Gönül ızdıraba yüz çevirince Gittim kırk deliye akıl danıştım Felek ilmeğini ters düz atınca Gittim kırk deliye akıl danıştım Çaldığım kapılar yoldan habersiz Kovdular eşikten beni sebebsiz Girilmez dediler divana dertsiz Gittim kırk deliye akıl danıştım Dünya denen mezar yüreğe darmış Bin günah bir tek tövbeye yârmış Gayyadan da derin kuyular varmış Gittim kırk deliye akıl danıştım
Şiir
Sessiz çöpçü
Ben gürültülü sokakların Sessiz çöpçüsü. Ben en aykırı hislerin Çok bağıranı. Yüzülür derilerim Benim canımda can yok. Ruhum bir yerlerde Kendini arıyor. Savaşım içimde benim, Her yer kan,kemik ,et parçaları. Yoksunluğunda yaşıyorum sevginin. Ben acıları çok pahalıya alıyorum. Suratım asıkmış öyle diyorlar. Ruhumdaki yaraları görmeden. Gömebilir mi insan onca acıyı? Hortlamaz mı mezarlarından acılar? Ruhumda depremler, Ruhumda katliam var. Ben baharı dışımdan yaşarım İçimde bilinmez kör kuyular. Emine Öztürk
Reklam
HAYATIN DOKUSU, DOKUNUŞU...
Hayatı nice dersler ve sonsuz inceliklerle dolu bir san'at, yaşamayı da günden güne güzelleşmeyi icâb ettiren bir sanatkârlık olarak görebilecek miyiz günün birinde? Birbirimizle günün birinde bir yerde sebepsizce karşılaşmadığımızı, birbirimizden alacağımız vereceğimiz şeyler olduğunu, içinden geçtiğimiz hikâyelerin bunu gerektirdiğini fikredebilecek miyiz? Yaprağın bile dalında kaderince salındığı bir alemde aldığımız her nefesin bir sebebi olduğunu, bir şeylere sebep olduğunu görebilecek miyiz? İnsanların insanlara, hikayelerin hikayelere öylesine dokunmadığını, birbirimize yollar, kapılar, pencereler açtığımızı, birbirimizi dipsiz kuyular içine attığımızı ve yine birbirimizi o derin kuyulardan tutup çıkarmak üzere olduğumuz yerlerde bulunduğumuzu bilebilecek miyiz? İnsan, insan için nimettir. Yine insan bazen de külfettir insan için. Yaşadıklarımız hem zevk hem çile hem derstir. Ve yine bunların hepsi hayatın dokusu, gözenekleridir ki, büyük resimde bütünler varlığın anlamını. Okuyabiliyor muyuz bu büyük mûcizevî anlatıyı hayatın yüzünden. Birbirimizin anlamını, derin hikmetini, engin hakikatini çözebiliyor muyuz tefekkürümüzde. Yoksa yollarda, caddelerde türlü türlü mekânlarda sadece karşılaşıyor muyuz? Birbirimizin yanından geçip gidiyor muyuz? Orada olma hikmetini görüp farkına eremeden... Birbirimize söylediğimiz sözler, anlamını yerine ulaştıramadan yolda düşüp kayboluyor mu? -Gökhan Özcan, "Hayatın dokusu, dokunuşu", yenisafak.com/,20 Temmuz 2023-
gökhanözcanyazıları
Bergman resitali
Anlam kuyuların kirli sularla dolmuş Bebekler ve gökyüzü nedensizce ağlıyormuş Bu akşam, bir sonraki akşam, son akşam Kendine sahip olmayan karanlıklara tapıyormuş Bilmediğim zamanları bir köşeye yerleştirdim Orada, hiç şüphe etmeden duruyorlar Yüksek dağlardan ineceğim yakın zamanda Galiba zihnim keşfedilmiş yalnızlığa tamah edecek Geçmişin sularıyla doldurduğum derin kuyular Kuytu köşelerde karşıma çıkıyor Acı su içince boğazım kötü hissediyor Ben acı suları yüzümün ütüsünü kırıştırmadan içerim Fuat Adıgüzel
Şiir
Kederli ruhların kendine bir yer edinmeye çalıştığı durumu açıklarcasına: ''derin insanlar da derin kuyular gibidir. içlerine düşen nesne, dibe uzun zamanda varır. beklemekten yana öteden beri sabırsız davranan seyirciler bu insanları duygusuz, çoğu zaman da can sıkıcı bulurlar.''
Sevdikçe Güzel Olmak
Kör edecek beni aydınlığın, kör edecek... Ben alışkın değilim gündüzlere Hep böyle güzelliklere Hep karanlıklarda yaşadım yıllardır Bilmiyor musun? Çamurlara, çirkeflere bulandım Derin kuyular gördüm Taş zindanlar, korkunç mağaralar gördüm Derken sen çıktın karşıma... Sende yıldızlar, sende güneşler, Sende dünyaları gördüm... Ümit Yaşar Oğuzcan Sevgilimin gönderdiği şiirler
Reklam
Reklam