Bu mektup, Dostum, çok uzun olacak. Yazmaktan pek hoşlanmam. Sözlerin düşünceye ihanet ettiğini çok yerde okudum, ama bana öyle geliyor ki yazılı sözler düşünceye daha da çok ihanet ediyor.
Hume'un temel amacı 'tümevarım problemi'ni ortaya koymaktır. Söz konusu problem şu şekilde ifade edilebilir: Genellikle geçmiş gözlemlerimizin, henüz gözlemlemediklerimize ilişkin inançlarımıza yönelik iyi bir neden sunduğunu düşünürüz. Halbuki bu tip nedenlerin, geleceğin geçmişe benzeyeceği varsayımına dayandığı görülmektedir. Fakat geleceğin geçmişe benzeyeceğini düşünmemin altında yatan neden nedir? Geçmişin geleceğe benzeyeceğini a priori bilmem söz konusu değildir ve bu durumda geriye kalan tek seçenek, gelecek şimdiye dek geçmişe benzediği için bunun böyle olmaya devam edeceğini ileri sürmektir ki bu argüman, kanıtlaması gereken şeyi, yani geleceğin geçmişe benzeyeceğini düşünmek için gerekli olan nedeni varsaymaktadır.
Serbest çağrışım için artık zaman yok, düşler için artık zaman yok.
Çünkü bizler ezildik. Ve acılarımız da zamanla alakalı. Aslında büyük bir "zaman açlığı" çekiyoruz.
1000Kitap kitlesi işine gelince nasıl politik ama nasıl cürektar(!) Şimdi bir iki kişi hariç herkes sessiz sakin kitabını okuyor sanki hiçbir şey olmuyormuşçasına. Üzücü. :)