Herkes okumalı
10/10
·224 syf.··
2026 12. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 21 Ocak 2026 14:32
Kitap çocukların dünyasına yetişkin gözüyle değil, çocukların bakış açısıyla yaklaşan dikkat çekici bir kitaptı. Eserde çocukların okulda, aile içinde ve toplumda yaşadığı sorunlar mizah yoluyla anlatılıyor. Aziz Nesin, güldürürken düşündürmeyi başaran üslubuyla, eğitim sistemini ve yetişkinlerin çocuklara karşı tutumunu eleştiriyor, kendinizden bir şeyler bulmanıza ve kendinizi sorgulamanıza sebep oluyor. Aziz Nesin’in dili sade ve akıcı bu yüzden kitabı okumak çok kolay. Kitaba başladığınızda nasıl son sayfaya geldiğinizi anlayamayacaksınız. Kitabın her sayfası çok eğlenceli, fakat altında ciddi toplumsal eleştiriler barındırıyor. Özellikle eğitim sistemiyle ilgili eleştiriler oldukça fazla bu da bana Hababam Sınıfını hatırlattı. Sonuç olarak Bu Çocuklar Harika, hem çocuklara hem de yetişkinlere hitap eden, düşündürücü ve eğlenceli bir eserdir. Kitap, çocukların hayal gücüne ve düşüncelerine değer verilmesi gerektiğini etkili bir şekilde anlatıyor. Bu yüzden herkesin okuması gereken bir kitap, herkesin okuması gereken bir yazar.
Şimdiki Çocuklar HarikaAziz Nesin · Nesin Yayınevi · 201920,7bin okunma
10/10
·77 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 11 Ocak 2026 13:40
Kısa bir kitap olduğuna bakmayın; günlerce okunması gereken, üzerine düşünülmesi şart olan, bir kez okunmayla sınırlı kalmayacak bir eser: Mutlu Yaşam Üzerine – Yaşamın Kısalığı Üzerine Mutlu yaşam ve yaşamın kısalığı üzerine asırlar üzerine yazılmış inanılması zor bir eser. Hayatta mutlu olmak için nelere dikkat etmemiz gerektiği, günümüzde sıkça dile getirilen “kaliteli vakit geçirmenin” ne olduğunu Seneca zaten bizlere anlatmış ve noktayı koymuş. Fakat Seneca sadece mutlu yaşam üzerine nokta atışlar yapmakla kalmamış, çoğu alanda temel prensip olması gereken düşünceyi özetlemiş. Çoğu kurumda duvara asılması gereken cümleleri yazmış, insanlara miras olarak bırakmış. Bu mirası insanlar ne kadar kullanabilmiş, yorum yok. “İnsanın olduğu yerde iyiliğe de yer vardır.” Aslında her şeyin çözümünün çok basit olduğunu vurgulayan, işin püf noktasını birkaç kelimelik bir cümleye indirgeyen özlü bir söz. İyilik varsa, her şey çözülür. “Herkes günün yorgunluğuyla yaşamında acele eder ve gelecek arzusuyla çabalar durur. Buna karşılık zamanını kendisi için kullanan insan her gününü son günü gibi düzenler yarını arzulamaz ve yarından da korkmaz.” Sayfalarca kişisel gelişim kitabı okumaya, saatlerce yaşam koçlarını dinlemene gerek yok, al bu cümleyi, döndür döndür oku. “Hazları uğraşa dönüştürenlerin boş vakti yoktur” Al bu cümleyi, okulların hepsine as. Eğitim öğretim zihniyetini özetleyen mükemmel bir cümle. Okullarda binlerce öğrenciyi dört duvara hapsedip kalıplaşmış bilgileri anlatmak yerine her çocuğun ilgi alanını, yeteneğini keşfedip ve kendisinin de keşfetmesini sağlayıp o alanda uzmanlaştıracak bir eğitim sistem kurulmalı. Bu fikir benim keşfim değil, binlerce yıl önce ortaya konulmuş. Biz ise edebiyatı iyi olan birine matematik yüklemeye çalışıyoruz. Sporda iyi olan bir öğrenciye sporu bıraktırıp önüne
Mutlu Yaşam Üzerine – Yaşamın Kısalığı ÜzerineSeneca · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202514,6bin okunma
Reklam
Puan vermedi·116 syf.··
2026 2. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 05 Ocak 2026 17:34
Ahmet Rasim’in Falaka adlı eseri, yazarın çocukluk yıllarına dayanan otobiyografik nitelikte bir anlatıdır. Eser, dönemin mahalle mekteplerinde uygulanan eğitim anlayışını, bireysel bir hatıradan yola çıkarak toplumsal bir eleştiriye dönüştürür. Bu yönüyle Falaka, yalnızca geçmişi anlatan bir anı kitabı değil, eğitim kavramının nasıl şekillendiğini sorgulayan güçlü bir metindir. Eserde, küçük bir çocuğun gözünden aktarılan eğitim ortamı; korku, baskı ve şiddet üzerine kuruludur. Falaka başta olmak üzere uygulanan cezalar, öğretmenin otoritesini pekiştiren bir araç olarak sunulur. Ahmet Rasim, yaşadıklarını süslemeye ya da dramatize etmeye çalışmadan, sade ve samimi bir dille aktarır. Bu yalın anlatım, okurun metinle kurduğu bağı güçlendirir ve anlatılanların etkisini daha da artırır. Her ne kadar eserde anlatılan öğretmen figürü günümüz eğitim anlayışını temsil etmese de, Falaka’nın asıl dikkat çekici yönü burada ortaya çıkar. Eser, öğrenmeyi temsil eden kişiyle şiddetin ve korkunun bağdaştırılmasının, çocuklar üzerinde nasıl derin ve kalıcı sonuçlara yol açabileceğini açıkça gösterir. Öğretmenin bir rehber ve güven kaynağı olmaktan çıkıp korkulan bir figüre dönüşmesi, öğrenme sürecini de doğal ve sağlıklı bir yapıdan uzaklaştırır. Ahmet Rasim’in satırlarında asıl hissedilen acı, fiziksel cezadan çok ruhsal tahribattır. Korkuyla öğrenmeye zorlanan çocuk, bilgiyi sevgiyle değil kaygıyla tanır; okul, merakın değil endişenin mekânı hâline gelir. Bu durum, bireyin eğitimle kurduğu ilişkiyi zedelerken aynı zamanda kişilik gelişimini de olumsuz yönde etkiler. Sonuç olarak Falaka, geçmişte kalmış bir eğitim anlayışını anlatıyor gibi görünse de, günümüz okuru için hâlâ güçlü bir uyarı niteliği taşır. Ahmet Rasim, kendi çocukluğundan yola çıkarak bize şunu hatırlatır:
FalakaAhmet Rasim · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20194,407 okunma
Kendini bulabilmek için nelerden vazgeçebilir insan?
Puan vermedi·363 syf.··
2025 29. kitabı
Talebe, bir “başarı hikâyesi” gibi sunulabilecek kadar parlak; ama aslında hayatta kalma, büyük kayıplar verme pahasına kendini yeniden inşa etme hikâyesi. Tara Westover, kitabın hem yazarı hem de kahramanı. Tara bu kitapta yalnızca kendi hayatını anlatmıyor; bilginin, eğitimin ve hakikatin insanı nasıl özgürleştirdiğini iliklerine kadar hissettiriyor. Tara, Amerika’nın Idaho eyaletinde; modern dünyayla neredeyse hiçbir bağı olmayan, devlet kurumlarına ve eğitime derin bir güvensizlik besleyen bir ailede büyüyor. Bu güvensizlik yüzünden ne okul ne de hastane yüzü görüyor. Günün birinde kopacağına inanılan kıyametten, kendi imkânlarıyla sağ çıkacağına inanan bir baba ve babaya destek çıkan bir anneyle çevrili bir çocukluk bu. Kardeşleriyle yaşadığı problemler ise bambaşka bir mesele. Okula gitmiyor, ölümün kıyısına gelse bile hastaneye götürülmüyor; resmî bir kimliği bile yok. Resmiyete göre tanınmasa da Tara bunu tek bir cümleyle anlatıyor: “Ben varım.” Tara’nın dünyasında gerçek, babasının perspektifiyle şekilleniyor. Onun dünyasında gerçek; babanın inandıkları, annenin sessiz kabullenişi ve korkuyla karışık bir itaat. Öyle bir itaat ki, gerçeğin farklı olabileceğini kabullenme ihtimali bile insanın bacaklarına dolanan bir pranga hissi veriyor. Ve tam bu noktada iki soru beliriyor: “Aile sadakati mi, yoksa hakikat mi?” “Herkes yanlış da bir babam mı doğru?” Tara, tüm bu prangalara rağmen üniversiteye adım atıyor. Ancak bu adım, bir kapıdan geçişten çok bir uçurumdan atlayış hissi veriyor. Cambridge ve Harvard’a uzanan akademik yolculuğu, zekânın değil cesaretin hikâyesine dönüşüyor. Bu kitapta eğitim; diploma ya da başarı değil, “Ben kimim?” sorusunu sorma cesareti demek. Çünkü öğrenilen her yeni bilgi, ailesinden bir adım daha uzaklaşmayı da beraberinde
TalebeTara Westover · Domingo Yayınevi · 20194,791 okunma
5/10
·141 syf.··
2025 1. kitabı
Yazarın haklılık payı elbette var ancak fenni ilimler için düşündüğümüzde yazarın okulsuz toplumu biraz ütopyaya dönüşüyor. Amerikan eğitim seviyesinin ve mantığının gün yüzüne çıkması babında önemli bir eser.
Okulsuz ToplumIvan Illich · Şule Yayınları · 20184,934 okunma
10/10
·268 syf.··
2025 50. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 04 Aralık 2025 11:49
”Bizim ne yapıp edilip,okutulmamız gerekiyor…” Fakir Baykurt,Efkâr Tepesi’nde,1959-1960 arasında çeşitli yayın organlarında çıkan yazılarını toplamış.Partizanlık,din sömürüsü,köyün yoksulluğu,okur-yazarlık,kız çocuklarının okutulmaması gibi konuları çarpıcı bir biçimde ele almıştır. Başka yerlerde geçen olaylar,başka insanları zarara sokan işler,ilgi çekiyor.Bu köye türkü yakılıyor,fıkralar uyduruluyor,bir kız çocuğu ağlıyor ve buna gülüyorlar…İnsan ne ağlayabiliyor,ne gülebiliyor. Öğretmenimiz,öğrencimiz,türlü nedenlerle,işten,dersten,okumadan soğudular…Ulusal eğitimin niteliğinde elle tutulur bir düşme oldu.Bunu hepimiz biliyoruz,doğruyu ahirette söyleyecek değiliz! ”Okuma yazma öğrenen kızların anasına,atasına,kocasına itaatı azalıyor…Dursun dizinin dibinde böylesi daha iyi…” Bugün eğitimin önemini bu cahil sözlerle bir kez daha anlıyoruz.’Kızlar okutulmadıkça iki yakanız bir araya gelmez,Türk toplumu yükselmez…’demiş sevgili Fakir Baykurt;ne güzel de söylemiş… Her şey diploma sahibi olmakla yetmiyor tabi.Milletvekillerinin,belediye başkanlarının,okul müdürlerinin kendi çıkarları uğruna nasıl körleştiğini görüyoruz.Günümüzde hala bu konuların sürmeye devam edip,halkın sesine kulak verilmemesi içler acısı. Kurtarmalı bunları!Değiştirmeli yaşamlarını!Hallerini görseniz sizde aynı şeyi söylersiniz.Başka yolu yok dersiniz.Uyarmalı,uyandırmalı dersiniz! Özellikle öğretmen ve öğretmen adayı arkadaşlarımın kesinlikle okumasını tavsiye ediyorum. Kafamda hep o Emine!Gidiyorum,gidemiyorum.Emine’yi cahillikten,cahillerin elinden;anasını babasını darlıktan kurtarmalı! Uzak yakın bütün dostlarıma bağıra bağıra bunu söylemek istiyorum…! . . . . ”Yaşam savaşında beni öldüremeyen her şey,ancak gücümü artırır…” ”Göçler büyük bunalımların sonucudur…”
1000Kitap
Efkar TepesiFakir Baykurt · Literatür Yayıncılık · 2015219 okunma
Reklam
Reklam