4/10
·520 syf.··
2026 22. kitabı
Yazarın okuduğum ilk kitabı. Ve sanırım da son kitabı olacak :) Roman polisiye kurgusu ile aile dramı arasındaki denge kurulamadığı için gereksiz yere uzun olmuş. Hikayede ki anlatılmak istenen çok tekrarlamış, her tekrarda bir ip ucu verilmek istenmiş ama verilen ip uçları okura meğer bundan dolayıymış tüm bunlar dedirtmiyor. Kitabın mayası aile her şeydir teması olsa da her türlü ahlaki iğrençliğin içinde bu maya pek tutmamış. Sonu tahmin edilebilir olması açısından da bu kadar hacimli bir kitabı okuduktan sonra bende bıraktığı bana büyük bir külfet oldu duygusu oldu.
KrallıkJo Nesbo · Doğan Kitap · 2021306 okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2026 2. kitabı
Benim için okurken akışı en ağır giden kitaplardan birisiydi. İntihar eğilimli ve kendisine aşağılık kompleksi uygulayan karakterin günlüğü tarzında romandı… Kurgu açısından ağır bunun dışında daha çok karakterin iç dünyasıyla baş başasınız ama bu iç dünyayı okurken karakterin düşünceleri size hiç bir şeyi sorgulatmama ya da merak ettirmeme ihtimali büyük. Dostoyevski okurken de kurgu olarak bu ağırlığı hissedebilirsiniz ama en azından onun karakterlerinin iç dünyası sarsıcı bir şekilde sizi kendinizi bazı şeyleri sorgulatırken buluyor ve okudukça okuyasınız gelebiliyor bu kitapta bunu hissetseydim eğer benim için okuması külfet olmazdı ama okurken sadece karakterin depresif ruh halini hissettiğim için verimli bir kitap olduğunu düşünmüyorum maalesef.
İnsanlığımı YitirirkenOsamu Dazai · İthaki Yayınları · 202560,4bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
6/10
·456 syf.··
2026 20. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 23 Mart 2026 00:12
Hani bazı kitapları okurken çok kızarız; şu karakterler bir kere de akıllı davransın, bir kere de aptal saptal yanlış anlamalar yaşamasın deriz ya, heh işte bu kitap tam da istediklerimizin olduğu türden bir kitaptı aslında. Esas çift her konuda birbirini dinledi ve anladı, iki kuzenin arasını açacak tatsızlıklar yaşanmadı, katakulliler bozuldu. Kitap kılçıksız ilerledi yani. Anastasia'nın amcasıyla ilgili olay bile ilmek ilmek işlendi, geçiştirilmedi. Anastasia ile Breanna aklı başında ve zeki karakterler olunca; Damen de onların zekasını küçümseyen değil, onlarla gurur duyan ve sevdiği kadını her konuda destekleyen biri olunca (ki tarihi aşklarda bu tipe rastlamak zordur) her şey daha da güzelleşti. Amma velakin. Kitap günlerce elimde süründü çünkü hiç akmadı. Bir sayfadan diğer sayfaya geçmek bile külfet gibi hissettirdi hatta. Herhangi bir sayfada okumayı bıraksam devamında ne oldu diye düşünmezdim mesela, o kadar meraklanlandırmadı kitap beni. Öyle olunca arafta kaldım. Zira ortalamanın üstünde bir gidişatı olsa da bu sıkıcılığı yüzünden kitaba çok da yükselemedim.
Tenimdeki MühürAndrea Kane · Siyahinci Yayınları · 201273 okunma
Puan vermedi·74 syf.··
2026 6. kitabı
Ailesine bakmak ve borçlarının ödemek için çalışan genç adam Gregor Sansa, bir sabah çok farklı uyanır. Dönüştüğü yeni böcek bedeninde bile ilk gün işe geç kaldığını ve nasıl yetişeceğini düşünürken aklında hala borçlar ve ailesine karşı sorumlulukları vardır. Dönüşümün ilk gününde işe geç kalması üzerine iş yerinden gelen yetkili ve ailesinin önüne bu yeni haliyle çıkması herkesi şoka uğratır. Tiksinti oluşturan bu yeni hali ailesi tarafından bile dayanılamaz ve odasına girilemez bir durum olarak karşılanır. Başlarda kardeşinin ona iyi davranması ve beslemesi bile çok uzun sürmez ve zaman içinde aile için bile bu durum külfet olmaya ve istenmemeye başlamıştır. Sürükleyici ve acaba Gregor Şamsa bu dönüşümden nasıl kurtulacak diye beklerken kitap çok daha farklı bir sonla biter.
DönüşümFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022268,2bin okunma
Puan vermedi·144 syf.··
Beğendi
·
2022 26. kitabı
Silahlarla ülkeler, kitaplarla gönüller fethedilir. Kitaplar dünyayı değiştirmek için silahçılardan etkilidir. Ülkeler silahlarla fethedilir ama kitaplarla korunur. İslam, kadının şanını yüceltip değerini artırmıştır. Onu erkeğin kardeşi ve hayattaki ortağı kabul etmiştir. Kadın erkekten de erkek de kadından bir parçadır. "Siz birbirinizdensiniz" (Ali İmran 195) İslam, bütün insanlığın ve bütün zamanların dinidir. Bu din, yeryüzünde kula kulluğu yok etmek, şirk ve cehalet karanlığında debelenen insanlığı kurtarmak için gelmiştir. Bu din, kadın-erkek, karı-koca, zayıf-güçlü, zengin-fakir, amir-memur, işçi-patron kısaca kim olursa olsun ve hangi konumda bulunursa bulunsun herkes için rahmettir. Evet bizi yıkan batılılaşma hastalığıdır ve bu hastalığın en çok sirayet ettiği alan da kadın ve ailedir. Bu nedenle Müslüman kızlarımıza gereken değeri vermeli ve onları Rabbani metod üzere eğitmeliyiz. Ateşin ve demirin yıkamadığı bir düşünce haline gelmişti. Ateş ve demir zaman içinde oluşmuş bu düşünceyi yıkamamış ve bu binanın üstünlüğü alçak tağutları ezmişti. Tuğyan gidip kardeşler gelmişti. Tekrar tekrar tağutlar kardeşlerden bazılarının içlerine casus olarak sızdılarsa da her defasında bu casuslar ağaçtan kuru bir yaprağın düşmesi gibi düştüler ve safların arasına giremediler. Kim olursa olsun, kadınla erkeğin vücut ve ruh yapısının aynı olduğunu iddia edebilir mi? Yine bir kimse, annelik ve babalık hadisesine inandığımız sürece hayatta kadının rolünün erkekle aynı olduğunu iddia edebilir mi? ​İslam, kadına esas olarak tabii bir vazife vermiştir. Bu da evin iç idaresi ve çocuk terbiyesidir. Kadın bir genç kız olarak aile olmak için hazırlık yapar. Bir eş olarak evine, kocasına ve çocuklarına ait olur. Bütün zamanını evine ayırır. O evinin efendisi, idarecisi ve
Müslüman KızlaraHasan el-Benna · Ravza Yayınları · 20171,628 okunma
10/10
·88 syf.··
Beğendi
·
2025 624. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 16 Aralık 2025 00:00
"RUH VE ŞİİR HASTALIKLARI" "Oku, iyi bir iş sahibi ol" dediler. Okuma, yazmayı bilmeyen insanların emrinde işe verdiler. "Sabrın sonu selamettir" diyen o atalar Selameti göremeden hep vefat ettiler Saklanan samanın zamanı gelmeden Sakladığım yerden hepsini yürüttüler... Yıllarca fiziksel acıların insanı nasıl kırdığını düşündüm. Ta ki ruhu bedenine dar gelenlerle, sessizce kendi içlerine göç edenlerle karşılaşana kadar. O zaman anladım; kemikleri kırmak, akıl ağrısının yanında sadece bir fısıltı kalıyor. Bedenimiz bir sınır çiziyor: İşte burada bitiyorsun, dercesine. Ama zihin? O sınırsız bir okyanus. Ve okyanus fırtınaya tutulduğunda, sahile vuran her dalga, içimizde bir şehri yıkıyor. Akıl ağrısı tam da bu: Kendi iç şehrinizde yaşanan bir deprem. Dışarıdan sesi duyulmayan, ama enkaz altında kalan parçalarınızın çığlığı. Eser, her türlü acıya direnen insanların, bir düşünce kırılmasına nasıl teslim olduğunu gösteriyor. Fiziksel ya da duygusal yaralar iyileşebilir; fakat aklın içindeki sızı, insanı sessizce içeriden çökertir. Okurken şuna şahit oluyorsunuz: Bir insanın canını acıtmaya çalışmakla, onun aklında bir ağrı olmak arasında büyük bir fark var. İkincisi daha kalıcı, daha yıkıcı. Çünkü akıl ağrısı, insanın kaçabileceği bir yer bırakmıyor. Kitap, kimi zaman bedene dar gelen ruhların sesi oluyor; kimi zaman yitip giden akılların ardında kalan son iz. Bu satırları okurken, belki de kendi ruhunuzun bedeninize dar geldiği anları hatırlıyorsunuz. O anlar ki, nefes almak bile bir külfet haline gelir. Dünya size bir palto gibi ağır, bir gömlek gibi dar gelir. İşte şiir, mısralar, satır aralarına sığdırılmış çığlıklar; tam da bu yüzden bir giysi gibi üzerimize oturur. Çünkü onlar, başkalarının da bizim gibi "dar giyindiğini" hatırlatır. Bu metinlerde şiir, yalnızca
Edebiyat
Ruh ve Şiir HastalıklarıGökhan Çandır · Evrensel Kültür Yayınları · 202510 okunma