çocukken etrafımdaki öfkenin korkusu altında hareket ediyordum. hiç dayak yemedim fakat aile içinde çok fazla öfke vardı -babamda ve ağabeyimde. annem de buna iştirak ediyordu. beni öfkeden korumazdı. öfkenin mutlaka bana yöneltmiş olması gerekmiyordu fakat etrafım onunla sarılmıştı. bu yüzden çaresiz hissediyordum kendimi. hayır diyemememin bir nedeni de hep zor durumlarda olup, memnuniyetşizlik yaratma korkusuydu
patolojik derecede sarmal bir aile sistemine aşırı duyarlılık ve bağlılık damgasını vurur. bu durum ilişkilerdeki karşılıklı bağımlılıkta, kişisel sınırların ihlalinde, kişinin kendisine ve diğer aile bireylerine dair farklılaşmış algılarının zayıflığında ve silik sınırlarda gözlenebilir
bir sürü ‘-meli, -malı'yı içselleştirmek zorunda kaldım. çok zordu. hayır diyememekti meselem. benim için hayır demek, çok korktuğum inanılmaz bir boşluktu. bu boşluğu doldurmak için bir sürü şey yaptım