İlim konularından birini öğrenen sabırsız kişi, bu bilgisini derinleştiremez. Delilleri tahkik etme zahmetine katlanamaz. Taklit kendisine daha kolay gelir. Çünkü taklit, kendisine bir külfet yüklememektedir. Taklit ettiği kimseleri yücelterek kendisini avutur.
Sayfa 64·Kitabı okuyor
Din
"Dini bir külfet gibi Allah'a borç ödeme gibi anlıyoruz. Allah; "size ihsan ettiğim nimetleri sayamazsınız" diyor. Biz ise borçları sayıyoruz. Bu anlayışı sorgulamalıyız. Kime borç ödüyorsun sen? Kimin malıyla kime borç ödüyorsun? "Al kardeşim borcunu. Daha bana bir şey diyemezsin!" gibi bir şey mi bu? Allah'a borç ödenmez. Seni yaratan O; bütün bu imkânları veren O. O'nun suyuyla abdest alıyorsun, O'nun verdiği eli yıkıyorsun. Ondan sonra da namazla, oruçla borç ödüyorsun, böyle şey olur mu? Görüyor musunuz? En dindarımızın bile kafasında buna benzer şeyler vardır. Mükellefiyet. Din külfet değildir. Nedir? Nimettir; Manevî Rızıktır,Lütuftur. Nasıl ki tabiat sizin maddî rızkınıza kaynaklık ediyorsa, Kur'ân da sizin manevî rızkınızdır.² Allah Teâla dini "nimet" olarak takdim eder: el-yevme ekmeltü le-küm dîneküm ve etmemtü aleyküm ni'metî...³ Bakın, "nimetim” diyor, nimet. Ve Mehmed Zihni Efendi adlı bir âlim kitabına Ni'met-i İslâm adını vermiştir. Muhteşem bir ifade. İslâm'ı bir nimet olarak sunması harika! İslâm'ı bir borç, bir mükellefiyet, bir yükümlülük olarak anlamak yerine su gibi, hava gibi bir ilahi nimet olarak algılarsak, o zaman, yüce Allah'la ilişkilerimiz de değişecektir"s.54
Sayfa 54 - Marmara Akademi·Kitabı okuyor
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
İnsanlık yeni bir sisteme ihtiyaç duymaktadır. Bu sistem küresel krize çare olabilecek bir sistem olmalıdır. Aynı şekilde bu sistem bir ahlak üzerinde yükselmelidir. işte bu ahlak kişinin kendi için istediğini başkaları için de istemesidir. Bu sistem dayatmacı olmayan, kendinden olmayanı yok saymayan, herkes için adaleti gözeten bir sistem olmalıdır. Yine bu sistem çalışanın emeğinin gözetildiği, nimet ve külfet paylaşımında dengeyi salık veren ve sağlayan bir sistem olmalıdır. Ayrıca bu sistem insanla, insanların özgürleşerek bir arada yaşayabilme gereksinimiyle, çevreyle ve evrenle barışık bir sistem olmalıdır. Işte bu barış düzenine adil düzen denir.
Alıntı
Offf ! muthiş
Bir insanı tanımayı arzulamak, kof bir vaattir ve büyük külfet! Günler, geceler, haftalar, seneler boyu dinlemeyi ve gözlemeyi, didiklemeyi ve hissetmeyi, deşmeyi ve dermeyi gerektirir; kabukları kaldırabilmeyi ve altlarından ince ince sızacak, belki de fışkıracak olan kanı görmeye tahammül edebilmeyi... Bunca zahmete katlanamayacak olduktan sonra, daha yolun başındayken dönüp, bu işe hiç kalkışmamak yeğdir.
Sayfa 277·Kitabı okudu
Alıntı
Senin için, nefsini azarlayarak Allah ile beraber olduğun bir meclisten daha hayırlı bir yer yoktur.
Sayfa 20·Kitabı okudu
Din
Hikmeti görmek için bakınca ölüm bile güzel.
وَ يُمٖيتُ[*] Yani, mevti veren odur. Yani, hayat vazifesinden terhis eder, fâni dünyadan yerini tebdil eder, külfet-i hizmetten âzad eder. Yani, hayat-ı fâniyeden, seni hayat-ı bâkiyeye alır. İşte şu kelime, şöylece fâni cin ve inse bağırır, der ki: Sizlere müjde! Mevt idam değil, hiçlik değil, fena değil, inkıraz değil, sönmek değil, firak-ı ebedî değil, adem değil, tesadüf değil, fâilsiz bir in'idam değil. Belki bir Fâil-i Hakîm-i Rahîm tarafından bir terhistir, bir tebdil-i mekândır. Saadet-i ebediye tarafına, vatan-ı aslîlerine bir sevkiyattır. Yüzde doksan dokuz ahbabın mecmaı olan âlem-i berzaha bir visal kapısıdır. [*]"Ölümü veren de Odur."
Sayfa 247 - Rnk Neşriyat, İstanbul - 2023
Din