Beyti Makdis
"Yunanca İliya vilayeti derler. Süryanice'de Makdine, İber dilinde Has, Araplar Beytülmukaddes derler, Kudüs vilayetidir."
Sayfa 163·Kitabı okudu
Allah Teala şöyle buyurmuştur:(Gerçek şu ki,insanlar için yapılmış olan)"ilk ev,alemlere bir hidayet ve bir bereket kaynağı olan Mekke'deki evdir.Orada apaçık deliller,İbrahim'in makamı vardır.Oraya giren emniyette olur."
Sayfa 275 - 3.cilt·Kitabı okuyor
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Fakat bir avuç Türk, bütün kıtayı tuttu. Koskoca çölü, yapı ve bahçelerle donattık. Geç kalmıştık. Artık ne Suriye, ne de Filistin bizim idi. Rumeli'yi kaybetmiştik. Bir realite hissi ile değil, bir tarih hissi ile kendimizi zor­luyorduk. Anadolu baştanbaşa yapılmak, şehirler, köyler, ev ve tarla zengin olmak, Türkler tamamıyla Batılılaşmak ve sonra da Halep'ten Kızıldeniz'e doğru, nüfus, teknik ve sermaye ile taş­ mak lazımdı. Biz ise Anadolu ' yu aşıp Halep kapısını vurdu­ ğumuz zaman, bayındırlık ve kalabalık görmeye başlıyorduk. Halep, büyük bir şehir, Şam büyük bir şehir, Beyrut büyük bir şehir, Kudüs büyük bir şehir ve hepsi ağyar idi. Lübnan hava­sı, bize Dobruca havasından yüz kat daha yabancı idi. Fakat her yere: -Bizim, diyorduk. Şam, evimiz .kadar bizim, Lübnan bahçemiz kadar bi­zim ... Bu tasarruf ve hüküm hissinin bize damarımızdaki kan­dan geldiğine şüphe yoktu.
Filistin'de yaşanan şey, bir halkın tümüyle dağıtılmasıydı. İnsanlar kendi vatanlarından zorla çıkarıldı ve parçalar hâlinde çevreye savruldular: Bir kısmı Mısır yönetimi altındaki Gazze Şeridi'ne, bir kısmı Ürdün'ün kontrolündeki Batı Şeria ve Doğu Kudüs'e, geri kalanlar ise çevre ülkelerdeki mülteci kamplarına dağıldı. Buna rağmen Birleşmiş Milletler Mülteci Sözleşmesi kapsamında mülteci şeklinde tanımlanmadılar. 1948'de evlerinden edilen Filistinliler, İsrail tarafından mülteci olarak görülmedi. Çünkü böyle kabul edilmeleri, Filistin'in onların ülkesi olduğu ve oraya geri dönme hakları bulunduğu anlamına gelirdi. Oysa İsrail makamları meseleyi bu şekilde görmüyor, hatta geri dönüşün hiçbir şekilde gerçekleşmemesi için ellerinden geleni yapıyordu.
Sayfa 20
Arapların İslam mirasının terk etmelerini ve onda gevşeklik göstermelerini, sosyal hayatta geri kalmalarını ve oyun ve eğlenceye dalmalarını fırsat bilerek, eski şeref ve onurlarını yeniden kazanmak için, tam on dört asır sonra Filistin'e tekrar döndüler. Onlar Kudüs'e nara atarak girerlerken, tüm dünya onların şu haykırışlarını dinledi: "Ey Hayber devrimcileri, Muhammed artık öldü ve geride sadece kızlarını bıraktı!"
Sayfa 66