Adı:
Budala 2. Cilt
Baskı tarihi:
2005
Sayfa sayısı:
342
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759099626
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İskele Yayıncılık
19. yüzyıl Rus edebiyatının bıraktığı en önemli edebi miras, Fyodor Dostoyevski'dir. Eserlerinde gerçekle kurgu arasındaki sınırları altüst eden yazar, kimilerinin fantastik diye tanımladığı anlatım biçimlerinin, kendisi için gerçeği ifade ettiğini savunur. Varoluşçuluğun ilk izlerini taşıdığı düşünülen romanlarında gerilim, cinayet, korku, kendi deyimiyle "dehşet" vardır.

Başkahraman Prens Mişkin tam bir ahlak ve ruh dengesine ulaşmış olgun insan tipidir. Yazarın, yaşadığı dönemin sorunlarına ve değerlerine tepkisinin simgesidir. Kötülük karşısında, bütün iyi niyetine ve saflığına rağmen her zaman kaybetmeye mahkum olan Prens Mişkin; Dostoyesvki'nin en unutulmaz kadın kahramanı Nastasya Filippovna'ya duyduğu tutkulu aşk ve Ağlaya Yepançin'e hissettiği ölümcül sevgi arasında bocalarken Nastasya Filippovna'nın cinayete kurban gitmesiyle, iktidar isteyenlerin kötülüklerini anlayamadığı için sonsuza dek budala olarak kalıyor.

"İnsanlık komedyasının olağanüstü zenginliğine rağmen, Dostoyevski'nin karakterleri hep aynı düzeyde, alçakgönüllülük ve gurur düzeyinde toplanır ve sıralanır... Kadın kahramanları, erkeklerden de fazla kararlıdır; onları gurur harekete geçirir hep..."
342 syf.
·7 günde·Puan vermedi
Kitabın diğer karakterlerinin Prens Lev Nikolayeviç Mişkin'e:

"Saf, içten ve doğal olduğunuz için mi yoksa hastalığınızdan kaynaklı beyninizin uğradığı zarardan mı, çok iyi niyetlisiniz." ve benzeri konuşmaları, kitabı özetliyor diyebilirim.

Ana karakter Prens Mişkin, daha küçükken annesini babasını kaybeder. Hastalığının tedavisi için zengin bir hayırsever yardımıyla isviçre'ye yollanır. İsviçre'de beş yıl kaldıktan sonra Petersburg'a geri döner. Ve bir anda kendini dedikoduların içine bulur.

Özellikle kitabın bu ikinci cildinde sevdiği iki kadın arasında kararsız kalması işini iyice çıkmaza sürükler.

Kitabın sonu pek hoşuma gitmese de çok akıcıydı. İki cilti de rahatlıkla hiç sıkılmadan okuyabilirsiniz.

#alıntı

- Onda, artık zamanın olmayacağına dair o fevkalade izlerin manasını anlıyorum, herhalde.

- Bir ağacın önünden geçerken, onu görünce insan nasıl olur da mutlu olmaz, anlamıyorum.
342 syf.
·7 günde·Beğendi·Puan vermedi
Kitap 2 cilt halinde. Ayrı ayrı yorumlamaya gerek yok sanırım. Kahramanımız, Prens Mişkin'in (ana karakter oluyorlar kendileri) İsviçre'den anavatanı Rusya'ya döndükten sonra tanıştığı insanlar, bu insanların karakterleri Prens'in hayatına olan etkileri anlatılıyor. Prens iyi niyetli, adeta bir çocuk saflığındadır. Evet evet en doğru tanımı bu. Çünkü tıpkı bir çocuk gibi olayları hep ilk anlamıyla düşünüyor, asla art niyetli değil, etrafındaki olaylardan habersiz haberi olduğunda ise bağışlayıcı biri. Öyle ki Lebedev alçağını bile kaç kez bağışladı. Onu sevmeyenlerin bile saygısını kazanmış biri. Peki bu nasıl oluyordu? İnsanlar O'nun vasıflarını "budala"lık olarak görse de çok zeki bir adam. Dürüstlüğün her zaman kazandığını Bir kez daha görüyoruz. Bir de aşk olayları da var tabi. Bir tarafta fotoğrafını görür görmez aşık olduğu Nastasya Filippovna, diğer yanda hırçın ve güzel Aglaya. Bir kalpte iki aşk olur mu bu okuyucunun takdiri tabi ki. Nastasya'nin hareketleri Prens'in de dediği gibi onun deli olduğunu kanıtlıyor gerçekten de. Velhasıl kelam, Oblomov'u Oblomov yapan kayıtsızlıksa, Pren Mişkin'i de Budala yapan bu saflığı ve dürüstlüğüdür. Nedendir bilmem ama kitabı okurken hep Oblomov geldi aklıma. Herkese keyifli okumalar dilerim.
342 syf.
·Beğendi·7/10 puan
Budala
11/12.04.2020
Karakterimiz Prens Mişkin'in saf mı,ahlak timsali mi yoksa çevresindekilerin sürekli dediği gibi 'budala'mı olduğuna kitap sonunda siz karar verin.
.
Kadın karakter ağırlığı olan eserde dönemin siyasi yaklaşımları,psikolojik tahliller herzaman olduğu gibi başarılı aktarılmış.
.
Dostoyevski aldığı idam cezasının uygulanmasını beklediği sırada bu cezanın kürek cezasına dönüştürülmesi kararına iki yerde değiniyor ve idam cezası hakkındaki düşüncelerini de belirtiyor.
Yazım hataları : 15 Adet.
Bir bu kadar boşluk bırakılması gereken kelimeler var.
246 syf.
·7 günde
Kitabı iki cilt halinde okudum. Yazıldığında büyük olasılıkla tek cilt halinde yazılmıştır. Ancak okurken ikinci cilt ilkinden daha farklı odak noktalarına sahipmiş gibi hissettim. İlk kitapta olay örgüsüne daha ağırlık verilirken ikinci ciltte daha çok uzun uzun felsefe, politika, din gibi konular üzerine konuşmalar hakimdi. Kitapta benim en favorim İppolit'in mektubuydu. Sadece o mektup için bile kitabın okunmaya değer olduğunu düşünüyorum. İppolit'in hikayesini çok derin ve işlenmeye değer buldum ancak kitap bu konuda beklentimi karşılamadı.
Üzerine konuştuğumuz eser dünyaca kabul görmüş Dostoyevski'nin eseri olduğu için düşüncelerimi çok da özgürce ifade edemiyorum ancak yere göğe sığdırılamayan yorumlar üzerine kitabı okumaya başlamam sonucu bir miktar da olsa hayal kırıklığı yaşadım. Bunun üzerine bu düşüncemi kendi eksikliğime vererek kendime bir Dostoyevski serisi oluşturdum. Uzun bir süre Dostoyevski okumak ve anlamak çabasında olacağım, bu okuma serisi sonunda gelişmiş olacağımı umuyorum.
Hiç kimse durduk yere pencereden dışarıya atlamaz. Fakat bir yangın durumunda, en doğru dürüst bir insan, en kibar bir hanımefendi bile pencereden atlar... Zorunluluğun kanunu yoktur.
Fyodor Dostoyevski
Sayfa 283 - İppolit
Önüne ilk çıkanın onu kolaylıkla aldatabileceğini ve onu aldatanı derhal affedebileceğini anladım ; işte bunun için onu sevdim...
Fyodor Dostoyevski
Sayfa 289 - Aglaya İvanovna
Bir soruya , bazen bir insanı şaşırtacak derecede basit cevaplar verirler. Bu cevaplar o kadar basittir ki insan bunu kabul etmekte zorlanır.
Fyodor Dostoyevski
Sayfa 5 - İskele Yayıncılık
En katı yürekli , en vicdan azabından uzak cani de biliyor ki kendisi bir suçludur. Yani vicdanen inanıyor ki, hareketlerinden hiçbir pişmanlık duymasa bile kötülük etmiştir. Bütün tutukluların mevcut durumu bu.
Fyodor Dostoyevski
Sayfa 21 - İskele Yayıncılık
Bazen nereye olursa olsun gitmek arzusu duyuyor, tamamen ortadan kaybolmayı düşünüyordu. Hayalleriyle başbaşa kalacağı, onu kimsenin bulamayacağı karanlık ve uzak bir köşede dinlenmeyi kuruyordu.
Fyodor Dostoyevski
Sayfa 31 - İskele Yayıncılık
O derece ki kimse tarafından tanınmamayı ve bütün bu etrafında gördüklerinin bir rüya olmasını isterdi. Zaten hayal ya da gerçek, ikisi de bir değil miydi?
Fyodor Dostoyevski
Sayfa 31 - İskele Yayıncılık
Bütün dünyayı unutmuş gibiydi ve sanki onu dikecekleri yerde iki sene kıpırdamadan kök salmaya hazırdı.
Fyodor Dostoyevski
Sayfa 39 - İskele Yayıncılık
Bir kadın , bir erkeğe canice işkence etmek kudretine sahiptir, hiçbir vicdan azabı duymadan onu gülünç duruma sokabilir! Onun için sana her baktığında " şimdi onu ölüm ve hırsla acılara boğuyorum , buna karşılık, ileride bunu aşkımla ödeyeceğim" diye düşünür.
Fyodor Dostoyevski
Sayfa 51 - İskele Yayıncılık
Gerçek değişmez yasalara uymakla beraber , gerçeğe benzemeyen bir karakter taşır. Hatta bazen , bir şey ne kadar gerçek ise, o kadar gerçekten uzak gibi görünür.
Fyodor Dostoyevski
Sayfa 65 - İskele Yayıncılık
Servet ne kadar çoğaldı ise manevi kuvvetler de o oranda azaldı; kalpleri birbirine bağlayan fikir , artık ortada kalmadı. Hepsi dağıldı, bütün bağlar gevşedi. Hepsi mahvoldu . Hepimiz mahvolduk. Hepimiz , hepimiz !...
Fyodor Dostoyevski
Sayfa 69 - İskele Yayıncılık
Dünyayı " güzelliğin" kurtarabileceğini iddia ediyor. Bana inanın ki, aşık olduğu için bu kadar delice fikirler besliyor.
Fyodor Dostoyevski
Sayfa 72 - İskele Yayıncılık

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Budala 2. Cilt
Baskı tarihi:
2005
Sayfa sayısı:
342
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759099626
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İskele Yayıncılık
19. yüzyıl Rus edebiyatının bıraktığı en önemli edebi miras, Fyodor Dostoyevski'dir. Eserlerinde gerçekle kurgu arasındaki sınırları altüst eden yazar, kimilerinin fantastik diye tanımladığı anlatım biçimlerinin, kendisi için gerçeği ifade ettiğini savunur. Varoluşçuluğun ilk izlerini taşıdığı düşünülen romanlarında gerilim, cinayet, korku, kendi deyimiyle "dehşet" vardır.

Başkahraman Prens Mişkin tam bir ahlak ve ruh dengesine ulaşmış olgun insan tipidir. Yazarın, yaşadığı dönemin sorunlarına ve değerlerine tepkisinin simgesidir. Kötülük karşısında, bütün iyi niyetine ve saflığına rağmen her zaman kaybetmeye mahkum olan Prens Mişkin; Dostoyesvki'nin en unutulmaz kadın kahramanı Nastasya Filippovna'ya duyduğu tutkulu aşk ve Ağlaya Yepançin'e hissettiği ölümcül sevgi arasında bocalarken Nastasya Filippovna'nın cinayete kurban gitmesiyle, iktidar isteyenlerin kötülüklerini anlayamadığı için sonsuza dek budala olarak kalıyor.

"İnsanlık komedyasının olağanüstü zenginliğine rağmen, Dostoyevski'nin karakterleri hep aynı düzeyde, alçakgönüllülük ve gurur düzeyinde toplanır ve sıralanır... Kadın kahramanları, erkeklerden de fazla kararlıdır; onları gurur harekete geçirir hep..."

Kitabı okuyanlar 129 okur

  • rosemari e
  • Can Yılmaz
  • Hakan Kaya
  • Nuran
  • Mesut Bilgin
  • Asiye keleş
  • zeynovka
  • YOK
  • Uluxanov Şamil
  • LAL_KİTAPLAR

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%8 (2)
9
%0
8
%8 (2)
7
%16 (4)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0