“Yapmacıklık, ne şekilde olursa olsun en akıllı, en sağgörülü adamı bile kandırabilir; ama yapmacıklık ne kadar büyük bir ustalıkla gizlenirse gizlensin en kötü anlayışlı çocuk bile onu anlar ve tiksinir.”
Sayfa 351 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okuyor
“Stepan Arkadyiç aşırı olmayan, ancak çoğunluğun desteklediği liberal bir gazete alır ve okurdu. Aslında ne bilim, ne sanat, ne de politika onu ilgilendirmediği halde bütün bu konularda çoğunluğun ve çoğunluğun gazetesinin izlediği görüşleri katı bir biçimde destekler ve bu görüşleri ancak çoğunluk değiştirdiğinde değiştirirdi ya da daha doğrusu bu görüşleri değiştirmez, bunlar onun kafasında fark etmeden kendiliğinden değişirdi.”
Sayfa 10 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okuyor
“Artık uzak kalmayacak Odysseus baba toprağından,
demir zincirlerle bağlasalar onu kıskıvrak,
yine bulacak buraya gelmenin yolunu,
çünkü binbir türlü çare var onda.”
Sayfa 9 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okuyor
Ruth kendi ufkunun ötesinden çıkıp gelen bu adamın böylesi anlarda engin ve derin kavramlarla ufkunun çok ötelerine kadar ışık saçabileceğini asla düşünemezdi. Ruth’un sınırı, ufkunun sınırıydı ve sınırlı beyinler ancak başkalarındaki sınırları görürdü. Ruth, derin bir bakışa sahip olduğunu sanıyor, Martin’in bu bakışla çelişen görüşlerinin, onun sınırlarını gösterdiğini düşünüyor ve onun da kendisi gibi bakmasını sağlamanın, onun ufkunu kendi ufkuyla aynı olana kadar geliştirmenin hayalini kuruyordu.
Sayfa 85 - Türkiye İş Bankası Yayınları·Kitabı okudu
“
Gün geçtikçe, Uçurum’daki insanlar için evliliğin akıl kârı olmamaktan da öte, bir suç olduğuna kanaat getirdim. Onlar, duvarcının reddettiği taşlardı. Toplumun tüm güçleri onları çürüyüp gidene dek aşağı çekerken, sosyal dokuda kendilerine yer bulamıyorlardı. Uçurum’un dibinde en güçsüzler, sersemler, embesiller vardı. İnsan hayatı o kadar ucuzdu ki, bunlar çocuk sahibi oldukları takdirde, hepsi kendiliğinden çürüyüp gidiyordu. Tepelerinde dünyanın işleyişi aynen devam ediyor, onlarsa bunun bir parçası olmak istemiyorlardı; olamazlardı da zaten. Hem dünyanın işleyişi onlara ihtiyaç duymuyordu. Yukarıdakilerin sayısı çok fazlaydı, hem de onlardan daha iyi durumdaydılar; bu adamlar ise yokuşu tırmanıp duruyor ve aşağı kaymamak için çılgınca mücadele ediyorlardı.”