İslâmda insan, hem kangal kangal kemmiyetle üstüne düştüğü ve fâni adetler boyunca nefsine devam aradığı dünya
ve madde kadrosunda, hem de her ferdi yekpare bir ebediyet ve keyfiyette toplayan mâvera çerçevesinde, ölümsüzlüğün mümessilidir. İslâm, insanın yüzüne şu nurdan satırı yazdı:
"Sen ölmeyeceksin!"
Bekâ, yalnız Allah'ın sıfat ve hakikati olduğuna göre, ayağına fânilik zemini çekilip başına sonsuzluk tâci oturtulan
insan, İslâmda, her iki tarafın hakkını gerçekleştirmeye memur Şeriat ve Tasavvuf yollarından, Allah'ın ilâhi çaptaki
hediyesine nâildir. Mahlûkların en şereflisi sifatiyle ya bu hediyenin kul üstü seviyesine yükselecek, yahut yaratıkların
en sefilinden de aşağıya düşecek...
Ebedîlik dîvanesi insan, İslâmdan başka her görüş sisteminde lâğım faresinden daha aşağı, İslâmdaysa, sonsuzluk şevkinin pırıldattığı nur yüzüyle, en büyük kahraman.
Bütün sırrı şu ölçüde bulunuz. "Allah, âlemi insan, insanı da kendi marifetine ulaşması için yarattı."
m