Yehova sordu: "Kimi göndermeliyim? Elçimiz kim olacak?" İşaya, tıpkı Musa gibi, haykırdı: "Burdayım! (hineni!) Beni gönder!" Bu görümün önemi peygamberi aydınlatmak değil ona pratik bir görev vermekti. Peygamberler, her şeyden önce, Tanrı'nın huzuruna çıkan kişidir ama bu aşkın tecrübe Buda dinindekinin aksine, bilginin aktarılmasıyla değil eylemle sonuçlanır. Peygamber mistik bir aydınlanmayla değil itaatle tanımlanır. Beklenilecegi üzere, mesaj hiç de kolay değildir. Tipik semitik paradoks içinde, Yehova İşaya'dan halkın kabul etmeyeceği bir şeyi yapmasını ister. Tanrı'nın kelamını reddetmeleri durumunda hiddete kapilmamaliydi: "Git ve onlara de ki; 'Anlamasaniz da tekrar tekrar dinleyin; Agilayamasaniz da tekrar tekrar görün." Yedi yüz yıl sonra, kendisinin aynı sertlikteki mesajını halkın reddetmesi üzerine, ise bu sözleri tekrarlayacaktir. İnsanoğlunun gerçekle arası pek iyi değildir.