşmir Meselesi (Hindistan - Pakistan): 1947 yılında İngiltere alt kıtayı apar topar ikiye bölüp giderken, nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan ama yöneticisi Hindu olan Keşmir’in statüsünü ucu açık bıraktı. Bu bilinçli belirsizlik, iki komşu ülkeyi nükleer silahların gölgesinde üç büyük savaşa sürükledi. Sorun bugün hâlâ iki ülkenin kalkınma enerjisini emen kalıcı bir kara deliktir. Durand Hattı (Afganistan - Pakistan): 1893 yılında İngiliz diplomat Mortimer Durand tarafından çizilen bu sınır, Peştun etnik kökenine sahip halkı tam ortasından ikiye böldü. İngiltere bölgeyi terk ettikten sonra Afganistan bu sınırı hiçbir zaman tanımadı. Bugün Taliban yönetimi dahil tüm Afgan hükümetleri ile Pakistan
Tarih