8/10
·360 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2026 00:21
Ailenizle birlikte okuyabileceğiniz çok nadide,zarif ve güzel bir eser,işin şakası tamam hikaye,senaryo olarak iyi olabilir ama kitabın başında belirtilmesede roman bas bas bağırıyor “kardeş uyygunsuz ve fantezik sahnelerimle seni rahatsız edeceğim”diyor zaten tamam hayatın gerçekleri olabilir ama betimlemelerle falan bu kadar fantezileştirmenin anlamı yoktu Hakan abi yakıştıramadım birazcıkta şey kokusu geliyor ağır yazmak için yazılmış hissiyatı keza karakter gelişimlerinide çok fevri buldum ve çok fazla tesadüfler onun kalanında dili olsun hikayesi senaryosu bir de yeraltı severler için olsun tabi artık bu roman yeraltı edebiyatına mı giriyor magma edebiyatına mı giriyor orasını bilemem okunabilir yani önerilebilir ,ayrıca Oğuz Atay kısımlarıda farkı bir güzellik olmuş hikaye akışıyla benim hoşuma gitti, yazarın diğer eserlerine benzetilmeksizin genel olarak en hayal kırıklığına uğratan eser bu denilmiş.KVK okumuş ve çok beğenmiş biri olarak doğru denebilir ama diğer eserlerini okumadan kesin yorum yapamayacağım yani genel olarak bu romanı AZ sevdim :)
İnceleme
AzHakan Günday · Doğan Kitap · 201926,9bin okunma
Puan vermedi·208 syf.··
2026 34. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 29 Nisan 2026 00:37
Resmi Aşk Taciri - Lüks Nermin benim şaşkınlıkla okuduğum bir kurmaca biyografi oldu. Biyografileri geçtikleri döneme ışık tuttukları için çok seviyorum, üzerine bir de yakın tarihimizi farklı kalemlerden okumayı sevdiğim için kitabı görür görmez listeme ekledim. Aziz Nesin'in kaleme aldığı bir köşe yazısında "Lüks Nermin'in adını bilmemek, Beyazıt Kulesini, Galata Köprüsü'nü bilmemek gibi bir şey olur." dediği genelev patroniçesi Nermin'in hayatı gerçekten romanlara konu olacak kadar ilginç. Kitap, İstanbul'un fakir mahallelerinden birinde büyüyen, aşık olduğu adam tarafından kandırılan ve dönemin ünlü genelevlerinden birinde çalışmaya başlayan Şaziye'nin, çıkış yolunun hayat kadını olarak çalışmak değil de bir ev işletmek olduğunu fark etmesi ile Lüks'e dönüşerek kurduğu krallığı anlatıyor. Nermin'in evleri 1950'li yıllarda Demokrat Parti'nin iktidara gelmesi ile bakanlara, milletvekillerine ve hatta bizzat hükümet yönlendirmesi ile yurt dışından gelen bürokratlara hizmet sunan bir oluşuma dönüşüyor. Arkasındaki bu sağlam güçle genelevlere yapılan baskınların hiçbirinden etkilenmeyen Nermin'in kendini aniden Sultanahmet Cezaevinde bulmasıyla başlayan roman, karakterin son yıllarına kadar geçen zaman dilimini anlatıyor. Dönemin tanınan şarkıcılarının, oyuncularının, sosyetik güzellerinin ve hatta iyi aile çocuklarının bile ekstra gelir sağlamak için Nermin'in evlerinde çalıştığı, özel bir randevu sistemi ile portföyde yer aldıkları gibi gazete kaynaklı bölümleri gerçekten hayretle okudum. O dönem KVKK yok tabii, herkesin ismi ulu orta haberlerde Merakla okuduğum bir kitap oldu, sadece kitapta kadınların böyle bir sürece bu kadar istekli dahil olması, genelevlerin sanki kadınlar için bir zulüm değil de gönüllü dahil oldukları bir ek gelir mekanizması gibi
Resmi Aşk Taciri Lüks NerminŞaziye Karlıklı · Doğan Kitap · 202618 okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Kpop fanlarının övdüğü kitap(!)
7/10
·144 syf.·
2025 16. kitabı
GİRİŞ Şahsen çok uzun bir inceleme yazamayacağım. Benim başyapıt diyebileceğim klasmanda değil maalesef. Öncelikle kitabı anlatmak gerekirse; Baek Sehee adlı Koreli bir ablamız Solo Leveling - Cilt 1 gibi şeylerin (salladım) yayınlayan yayınevinin sosyal medya yöneticiliğini başarıyla üstlendikten sonra depresyona girip işinden istifa etmeden cesaret alabilmek için psikiyatristle arasındaki görüşmeyi kvkk'yı çiğneyip kayıt altına aldığı sonra da bunu yazarak bize bu kitabı pişirmiştir. YAZAR HAKKINDA Baek Sehee , 1990 yılında Seul, Güney Kore'de dünyaya geldi. Bir yayınevinde beş yıl çalışmadan önce üniversitede yaratıcı yazar-lık eğitimi aldı. On yıl boyunca, denemelerine ve Ölmek İstiyorum Ama Tteokbokki de Yemek İstiyorum'a da konu olan kronik depres-yon için psikiyatrik tedavi gördü. Arama kurtarma köpeği Jaram ile birlikte yaşıyor ve en sevdiği yemek tteokbokki. İNCELEMEM Kitapta ablamız; Menopoza girmeden önce son kez regl tatmak isteyen kısa mavi saçlı feminist teyzeler gibi hayatın anlamını sorgulayarak kitabın basit bir kitap olmadığını. psikiyatristlerin bu işten büyük para kopardığını anlatıyor bizlere.Baek ablamızın devamlı bir üzüntü, kaygı ve kendinden şüphe duyma hâli içindeyken, çevresine karşı da son derece yargılayıcı olması sinirimi bozdu. (T.C. kızı gibi davranmasındandır). İşyerinde ve sosyal çevresinde duygularını gizlemekte ustadır çünkü sahtelik onun göbek adıdır. Kendisini usta bir yalancı olarak tanıtıyor başta bizlere. Daha sonra bu yaşam tarzını sürdürmeye dayanamıyor ve profesyonel bir yardım almak için psikiyatriste gidiyor. Sevgilisi var, ailesi var, arkadaşları var ve patronu bile seviyor. Ama neden bu kadar umutsuz, o zaman en sevdiği yemeği; şöyle acılı, bol baharatlı bir tabak tteokbokki'yi nasıl sürekli isteyebilir? Ben de bilmiyorum. Neyse
İnceleme
Ölmek İstiyorum ama Tteokbokki de Yemek İstiyorumBaek Sehee · Nova Kitap · 20248,6bin okunma
K'ler (Kinyas, Kayra ve Kendim)
Puan vermedi·533 syf.··
2024 8. kitabı
·
40 günde okudu
·
Okunma: 17 Mart 2024 13:32
Geçmişi tükürüp geleceği çiğnedim! KvK okudum. Biraz daha okudum. Sonra biraz daha okudum. Ve sonra biraz daha.... En az herkes kadar en çok da K'ler kadar ben de kendimi kaybedip duruyorum yaşamın içinde. Her kendimi kaybettiğimde bu kitabı baştan okumaya başlıyorum. Böyle böyle üç tur bindirdim bile bu kitaba. Ve evet, henüz 18 yaşında... Kafamdakiler susuyor her okuyuşumda. Çünkü kafamdaki her şeyi zaten Kinyas belki de Kayra söylemiş oluyor. İlk okuyuşumda midemin bulandığı, hayattan nefret etmeye beni zorladığı için kızdığım bu kitap, tekrar tekrar okuduğumda; korkunca, kızınca, öfkelenince veya çok sevince sığındığım bir limanım haline geldi. Başucu kitabı denir ya bazı kitaplara. Bu da benim başucu limanım oldu. İyi ki okumuşum diyorum iyi ki okuyorum diyorum... Artık komodinimde bir liman duruyor ve ben hangi duygu durumunda olursam olayım o liman beni kabul ediyor ve bağrına basıyor. Teşekkür Ederim Hakan Günday. Sayende kişisel dünyamın yadırganmadığı, hissettiğim duygulardan utanmadığım bir evrenim oldu. Yakında yaşadığım şehri bırakıp gideceğim ve eminim ki bu sözler beni anlatacak: Şimdi yurt odamda her tarafta Kinyas ve Kayra..
Edebiyat & Roman
Kinyas ve KayraHakan Günday · Doğan Kitap · 202535,4bin okunma
Puan vermedi·88 syf.··
2024 16. kitabı
Karakterin peşinde olduğu şey ve buna ulaşmak için yapıp ettikleri şüphesiz kabul edilemez. Bu karakter biraz bugünün insanıdır, biraz da insanın kendisidir. İmgeler, imgeler, imgeler... "Bu bir pipo değildir" bro derdim Vasanpeine ile karşılaşsaydım. Ama muhtemelen karşılaşsaydık benim bir parçamın fotoğrafını çekmeye çalışırdı ben de onu kovalardım KVKK diye bağırarak
Ayrıntılara Âşık AdamAlberto Manguel · Kırmızı Kedi Yayınları · 2019200 okunma
ZALİMİN ZULMÜ...
10/10
·221 syf.··
Beğendi
·
2020 182. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 02 Aralık 2020 22:32
Merhaba dostlar. Günlük hayatımız alışkanlıklarımızı nasıl da etkiliyor değil mi? Yaşadığımız şartlardan dolayı, doyasıya kitap okuyamamanın üzüntüsünü yaşarken, bir yandan da normal şartlarda olmasa da görevimi yaptığım için mutluluk duyuyorum. Çünkü her an birilerinin gazabına uğrayabilir ve görevimden uzaklaştırılabilirim. Görevden uzaklaştırılmak için bir sebebin de olmasına gerek yok aslında. Gözünün üstünde kaşın olsun yeter. Evet yanlış duymadınız. Bazen insanlar sırf gözünün üstünde kaşı var diye görevlerinden uzaklaştırılmış. Sıranın bana da gelmeyeceği ne malum. Sonuçta benim de kaşım var değil mi? Meydanlara her çıktığımızda bağırdığımız bir slogan vardır: SUSMA, SUSTUKÇA SIRA SANA GELECEK! Yapılan haksızlıklara boyun eğdiğimiz müddetçe ezilmeye mahkumuz. Bunu bilmemize rağmen bazen susmayı tercih ederiz. Neden susarız peki? Çünkü konuşursak birilerinin kulağına gider. Çünkü konuşursak birilerini rahatsız ederiz. O yüzden BANA DOKUNMAYAN YILAN BİN YAŞASIN diyerek susmayı tercih ederiz. Ama bazı kişiler vardır ki bir türlü susmayı bilmez. Neymiş efendim, gerçekleri herkes öğrenmeliymiş. Haklısın kardeşim haklısın da, bunu gel de sayın büyüklerimize anlat. Halkının uyanması işlerine gelmediği için hangi iktidar ister ki gerçeklerin öğrenilmesini. Hangi iktidar köylerin, ağaların baskısı altında olduğunu kabul eder ki? Aslında bilir ama susar. Neden? Çünkü oy alacak. Köylü cahil kaldığı müddetçe de oyları artacak. "Bu çevrede Nadir Ağa ne derse o olur. O, şu partiye oy vereceksiniz dedi mi, tamam! Öteki partilere tek oy çıkmaz." (s. 54) İktidarlar nedense halkının cahilliğinden beslenir. Siyasetten çok anlamam ama GÖRÜNEN KÖY KILAVUZ İSTEMEZ. Bir tek Atatürk, halkının cahil kalmaması için uğraşmış. Halkı eğitimli olan ülkenin ileriye gideceğini savunmuş.
Edebiyat
SürgünBehzat Ay · Tekin Yayınevi · 197522 okunma