2. Cilt

Budala

Fyodor Dostoyevski
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

7/10
·342 syf.··
2025 37. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2025 19:06
Bir Dostoyevksi eserini daha bitirmiş oldum. Budala eseri ilk cilde oranla sanki daha akıcıydı... Yani ne desem bilmiyorum, spohi vermeden sadece duygularımızı anlatmak istiyorum içeriğinden uzak durarak... Gerçekten Dostoyevksi yoruyor....fakat tuhaf bir alışkanlık da yapıyor bende...şimdi ne hissediyorum...bir süre onun eserini okumamayı bir an da bakıyorum onca kitap varken elim yine onun eserine gidiyor... Acıyı yaşatıyorsa Prens Mişkin, aynı acıyı bende yaşıyorum, budala gibi, mutluluk gibi, heyecan gibi, öfke gibi, buna benzer tüm duyguları yaşıyorum onu okurken, beyin humması geçirdiği bir an vardı aynı şeyi sanki kendi zihnimde de yaşadım, bazen onu okumak tehlikeli de olabilir mi acaba? Nastasya nın hazin sonu, Aglaya'nın tuhaf karakteri, bir an da sürprizi başkasına aşık olması vs. Ablası, anneleri her biri başka başka karakter...tam düşündüğüm şey olacak diyorum eserde yine başka bir şey oluyor, sıkıntıya giriyorum, strese giriyorum...valla yoruldum yaa yeter yaaa sjjsjsjsjsjs .....Herkese Keyifli Okumalar Diliyorum......
Budala 2. CiltFyodor Dostoyevski · İskele Yayıncılık · 2021395 okunma
Puan vermedi·342 syf.··
2021 12. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 25 Şubat 2021 12:22
Kitabın diğer karakterlerinin Prens Lev Nikolayeviç Mişkin'e: "Saf, içten ve doğal olduğunuz için mi yoksa hastalığınızdan kaynaklı beyninizin uğradığı zarardan mı, çok iyi niyetlisiniz." ve benzeri konuşmaları, kitabı özetliyor diyebilirim. Ana karakter Prens Mişkin, daha küçükken annesini babasını kaybeder. Hastalığının tedavisi için zengin bir hayırsever yardımıyla isviçre'ye yollanır. İsviçre'de beş yıl kaldıktan sonra Petersburg'a geri döner. Ve bir anda kendini dedikoduların içine bulur. Özellikle kitabın bu ikinci cildinde sevdiği iki kadın arasında kararsız kalması işini iyice çıkmaza sürükler. Kitabın sonu pek hoşuma gitmese de çok akıcıydı. İki cilti de rahatlıkla hiç sıkılmadan okuyabilirsiniz. #alıntı - Onda, artık zamanın olmayacağına dair o fevkalade izlerin manasını anlıyorum, herhalde. - Bir ağacın önünden geçerken, onu görünce insan nasıl olur da mutlu olmaz, anlamıyorum.
Edebiyat
Budala 2. CiltFyodor Dostoyevski · İskele Yayıncılık · 2021395 okunma
Puan vermedi·342 syf.··
2021 137. kitabı
Günlerdir hayatımda olan bir eser, okuma yolculuğum epeyce uzun sürdü. İki cilt olarak okuduğum eserin ilk kitabını Kasım ayı sonunda okumuştum. Aslında çok beğendim niye bu kadar uzun sürdü ben de anlam veremedim. Bu yıl klasikleri okumaya bayağ bir yoğunluk verdim. #Tolstoy 'un külliyatını bitirdikten sonra #dostoyevski nin de tüm kitaplarını okumaya niyetlendim. Yazarın her bir kitabı ayrı okuma zenginliği. Bu kitabını da okurken "Ya Dostoyevski sen nasıl bir insansın, nasıl bu kadar çok yönlü bakabiliyirsun hayata ve bunları ustalıkla nasıl kaleme dönebilmişsin" dedim. Sosyolojik betimleme ve anlatımlar, psikolojik karakter tahlilleri ile tam bir okuma ziyafetiydi. Dostoyevski'nin bu kitabında da kendi hayatından izler var. Kitabın ana karakteri Budala'sı Prens Mişkin yazarı gibi sara hastasıdır. Mişkin 'inTedavi olmak için gittiği Avrupa'dan perişan bir şekilde ülkesine dönmesi ile başlıyor kurgu. Sonrasında bir mirasa konuyor. Zekilik ile deliliğin, iyi niyet ile saflığın mücadelesidir bu kitap. Sevgi, aşk, nefret, intikam, ihtiras, hırs gibi pek çok duygu da detaylı analiz edilmiş. Kitaptaki her bir karakter duygu durumlarıyla karakter analizleri ile o kadar ustalıkla anlatılmış ki onları yolda görsek tanırız... Dönemin sosyo-ekonomik yapısı ve sosyolojik özellikkeri hakkında da bilgi veriyor kitap. Dostoyevski yaşasaydı günümüzde mutlaka bir kişisel gelişim yazarı olurdu. Bu kitabı dair okuduğum tüm kitaplarını okurken sanki bir hayat felsefesi okuyormuşum gibi hissettirdi bana. Sözün özü aramanızda duygusal bağların yoğun olduğu bir kitap oldu. Budala' ya bazen kızdım, bazen takdir ettim, bazen bu kadar da olmaz dedim ama çok sevdim, çok... Tavsiyemdir, okuyunuz
Edebiyat
Budala 2. CiltFyodor Dostoyevski · İskele Yayıncılık · 2021395 okunma
Puan vermedi·342 syf.··
Beğendi
·
2020 42. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 24 Kasım 2020 01:21
Kitap 2 cilt halinde. Ayrı ayrı yorumlamaya gerek yok sanırım. Kahramanımız, Prens Mişkin'in (ana karakter oluyorlar kendileri) İsviçre'den anavatanı Rusya'ya döndükten sonra tanıştığı insanlar, bu insanların karakterleri Prens'in hayatına olan etkileri anlatılıyor. Prens iyi niyetli, adeta bir çocuk saflığındadır. Evet evet en doğru tanımı bu. Çünkü tıpkı bir çocuk gibi olayları hep ilk anlamıyla düşünüyor, asla art niyetli değil, etrafındaki olaylardan habersiz haberi olduğunda ise bağışlayıcı biri. Öyle ki Lebedev alçağını bile kaç kez bağışladı. Onu sevmeyenlerin bile saygısını kazanmış biri. Peki bu nasıl oluyordu? İnsanlar O'nun vasıflarını "budala"lık olarak görse de çok zeki bir adam. Dürüstlüğün her zaman kazandığını Bir kez daha görüyoruz. Bir de aşk olayları da var tabi. Bir tarafta fotoğrafını görür görmez aşık olduğu Nastasya Filippovna, diğer yanda hırçın ve güzel Aglaya. Bir kalpte iki aşk olur mu bu okuyucunun takdiri tabi ki. Nastasya'nin hareketleri Prens'in de dediği gibi onun deli olduğunu kanıtlıyor gerçekten de. Velhasıl kelam, Oblomov'u Oblomov yapan kayıtsızlıksa, Pren Mişkin'i de Budala yapan bu saflığı ve dürüstlüğüdür. Nedendir bilmem ama kitabı okurken hep Oblomov geldi aklıma. Herkese keyifli okumalar dilerim.
1000Kitap
Budala 2. CiltFyodor Dostoyevski · İskele Yayıncılık · 2021395 okunma
7/10
·342 syf.··
Beğendi
·
2020 70. kitabı
Budala 11/12.04.2020 Karakterimiz Prens Mişkin'in saf mı,ahlak timsali mi yoksa çevresindekilerin sürekli dediği gibi 'budala'mı olduğuna kitap sonunda siz karar verin. . Kadın karakter ağırlığı olan eserde dönemin siyasi yaklaşımları,psikolojik tahliller herzaman olduğu gibi başarılı aktarılmış. . Dostoyevski aldığı idam cezasının uygulanmasını beklediği sırada bu cezanın kürek cezasına dönüştürülmesi kararına iki yerde değiniyor ve idam cezası hakkındaki düşüncelerini de belirtiyor. Yazım hataları : 15 Adet. Bir bu kadar boşluk bırakılması gereken kelimeler var.
Budala 2. CiltFyodor Dostoyevski · İskele Yayıncılık · 2021395 okunma
Puan vermedi·342 syf.··
2021 195. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 13 Kasım 2021 19:57
Prens Mişkin yani namı diğer Budala kimdir? Gerçekten bir Budala mıdır?Konusundan kısaca bahsetmek gerekirse: Prens Mişkin, sara hastası bir gençtir. İsviçre'de uzun yıllar tedavi olduktan sonra Rusya'ya döner. Burada insan içine karışmaya kendisi için bir çevre edinmeye çabalar. Kendisi görüp görülebilecek en saf, en iyi niyetli insandır. Aklına gelen ve doğru bildiği herşeyi çekinmeden söyler.Kendisine bir tokat atana diğer yanağını dönecek cinsten bir adam. Kötülük yapanları dahi affedip dost olmaya çalışır. Ve herkes onu Budala olarak görmeye başlar. Prens Mişkin hakikatte bir Budala değildir. Çevresindeki herşeyin ve herkesin farkında zeki ve dürüstlük timsali bir adamdır. Bu saf Prensimize aşık iki de kadın karakterimiz bulunmaktadır. Nastasya Filopovna ve Aglaya İvanovna. İki karakterde çok gelgitliydiler. Mişkin ise hangisini daha fazla olduğunu bilmemekle beraber iki kadını da sevmektedir. Kim kimi daha çok sevdi, orasını her okuyucu kendince yorumlayacaktır. Bu karmaşık ilişkiler Prensi sıkça krizlerin eşiğine getirecektir. Ben okurken Prens Mişkin'e çokça üzüldüm ve kızdım. Kaderini hep başkalarının eline bırakması ve bu kadar iyi niyetli olması beni zaman zaman çileden çıkardı. Ama kitabı sevdim ve Mişkin unutamayacağım bir karakter oldu. Dostoyevski bu kitabını yazarken de, bugün de, gelecekte de toplumsal ilişkilerin temelinde ikiyüzlülük yatıyor.Ve maalesef böylesine bir dünyada dürüst, iyi niyetli, saf, temiz olmak "budala" diye nitelendiriliyor.
Edebiyat
Budala 2. CiltFyodor Dostoyevski · İskele Yayıncılık · 2021395 okunma
8/10
·342 syf.··
2024 25. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 18 Ağustos 2024 18:11
Kitap güzeldi, bazı diyalogların uzun olması göz korkutmasın akıyor gidiyor kaptırınca. Sadece çeviriden kaynaklı olduğunu düşündüğüm sorunlar vardı. Çünkü bazı yerlerde cümlelerin öznesi, nesnesi kim belli değil. Onun dışında Mişkin reisin saflığı, iyi niyeti ve budala olarak göründüğü anları yaşıyorsunuz. Nastasya ve Aglaya arasında yaptığı tercihini ben merhamete ve vicdanına yoruyorum. Kitapta gereksiz diyaloglar da vardı, örneğin Ganya'nın babası, sadece işlevsel olacağı anlarda yer verilse daha iyi olurdu. Çünkü yalan söylediğini anlatmak için uzun uzun diyaloglara girilmesi okuyucuyu yoruyor ve romana bir katkı sunmuyor, en azından beni yordu. Özetle okunabilir bir kitap ama çevirisi iyi olan bir yerden okunursa daha iyi olur.
Budala 2. CiltFyodor Dostoyevski · İskele Yayıncılık · 2021395 okunma
Puan vermedi·246 syf.··
2020 53. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 06 Ekim 2020 15:31
Kitabı iki cilt halinde okudum. Yazıldığında büyük olasılıkla tek cilt halinde yazılmıştır. Ancak okurken ikinci cilt ilkinden daha farklı odak noktalarına sahipmiş gibi hissettim. İlk kitapta olay örgüsüne daha ağırlık verilirken ikinci ciltte daha çok uzun uzun felsefe, politika, din gibi konular üzerine konuşmalar hakimdi. Kitapta benim en favorim İppolit'in mektubuydu. Sadece o mektup için bile kitabın okunmaya değer olduğunu düşünüyorum. İppolit'in hikayesini çok derin ve işlenmeye değer buldum ancak kitap bu konuda beklentimi karşılamadı. Üzerine konuştuğumuz eser dünyaca kabul görmüş Dostoyevski'nin eseri olduğu için düşüncelerimi çok da özgürce ifade edemiyorum ancak yere göğe sığdırılamayan yorumlar üzerine kitabı okumaya başlamam sonucu bir miktar da olsa hayal kırıklığı yaşadım. Bunun üzerine bu düşüncemi kendi eksikliğime vererek kendime bir Dostoyevski serisi oluşturdum. Uzun bir süre Dostoyevski okumak ve anlamak çabasında olacağım, bu okuma serisi sonunda gelişmiş olacağımı umuyorum.
Budala - Cilt 2Fyodor Dostoyevski · Güven Yayınevi · 2008395 okunma
Puan vermedi
19. yüzyıl Rus edebiyatının bıraktığı en önemli edebi miras, Fyodor Dostoyevski'dir. Eserlerinde gerçekle kurgu arasındaki sınırları altüst eden yazar, kimilerinin fantastik diye tanımladığı anlatım biçimlerinin, kendisi için gerçeği ifade ettiğini savunur. Varoluşçuluğun ilk izlerini taşıdığı düşünülen romanlarında gerilim, cinayet, korku, kendi deyimiyle "dehşet" vardır. Başkahraman Prens Mişkin tam bir ahlak ve ruh dengesine ulaşmış olgun insan tipidir. Yazarın, yaşadığı dönemin sorunlarına ve değerlerine tepkisinni simgesidir. Kötülük karşısında, bütün iyi niyetine ve saflığına rağmen her zaman kaybetmeye mahkum olan Prens Mişkin; Dostoyesvki'nin en unutulmaz kadın kahramanı Nastasya Filippovna'ya duyduğu tutkulu aşk ve Ağlaya Yepançin'e hissettiği ölümcül sevgi arasında bocalarken Nastasya Filippovna'nın cinayete kurban gitmesiyle, iktidar isteyenlerin kötülüklerini anlayamadığı için sonsuza dek budala olarak kalıyor.
Edebiyat
BudalaFyodor Dostoyevski · İlya Yayınevi · 2012395 okunma

Yazar Hakkında

Fyodor DostoyevskiYazar · 137 kitap
Fyodor Mihayloviç Dostoyevski (Rusça: Фёдор Миха́йлович Достое́вский) (d: 11 Kasım 1821, Moskova - ö: 9 Şubat 1881, Sankt Petersburg), Rus roman yazarı. Dostoyevski, Mikhail ve Maria Dostoyevski'nin oğlu olarak 11 Kasım 1821 tarihinde Moskova'da doğdu. Altı çocuklu ailenin ikinci çocuğuydu. Babası Mikhail, askeri cerrahlıktan emekli olduktan sonra Mariinsky Hastanesi'nde yoksullara hizmet etmeye başladı. Hastane, Moskova'nın en kötü yerlerinden birinde bulunuyordu. Dostoyevski de bu hastane de doğdu. Mikhail, alkole bağımlıydı ve evini sıkı disiplin ile yönetiyordu. Çok kolay sinirlenebiliyordu. Dostoyevski'nin annesi Maria ise bir tüccar kızıydı. Dostoyevski, çocukluğunu çoğu zaman sarhoş bir baba ve hasta bir anne arasında geçirdi. Babasının çalıştığı hastaneden bulunan hastalar ile vakit geçirmeyi ve onların hikâyelerini dinlemeyi çok seven Dostoyevski, ilköğrenimini Moskova'da yaptı. Annesi tüberküloz hastalığı yüzünden öldüğü zaman, sert disipliniyle tanınan Petersburg Mühendis Okulu'na gönderildi. Arkadaşlarının, sinirli ve aşırı duyarlı bir yapıya sahip olduğu için "Ateş Fedya" lakabını verdikleri Dostoyevski, Petersburg'ta zamanını kitap okuyarak, düşüncelere dalarak ya da kardeşi Mihail ile söyleşerek geçirdi. Babasının 1839'daki ani ölümünü burada öğrendi. Okulu başarıyla bitirdikten sonra İstihkâm Müdürlüğü'ne girdi. Bir yıl sonra istifa ederek buradan ayrıldı. Ordudan ayrıldıktan sonra edebiyata yönelen Dostoyevski'nin ilk kitabı İnsancıklar, 1846 yılında yayımlandı. Bu eserinin ardından yazdığı kitaplarla beklediği başarıya ulaşamayan Dostoyevski'nin umudu kırıldı ve politikayla ilgilenmeye başladı. 1849 yılında devlet aleyhindeki bir komploya karıştığı iddiası ile tutuklandı. On ay hapishanede kalan Dostoyevski, kurşuna dizilmek üzereyken diğer sekiz tutuklu arkadaşı ile affedildi. Cezası dört yıl kürek, dört yıl da adî hapse dönüştürüldü. Cezasını çekmesi için Sibirya'da bulunan Omsk Cezaevi'ne gönderildi. Burada geçirdiği dört yılın ardından er rütbesi ile hizmete verildi. Subaylığa kadar yükseldi. 1857 yılında Maria Dmitrievna Isayeva ile evlendi. Beş yıl boyunca görev yapan Dostoyevski, 1859 yılında özgür bırakıldı ve Petersburg'a yerleşti. Petersburg'a döndükten sonra Ezilenler (1861) ve Ölüler Evinden Anılar (1862) adlı eserleri yazdı. Kardeşiyle birlikte iki dergi çıkardı. 1862'de arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar bağımlılığı yüzünden maddi açıdan darlığa düştü. Bu dönemde Yeraltından Notlar (1864), Suç ve Ceza (1866), Kumarbaz (1866), Budala (1868), Ebedi Koca (1870) ve Ecinniler (1872) gibi eserleri yazdı. Eşinin ölümünden sonra sekreteriyle evlendi. Yeniden borçlandı ve kumarhanelerde gezmeye başladı. Kızının ölümünün ardından büyük bir sarsıntı geçirdi. Delikanlı (1875), Bir Yazarın Günlüğü (1876) ve Karamazov Kardeşler (1879) adlı eserlerinde yazarlık hayatı boyunca konu edindiği temaları yeniden ele aldı. Karamazov Kardeşler adlı yapıtını üç yılda bitiren Dostoyevski, bir ciğer kanamasıyla yatağa düştü ve 9 Şubat 1881 tarihinde öldü. Dünya edebiyatını en çok etkileyen ve en çok okunan yazarlardan biri olan Dostoyevski'nin eserleri birçok 20. yüzyıl düşünürünün fikirlerini derinden etkiledi. İlk yazarlık dönemi Ordudan ayrıldıktan sonra kurgusal roman yazmaya başladı. Dostoyevski'nin ilk kitabı olan İnsancıklar (Bednye Lyudi) ilk olarak 1846 yılında yayımlandı. Dostoyevski, toplumunu acımasız kurallarında yaşlı bir adamın öksüz bir kıza duyduğu sevdayı iç dünyasındaki derin çatışmalarla işledi. Halkın sıcak ilgisiyle karşılanan bu kitap, eleştirmenlerden de övgüler aldı. Ünlü eleştirmen Belinski, romanı okuduktan sonra Dostoyevski'ye gelecekte büyük bir yazar olacağına dair övgü dolu sözler söyledi. Şair Nikolay Neksarov, Dostoyevski hakkında "Yeni bir Gogol doğdu" diye konuştu. Yazarlıkta ün sağladıktan sonra 1846 yılında Gogol esintileri bulunan kitabı Öteki (Dvoynik) yayımlandı. Yazar bu romanda, kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma halinde bulunan bir memurun hikâyesini anlattı. Bu romanda ele aldığı çift kişilik temasını daha sonra bazı romanlarında kullansa da roman, Belinsky dahil hiçbir eleştirmence beğenilmedi. Eleştirmenler romanı sıkıcı buldu ve alay etti. 1847 yılında ise Ev Sahibesi (Hozyayka) isimli romanı yayımlandı. Dostoyevski bu eseri ile de beklediği övgülerin aksine olumsuz eleştiriler aldı. Dostoyevski, ruhsal çöküntüye düştü ve üzüntüden hasta oldu. Ancak yazarlığı bırakmayan Dostoyevski, 1848 senesinde Beyaz Geceler (Belıye Noçi) ve Bir Yufka Yürekli (Slaboye Serdtse) adlı kitapları yayımlattı. Bir Yufka Yürekli, yazara itibarını yeniden kazandırsa da beklediği başarıyı elde edemeyen Dostoyevski'nin umudunu kırdı. Yazarlıkta umudunu kırılan Dostoyevski, politikayla ilgilenmeye başladı ve genç liberallerin (Tetrashevski) grubuna girdi. İkinci yazarlık dönemi 1859'da ordudan terhis edilerek Moskova dışında küçük bir yerde kalmaya zorlanan Dostoyevski, özgürlüğüne kavuştuktan sonra Petersburg'a döndü. Kardeşi Mihail ve arkadaşı N.N. Strahov ile birlikte Vremya (Zaman) ve sonra da Epoha (Dönem) adlı dergileri hazırladı. Bu dergilerde Slavcı düşünceyi savunduğunu belirten yazılar yazdı. Ezilenler (Unijenniye i Oskorblyonniye) ve Ölü Evinden Anılar (Zapiski iz Mertvogo Doma) ile kendinden söz ettirdi. 1863 yılında arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar borçları yüzünden sıkıntıya düşen ve yayımcılardan yazmadığı romanların avanslarını alarak yaşayan Dostoyevski, Yeraltından Notlar adlı yapıtı 1864 yılında yayımlandı. Romanda bir zihnin derinliklerine indi. Suç ve Ceza (Prestuplenie i Nakazanie) ve Kumarbaz(İgrok) adlı yapıtları 1866 yılında yayımlandı. Dostoyevski, Suç ve Ceza'yı 1858 yılında Semipalatinsk'te bulunduğu zaman Roussky Slovo dergisi için uzun bir hikâye olarak tasarlamıştı. Bunun nedeni, Sibirya'dan ayrılana dek roman yazmama kararı almasıydı. Dostoyevski, kardeşi Mihail'e gönderdiği bir mektupta kitap hakkında: “ ...Konusu gerçekten çok güzel. Kahramana gelince, bugüne kadar hiç denenmemiş bir kişi. Ama bugünün Rusyasına bakacak olursak, böyle bir kişi karşımıza sık sık çıkmaktadır. Bu sonuca halkın kafasını yeni fikirleri anlayarak vardım. Öyle hissediyorum ki, yeni fikirler ve görüşlerle döndüğüm zaman, romanımı genişletmekte başarılı olacağım. Kişi aceleye gelmemelidir dostum. Ve insan iyi olanın dışında hiçbir şey yapmamalıdır... ” diye yazdı. Dostoyevski, bu eserinde bir Rus aydını olan Raskolnikov'un kendi doğrusu adına işlediği cinayetleri ve vicdanıyla hesaplaşmasını konu edindi. Yazar, küçük bir otel odasında ve kötü bir ekonomik durumla yazdığı Suç ve Ceza'yı 1866 yılında tamamlamıştı. Dostoyevski'nin yazdığı Budala (Idiot) eseri 1866, Ebedi Koca (Veçnıy Muj) 1870, Ecinniler (Besı) 1872 yılında yayımlandı. Bütün bu başyapıtlar birbirinin izledi. Karısı öldükten sonra sekreteri Anna Grigoriyevna Snitkina ile evlendi. Yeniden borçlanan ve kumaranelerde dolaşmaya başlayan Dostoyevski, bir kız çocuk sahibi oldu. Ancak kızı fazla yaşayamadı ve doğduktan kısa süre sonra öldü. Dostoyevski de bu yüzden büyük bir sarsıntı geçirdi. 1875'te Delikanlı (Podrostok), 1876'da Bir Yazarın Günlüğü (Dnevnik Pisatelya)[ ve 1879'da Karamazov Kardeşler (Bratya Karamazovi) adlı romanları yayımlandı. Hayatı boyunca eserlerinde işlediği temaları yeniden ele aldığı, insan duygularının derinliğine inen eserler yazan Dostoyevski, Karamazov Kardeşler'de Ivan ve Alyosha Karamazov adlı karakterler için filozof Vladimir Sergeyevich Solovyov'dan ilham aldı. Zosima ve Alyosha'nın öne çıkacağı Bir Büyük Günahkarın Yaşamı adlı eseri tamamlayamadı. 1881 yılının Ocak ayında bir ciğer kanaması geçirerek yatağa düştü ve 9 Şubat 1881 tarihinde öldü. Dostoyevski için yapılan cenaze töreninde yaklaşık otuz bin kişi tabutunun arkasında yürüdü. Dostoyevski, beğeniyle karşılanan ilk romanı İnsancıklar'dan sonra yazdığı Öteki ve Ev Sahibesi ile olumsuz yorumlar aldı ve depresyona girdi. Ancak yazar, kendisini ruhsal çöküntüye götüren düşüncelerden uzaklaşmayı bildi. Dış dünyadan kopan zihninin parçalanışını kendi çözen yazarın eserlerindeki ruhbilimsel açıdan en zengin tema da çift kişilik temasıdır. Kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma hali içerisinde bulunan bir memuru anlattığı Öteki adlı yapıtında daha sonra da işleyeceği bir tema olan çift kişilik temasını işlemişti. Ellili yaşlarında içine bazen bir karamsarlık ve ağırlık çöken Dostoyevski, bu durumu ikinci eşi Anna Grigoriyevna Snitkina’ya "Sanki bir suç işlemişim gibi bir çeşit sebepsiz hüzün ve keder içindeyim" diye açıklamıştı. Ecinniler'de Stavrogin'i bir çocuğa tecavüz ettirmiş olması yüzünden de kendini hep suçlamıştı. Dostoyevski kendi çocukluğunda, annesine acı çektirmesinden, sürekli sarhoş olmasından ve hizmetkârlara kötü davranmasından dolayı babasından nefret ediyordu. Eserlerinde kullandığı, kaderine boyun eğen ve uysal kadın örneğini kendi evinde; annesinde gördü. Kadının alttan alması, erkeği daha da kızdırmaktan başka bir işe yaramayacağını görmüştü. Çok duyarlı biri olan Dostoyevski, bu yüzden babasına kin besliyordu. Babasının ölümünü haber aldığında, "Babamın ölümünde benim hiçbir suçum yok, ama bu öldürmenin kefaretini ödemeye hazırım, çünkü içimden onu öldürmek geçiyordu" diyerek Karamazov Kardeşler adlı romanında yer alan Dimitri Karamazov'un tepkisinin benzerini gösterdi. Dostoyevski, babasının ölümünü istediğini düşünerek depresyona girdi. Bazı yazarlara göre de ilk sara nöbetlerine de bu düşünce sebep oldu. Sigmund Freud ve birçok psikanalizci, babaya duyulan bu nefrete ve bunu izleyen suçluluk düşüncesine dayanarak Dostoyevski'nin hastalığının sinirsel kökenli olduğunun ortaya çıkardı. Andre Gide, Ezilenler adlı romanın, aşağılanışın insanı cehennemlik ettiği, alçakgönüllüğünse kutsallaştırdığı fikriyle dolu olduğunu söylemişti. George Steiner ise Charles Dickensvari bir havanın olduğunu söylediği Ezilenler'de bulunan temanın Ebedî Koca'da, Ecinniler'de ve Karamozov Kardeşler'da da yer aldığını söyledi. Nicholas Berdyaev, Dostoyevski'nin bütün yaratıcı gücünü insana ve insanın kaderi temasına adadığını, bunun da onu ölümsüz kılmaya yettiğini belirtti. Devlet aleyhinde bir komploya katıldığı iddiası ile tutuklandıktan sonra sekiz ay hapisanede kalan Dostoyevski, suç ve ceza kavramlarıyla en yoğun şekilde burada karşılaştı. İdam edilmek üzereyken affedildi. Cezası dört yıl kürek ve altı yıl adî hapse dönüştürüldü. Dört yılın sonunda er rütbesi ile kışlaya verildi ve 1859 yılında terhis edildi. Suç ve Ceza adlı eserini 1858 yılında oluşturmaya başladı. Bu eserinde ahlak kavramını ve siyaseti harmanladı. Dostoyevski, bu romanda sadece Rus halkını değil, tüm insanlığı tehdit eden bir kısır döngüden kurtulmanın gerçekleşebileceğini vurguladı. Yazar, John Stuart Mill'in ekonomik refah için bireysel bencilleşmeyi öneren kuramını Semyon Zaharoviç Marmeladov'un ağzından eleştirdi. Dostoyevski, düşünce ve sanat deneyimini sürekli olarak arttırdı. Tanrı'dan, ateizmden, kötülükten, özgürlükten söz eden roman karakterleri, gerçekte aynı bilincin farklı anları gibidir. Bu karakterler aracılığıyla Dostoyevski, cinleri ruhundan uzaklaştırır. Bakış açısı değişmekle beraber eserleri, gerçeğin hep aynı çoşkulu ve acı veren arayışı içerisindedir.