Yalnızlığı en çok biriyle konuşma ihtiyacı duyduğunda aynalara derdini anlatanlar bilir. Bir de başka türlü bir yalnızlık vardır. Senin gibi olmayanların arasında kalırsın, seni anlamayanların arasında. O an seni anlayacak ve anlatacak tek şey kitaplardır
Dünyanın mütevazi kişilere miras kalması gerekirdi ama tam aksine gençlere kaldı. Kendi ruhlarına bakmak yerine bilgisayar ekranlarına bakan teknoloji bağımlılarına...
Kitapta kadın kahraman sadece uzun bir mektubun yazarı olarak karşımıza çıkıyor. Kadının hayatı boyunca sevmiş olduğu erkek için kaleme aldığı bu mektubun "gönderen"inin adı verilmemiştir, yani kadının ismini hiçbir zaman öğrenemeyeceğiz. Kadın aşık olduğu adam R ile yaşadığı kısa beraberliklerde dahi aşık olduğunu hiçbir zaman söyleyemiyor. Söylediği taktirde, erkeğe paylaşılmamış bir derin duygudan ötürü sorumluluk yükleyebileceğinden korkuyor. Bu tek kişilik aşkın meyvesinden doğan yükümlülüğü de yine kimseye söylemeden kendi başına yükleniyor. Bu kadın karakterin duygularına asla karşılık aramadığını anlıyoruz yazdığı mektubunda. O'nu en çok yaralayan şey karşılık alamamak değil, defalarca kaderin onları bir araya getirmesine rağmen büyük aşkı tarafından her defasında tanınmamak oluyor. Mutlak aşk kavramının şimdiye kadar bilinmeyen kıyılarına bir yolculuk yapabilirsiniz.
Keyifli okumalar! :)