Tam olarak bir hukuk devleti şeklinde adlandırılabilecek olan sivil devlet aşağıdaki önsel ilkelere dayanır:
1. Bir insan olarak toplumun her üyesinin özgürlüğü,
2. Bir tebaa olarak her bir kişinin başkalarıyla eşitliği,
3. Bir vatandaş olarak devletin her bir üyesinin bağımsızlığı.
Gerçek politika ahlaka gerekli saygıyı göstermeden bir adım bile ileri adim atamaz; aslında güç ve karmaşık bir sanat olan politika, ahlakla birleştiği zaman böyle olmaktan çıkar; ahlakla politikanın bagdasmadigi durumlarda, ahlak, politikanın çözemediği düğümleri çözer ve koparır. Politika ahlak önünde dize gelmelidir; ancak böylelikledir ki politika sönmek bilmez bir ışıkla parıldayacağı yüksek bir düzeye, yavaş yavaş bile olsa yükselmeyi umabilir. (Kant, 2005:320)
Kötülük genel olarak evrene hiçbir zarar vermez, özel olarak da bir insanın yaptığı kötülük bir başkasına zarar vermez; sadece istediği zaman ondan kurtulma gücüne sahip olan kişiye zararlıdır.
Hegel çok uzun zaman önce "saf varlığın" (çelişkiden arınmış) saf hiçlikle aynı şey olduğunu açıklamıştı. Aynı şekilde, eğer her şey beyaz olsaydı, bu bizim için sanki her şeyin siyah olmasıyla aynı olurdu. Gerçek dünyada her şey pozitif ve negatifi, olmayı ve olmamayı içerir, çünkü her şey sürekli bir hareket ve değişim halindedir.
Önceden gelen öncüller olmadan hiçbir şeyin içinden hiçbir şeyin birdenbire çıkmadığını keşfediyoruz. Benzer biçimde, hiçbir şey, kendisinden sonra varolan bir şeye mutlak surette yol açmama anlamında, bir iz bırakmadan kaybolmaz. Dünyanın bu genel özelliği, farklı türden muazzam büyüklükte bir deneyimler alanını özetleyen ve henüz, bilimsel ya da değil, herhangi bir gözlem ya da deneyle çelişkiye düşmemiş bir prensiple ifade edilebilir: her şey başka şeylerden gelir ve başka şeylere yol açar.