Okurken ne kadar cahil olduğumu, yaşadığım topraklardan bihaber olduğumu öğrendiğim kitap.. Öyle roman olarak bakmayın gayet tarihi bir kitap.. Bu tarz kitapları hep çok sevmişimdir. İnsanın duygularını hiçe sayarak tarihi anlatamazsınız. O acılar, yaralar insanları bu hale getiriyor. Tarihe o duygular yön veriyor. Bize hep tarih derslerinden Orta Asya Türk tarihi uzun uzun anlatılırken yakın tarihimiz hep askıda gözardı ediliyor. Oysa asıl yaralarımız, göz ardı ettiklerimiz orada.. Galiba bu da çok uluslu bir toplumu bir anda yok saymamızın sonucu, ayakta kalma çabamız..Neyse kitabın konusuna gelecek olursak bir kez daha nazilerin acımasızlığı ile karşılaşıyorsunuz. Boğazda ölüme terk edilen umutlu, masum insanları, buna sessiz kalan koca bir dünya görüyorsunuz ve umudun olduğu yerde aşk olmaz mı? İşte burada da bize geçmişten günümüze kadar süren trajik bir aşk hikayesi anlatılıyor. Toplumuzun o vazgeçilmez önyargısı ve gereksiz özgüveni ile ortaya okuması çok zevkli bir kitap çıkıyor. Bence herkesin kütüphanesinde olması gereken bir kitap..