Yazarın kalemine dair okuduğum ilk eserlerden biri ve son olmayacak öylesine doğal ve olayları tüm içtenliğiyle anlatıyor ki okuma sırasında bazı bölümlerde duygusallaşmanız çok normal. Öykümüz Burgazadanın insanlarını,doğasını,denizisini,martısını ve daha fazlasını anlatmaktadır. Eserimizde yer yer kişileştirme sanatına başvurulmuştur ve çokça açıklayıcı anlatım ağır basmaktadır. Beni en çok etkileyen bölümlerden biri Ağıt bölümü olucak ki ekmek parasını denizden çıkaran Apostol efendiydi. İşini severek yaptığından olsa gerek ki bir gün kumbaros kayası civarında sandalda elleri ıstakoz ağını tutuyorken ağın büyük bir kısmı vücudunu sarıyor halde bulunmuş...
Bir diğer öykümüz de Barba Antimos, 80 yaşına geldiğinde ona kalan tek şey duvar hatıraları ve Maksim Gorki bıyıklarından tüten dumanıdır...
Antimosun namuslu seksen senesi duvar yapıp, duvar sıvayıp, duvar badanalayıp günün birinde mide ülserine tutulup mahcup ve kederli bir hâlde olacağını kim tahminin edebilirdi ki... tam kırk senedir yaptığı duvarlar onun büyük, acı, söylenmeyecek sırlarından en büyüğünü hissediyor heralde, bazı akşamlar onlara sırtımı yasladığım zaman zangır zangır titrediklerini duyuyorum. Sait Faik AbasıyanıkSon Kuşlar
Son KuşlarSait Faik Abasıyanık · Doğan Kitap · 202517,1bin okunma
 Ukrayna Bozkırdaki bir yolculuğun hikayesini ele alan bir eserdir. Dokuz yaşındaki Yegoruşko ait olduğu topraklardan eğitim görmek için ayrılır. Önündeki bozkır yolculuğunda karşılaştığı olayları ve durumları kendi gözünden ele alır. Eserde bozkır‘a, canlı varlıklara, rüzgâra, yıldızlara ve bir çok doğa harikası dair Kişileştirme yani teşhis sanatına yer verilmiştir. Sık sık betimlemelerde yer almaktadır. Aslında bu eser doğa ile aramızda bir bağlantı kurmaya ve ders vermeye çalışmaktadır.
Binlerce yıldır gökyüzünden bakan yıldızlar, insanın kısacık yaşamını umursamayan anlaşılmaz gökyüzü ve sis, onlarla göz göze kaldığın ve anlamlarını kavramaya çalıştığında suskunluklarıyla ruhunu ezerler; her birimizi mezarda bekleyen yalnızlığa aklımız takılır ve yaşamın içyüzü, özü umutsuz ve korkunç görünür… 
 Anton ÇehovBozkır
‘’Kasvetli pazar…
Kollarım çiçeklerle dolu
Odamıza girdim yorgun düşmüş kalbimle Gelmeyeceğini biliyordum çünkü
Sevgi ve acıyla dolu şarkılar mırıldandım.
Tek başımaydım ve ağladım sessizce
Fırtınanın uğultuları kulaklarımda çınlarken…
Kasvetli Pazar
Biliyorum çok acı çektiğim bir pazar günü öleceğim İşte sen o zaman geleceksin, bense çoktan gitmiş olacağım…’’
Yazar bu eserinde yaşlı bir adamın karısını kaybettikten sonraki zaman dilimindeki yalnızlığının olumlu taraflarını ve olumsuz taraflarını göz önünde bulundurarak ele almış. kitabımızdaki ego duygusu bazen yalnızlık duygusundan üstün gelmiştir. Bunu komşuları tatile gittiğinde olumsuz şeylerin olmasını istemesinden anlıyoruz. Bazen de yalnızlık duygusunun aslında ne kadar özel bir kavram olduğunu ve empati duygusunu vurgulamıştır.
Kitapta geçen bir cümleden bunu anlayabiliriz. “Çevremizi saran o sonsuzluğa uzanan içi boş kalabalıkların ortasında yalnız olmayı isterdim.”
Dipnot:Çok akıcı bir dile sahip, bir oturuşta okuyabileceğiniz bir kitap fakat yalnızlık duygusunu tamamiyle aktaramayan bir eser. Yalnızlık duygusunu kendi içimde bir parça kırgınlık hissederek okumayı çok isterdim.
Tek Yalnız Ben DeğilimJean-Louis Fournier
Tavşanın kara bir arkadaşı vardır. Zaman zaman neden yanında olduğu anlamasa da aslında onu hep korumak için uyarır omzunda ona bir korumacı gibi yaklaşır, fakat o farkında değildir. Zaman geçer tavşan büyür bir işi olur ardından su samuru ile evlenir. Büyümenin verdiği etkiyle geçmiş zamanın tüm duygularını yaşarken bununla savaşmak için içinde tutmanın ayrı bir yük olduğunu anlar. Su samuruyla bir hayatı değil tüm duygularını da paylaşması gerektiğini düşünür. Bu süreçte Bir kaktüse ardından da bir kuşa bakar. Sürekli rüyalarında gördüğü o evi bir gün görmemeye başlar. Panterle olan bağın aslında farkına varır, ve her anında aslında onun iyiliği için yanında olduğunu bilir.
Her insan küçükken birine sarılıp ağlamıştır mutlaka. Ama yetişkin olduğumuzda artık böyle şeyler yapmayız. Ben babama sarılıp hiç böyle ağlamadım. Bir kere bile. Birine sarılıp teselli bulduğumuz anlar hayatta kaç kez yaşanır ki? Belki de su hamuruyla evlenmeye karar vermemin en büyük sebebi, ona sarılıp ağlamış olmamdı.
Omzumdaki İki ArkadaşLee Suyeon 
Sadece kulaç atmak amacıyla orada bulunmayıp yeryüzündeki tüm sorunlardan sıyrılmak adına orada olan bir topluluk vardı.
Yüzücülerden biri Alice yavaş yavaş demans hastalığının belirtilerini yaşamaktaydı. Aklını ele geçiren bu hastalık gençliğinden, evliliğinden ve bugüne dair olan anılara sızmaktaydı. Bu süreçte bağları kopmuş Anne-Kız ilişkisinin yeniden ortaya çıkışını görüyoruz. Geçen yılların bıraktığı üzüntüler, pişmanlıklar, anılarla dolu hikayeyi ele alıyor kitabımız.
Dipnot: Kitabı okurken duyguları okuyucuya çok güzel aktarıyor. Gözlerinizi yaşartacak nitelikte bir şaheser. Julie Otsuka