anlaşıldığımızı hissettiğimiz oranda kendimizi anlayacak, en derin bilinçaltı seviyelerinde sevildiğimizi algıladığımız oranda kendimizi sevecek, küçük bir çocukken özümüzde hissettiğimiz merhamet oranında kendimize şefkat göstereceğiz
çocuğun dünya algısı ebeveyn-çocuk ilişkisinde oluşur: bu ister sevgi ve kabul dünyası olsun, ister çocuğun ihtiyaçlarını dişiyle tırnağıyla elde etmesi gereken ihmal ve kayıtsızlık dolu bir dünya olsun, isterse de en kötüsü, çocuğun her an endişe dolu bir uyanıklılık içinde olmasını gerektiren düşmanca bir dünya olsun. gelecekteki ilişkilerin kalıbını, yaşamımızın ilk yıllarında bakıcılarımızla kurduğumuz ilişkilerde yatan sinir devreleri oluşturacaktır
özerklikten vazgeçmek, ilk bakışta bir ilişkinin "güvenliği" uğruna gerekliymiş gibi görünse ve hatta sübjektif olarak bu şekilde "güvenliği" kazandığımızda rahatlasak dahi, stres seviyesini yükseltir. kendimi başka insanlara "kabul ettirebilmek" için duygusal ihtiyaçlarımı devamlı surette bastırırsam, bunun bedelini hastalık şeklinde ödeme riskimi artırmış olurum