duygusal özdenetim kapasitesi bebeklik ve çocuklukta ne kadar az gelişirse, yetişkinin öz dengesini sağlarken ilişkilere dayanma ihtiyacı o kadar büyük olur. bağımlılık arttıkça, bu ilişkilerin kaybedilme veya tehlikeye düşme tehdidi de o kadar artar.
neredeyse hayatın başlangıcından beri birbirini tamamlayan güvenlik ve özerklik ihtiyaçları arasında bir gerilime şahitlik etmekteyiz. gelişim yavaş yavaş ve yaşa uygun biçimde güvenlik ihtiyaçlarından özerklik güdüsüne, bağlılıktan bireyselliğe geçişi gerektirir. bunlardan hiçbiri tamamen yok olmaz ve hiçbirinin diğerinin ortadan kalkması pahasına hakimiyet elde etmesi gerekmez
gelişim, genetik programlanmamızın elverdiği kadarıyla, tümüyle dışsal denetimden öz denetime geçiş sürecidir. öz denetimi yüksek insanlar, bir topluluk içerisinde başkaları ile en verimli şekilde etkileşime geçebilen ve yine öz denetimi yüksek yetişkinler olarak büyütülecek çocuklar yetiştirebilen insanlardır
doğanın nihai hedefi, bireyin mutlak bağımlılıktan bağımsızlığa -veya daha net bir ifadeyle, topluluk içerisinde yaşayan olgun yetişkinlerin bağımsızlığına- geçerek büyümesini desteklemektir
her türlü ilişkide daha az güçlü olan taraf müşterek kaygının orantısız bir miktarını üstüne alacaktır -erkeklere oranla çok daha fazla sayıda kadının, diyelim, anksiyete veya depresyon tedavisi görmesinin sebebi budur