Kitabı bitirdiğim gece uyuyamadım. Son iki bölümü tekrar tekrar okudum, internette analizler araştırarak anlamaya çalıştım, bütün gece kitabın üzerine düşündüm. Normalde inceleme girmiyorum ama bu incelemeyi ileride kendim için bırakıyorum, çünkü bu kitaba kesinlikle tekrar döneceğim. Ayrıca internetteki analizler beni tam olarak tatmin etmediğinden kendi düşüncelerimi bırakmak istedim. Kitap hakkında herkesin farklı düşünceleri olması da çok güzel ve bence kitabı ölümsüz kılıyor.
(SPOILER)
-Beklentilerim: Kafka’yı merak ettiğim ve konusu ilgimi çektiği için okudum kitabı. Hukukla ilgili metaforlar ve derin bir kurgu
beklentisiyle başladım kitaba, ancak kitap gittikçe soyutlaştı, kafkaesk öğeler ve grotesk içinde fever dream gibi bir şeye dönüştü. Kitabın varoluşla ilgili olabileceğini hiç ama hiç düşünmemiştim, sanırım bu yüzden çok etkilendim. Bir bakıma kendimi Sartre’nin Bulantı’sını okuyor gibi hissettim, kesinlikle daha kolay okunuyor ama çok daha karanlık.
-Anlamlandırma çabam: Kafka’nın Babaya Mektuplar’ını yeni bitirip hayatıyla ilgili derin bir araştırmaya girdikten sonra okumam sayesinde kitapta onunla ilgili o kadar çok şey görebildim ki. Ve kitapta bir şeyleri kavrayabildiğimi, ölü bir okuma yapmadığımı düşünüyordum. Hala düşünüyorum, ama Kafka bir noktada insanı tıkayan bir yazar, Katedral bölümüne gelip “Before The Law” kısmını okumamla kafam allak bullak oldu. O kısmı bir türlü kafama oturtamadım. Bu kısımdan sonraki son bölüm ve ani ölümle de neye uğradığımı şaşırdım.
Araştırmalarım: Kitapla ilgili o kadar çok analiz aradım ki, bazılarının yorumlarını kendime uydurabildim ama bazıları çok uzak geldi. Bence bürokrasi ve hukuk sisteminin yozlaşması yorumu çıkarmak yanlış bu kitaptan, Kafka’nın hukuk ve mahkeme yoluyla K’nın hayatını anlamlandırmaya