Lebedev arkasından baktı.Prensin ani dalgınlığı şaşırmıştı onu. Giderken "hoşça kalın demeyi bile unutmuştu hatta vedalaşmak anlamında başını bile eğmemişti ki bütün bunlar, Lebedev 'in çok iyi bildiği prensin kibarlığına, inceleğine tersti.
Sayfa 188 - Türkiye iş Bankası kültür yayınları PDF okuyorum sayfa sayısı farklılık gösterir·Kitabı okuyor
"Telefonumu aldım ve rehberde "Prens Mişkin" ismini buldum. Evet, Dostoyevski'nin meşhur kitabı Budala'daki Mişkin. Empati duygusu çok yüksek, vahşi dünyanın kurallarına ayak uyduramayan ve bu yüzden "budala" diye anılan, aslında çok zeki, herkesi seven, herkese güvenen, sürekli gülümseyen Mişkin.
Prens Mişkin kadar, hatta ondan daha bile saf olduğu için bu ismi takmıştım dostuma."
Bu lakap işi biraz rahatsız ediyor beni. Günay Bey bir önceki romanı Baba'da da böyle lakaplar kullanmıştı. Hikayeye hizmet etmeyen, yoran meseleler bunlar.
Öğretmen, "Yedinci olarak," dedi, "ölümü sık sık düşünüp kendinizi o hale getirin ki artık o size korkunç bir düşman gibi değil ama erdem işleriyle bunalan ruhu, huzur ve ödüllendirme alanına götürmek için, bu dünyanın sefaletinden kurtaran bir dost gibi görünsün."
Aşkın sembolü mersini, savaşın sembolü defneyi, barışın sembolü şu budala zeytini, çekirdeğiyle az kalsın Adem’i boğacak olan elmayı, yaprağıyla etekliklerin atası inciri buna tanık tutarım.