bir hastalığın bütün açıları çift-kör çalışmalarla ve en katı bilimsel tekniklerle doğrulanan olgulara indirgenemez. "kimyasal analizler çömlekçiliğin sanatsal değeri hakkında ne anlatabiliyorsa, tıp da iyileşme, ıstırap çekme ve ölme eylemlerinin anlamlı bir şekilde gerçekleşmesi hakkında o kadar şey anlatabilmektedir.”
insanları -sağlıklı olsunlar veya olmasınlar- büyüdükleri, yaşadıkları, çalıştıkları, oynadıkları, aşık oldukları ve öldükleri ortamdan soyutlanmış bir şekilde yaşıyormuş gibi tanımlamak istiyoruz. bunlar ortodoks tıbbın içinde yerleşik, saklı bulunan ve hekimlerin çoğunun eğitimleri sırasında edindiği ve meslek yaşamlarına taşıdığı önyargılardır
belki de aklının yapamadığını bedeni yapıyordu: önce çocukken ona dayatılan ve şimdi büyüdüğünde de kendi kendisine dayattığı amansız beklentiyi-başkalarını kendisinden üstün tutma beklentisini-üzerinden atıyordu
nasıl da hissettim ne demekmiş veda
nasıl da anarım o güzel birlikteliği yeniden sahneleyen, sürdüren ve paramparça eden
o karanlık, güçlü ve acımasız şeyi hala