Geh nedîm-i nedem etdin beni geh mûnis-i gam Nedir ey çarh-ı sitem-cû bana kasdın bilmem Gâh dûçâr-ı anâ gâh giriftâr-ı mihen Gâh pâ-bend-i belâ gâh esîr-i mâtem Nişledim neyledim ey Zâl-i kühen-sâl sana Yohsa Sührâb mı sandın beni yâhud Rüstem Sunmadıñ bir dolu meclisde baña kim âhir Katre katre kan olup dökmedi anı dîdem Budur ey çarh-ı sitem-cû bilirim âyînin Koma sen ehl-i dili kim kıla râhat bir dem Sen Süleymân’a vefâ etmediñ ey kîne-sigâl Kim ana râm idi dâd ü ded ü dîv ü âdem Dil-i erbâb-ı sühan kandır eliñden dâ’im Çeşm-i ashâb-ı hüner cûy-ı belâdır her dem Hâtırım nergis-i dilber gibi hem-vâre sakîm Meşrebim turre-i cânân gibi dâ’im derhem Ciğerim lâle gibi âteş-i gamdan pür-dâğ Gözlerim ebr gibi eşk-i belâdan dolu nem Hâsılı cânıma kâr etdi cefâ vü cevrin Kalmadı bende daha tâb-ı elem tâkat-i gam Osman Nevres
Günaydınn
Güzel bir rüya:yanımda birisi var, tanımadığım birisi. "Ben yokken ne yaptın ?" diyor. "I didn't exist" diyorum. "Ben de " diyor. " Lâle Müldür, Rüyalar
Reklam
Leyla, Batı Türkistan’ın selvi güzeli Saçları divan şiiri, gözleri Kerkük gazeli Elleri lale, karanfil, nergis bezeli Niğbolu kılıçları kadar güzelsin sen.
Gözyaşlarım bile kabul etmiyor artık beni. Akmıyor gözümden yaş; oysa içim ağlıyor, ruhum feryat ediyor... Sessizliğin içinde koca bir çığlık atıyor ama nafile, sağırlar ülkesinde yaşıyorum... Beyhude geçiyor ömrüm... ​Gözlerim semaya bakıyor, yıldızları izliyorum. Öyle hayran olunası bir şekilde parlıyorlar ki kelimelerim kifayetsiz kalıyor. Alın beni yanınıza... Ruhum yorgun, arafta... Acı içinde kıvranıyor. Gözler ruhun aynasıysa niçin görmüyorlar? Körler ülkesinde görülmeye çalışmak kadar beyhudeydi çabam... ​Bir volkan var içimde, okyanusun dibinde patlamaya hazır... Fırtına öncesi bir sessizlik bendeki... Belki de yerimi bulamamaktan bunlar. Ait olmak istediğim her yerde bir şeyler eksildi ruhumdan ve benden geriye sadece bir boşluk kaldı. Ruhumda yağmurlar yağıyor. Uyku bile kabul etmiyorken beni, insanların kabul etmesini düşünmek... Boşunaydı tüm çabam gibi... Lale-i pinhan
Bahçelerden Uzak
İstemem artık ışık, râyiha, renk âlemini, Koklamam yosma karanfille, güzel yâsemini. Beni bir lâhza müsâit bulamaz idlâle, Ne beyaz bâkire zambak, ne ateşten lâle. Beklemem fecrini leylâklar açan nîsânın, Özlemem vaktini dağ dağ kızaran erguvanın. Her sabah başka bahâr olsa da ben uslandım, Uğramam bahçelerin semtine gülden yandım. Yahya Kemal Beyatlı
Şiir
Leyla
Leyla, Evlâd-ı Fatihân’ın ayzıt kızı Kömür gözlere ne de güzel yakışır o ten Leyla, Mostar’a şavkıyan çoban yıldızı Rumeli toprakları kadar güzelsin sen. Ben, ihtilal kumandanı Gazi Batur Yahya Sen, Müşir Sami Paşa’nın güzel kızı Leyla Avuçlarında parçalanır şarkî coğrafya Nişabur elmasları kadar güzelsin sen. Leyla, Batı Türkistan’ın selvi güzeli Saçları divan şiiri, gözleri Kerkük gazeli Elleri lale, karanfil, nergis bezeli Niğbolu kılıçları kadar güzelsin sen. Mustafa Eşref Bey’e mendilini vermişsin İçine de saçlarından bir telini koymuşsun Sen bu Yahya’ya acunu bağışlamışsın Divriği ırmakları kadar güzelsin sen. Mendilini Mustafa’dan az evvel aldım Üç defa öptüm de kalpağıma sürdüm Saçının telini cevşen-i kebire sardım İsfahan bahçeleri kadar güzelsin sen. Payitaht, cesedime bin kese altın saymış Peşime de bin beş yüz acem süvari salmış Bu hengâmede Yahya seni nasıl sevmiş? Boğazkesen hisarları kadar güzelsin sen.
Reklam
Reklam