Giorgi Vasari diyor ki;
‘Kuş satılan yerlerden geçerken sıkça bu kuşlardan satın alıp onları azat ederek gökyüzüne doğru uçup gitmelerini seyrederdi. Bu yüzden olmalı; yaradan onu o kadar memnuniyetle kolluyordu ki, düşüncelerini, beynini, aklını nereye çevirse, eserlerinde büyük bir ilahî güç sergiliyordu. Bu ilahî güç, eserlerine âdeta kusursuzluk kazandırıyor, belki de bu sebeple hiç kimse, hiçbir zaman beceriklilik; canlılık, yetkinlik, güzellik ve incelik bakımından onunla eş konumda olamıyordu.’
Kuş detayı, kalbimi titretti..·Kitabı okudu
Alıntı
“İnsan, kendini beğenmeden yaşayamaz. Kendini beğenirse, diğer insanlar onun hayatını cehenneme çevirmeye çalışırlar. Bunun için, insan, hem kendini beğenmeli hem de beğenmemelidir. İngilizlerin afyonla birlikte dünya piyasasına sürmüş oldukları bu kurnazlık, yüzyıllardır insanlara hayatı zehir etmektedir. İngilizlerin, dünya milletleri arasındaki yerini böylece belirttikten sonra, konumuza dönelim. “Bu fakir millet, sırası gelince, büyük değerler yaratabileceğini her zaman göstermiştir. Fakat İngilizler, buna daima engel olmuşlardır. Bu millet biraz nefes alabildiği kısa bir süre içinde de Turgut Özben’i yaratarak bütün kötü şartları hiçe saymasını bilmiştir. Fakat hemen İkinci Dünya Savaşı’nı çıkaran Anglosaksonlar, bu ender şahsiyetin yetişmesini gölgelemek istemişlerdir. “Ben savaş yıllarının çocuğu olduğum için, ilk talihsizliğim beslenme şartlarının kötülüğüyle başlamıştır. Bütün savaş yılları kara ekmekle geçti benim için. Ekmekle birlikte her şey bozuldu. Bana henüz verilmeye başlanan terbiyem okula gitmeden bozuldu. Bütün çocuklar gibi, kötülüğünü, anlamını bilmeden küfür etmeyi öğrendim ve sebebini bilmeden dövüşmeye başladım. Sokak aralarında, biriktirdiğim gazoz kapaklarıyla lik oynamak ve jilet kapaklarının en iyisi olan giletteyi arkadaşlarımdan çalmak suretiyle kumara ve hırsızlığa alıştım. Babam beni mektebe götürdüğü zaman, çantamla birlikte artık uzun bir hayat tecrübesini de omzumda taşıyordum. “Okulda ilk öğrendiğim gerçeklerden biri de babamın -sonra peder oldu- beni yanlışlıkla mektep yerine okula gönderdiği oldu. Önümüze alfabe adında anlaşılmaz bir kitap koydular. Babam, ona da elifba dedi. Okulla babamı uzlaştırmaya imkân yoktu. “Bu garip kitapta, bizim kılığımıza pek benzemeyen bir biçimde giydirilmiş çocuklar, boyuna birbirlerine top
Reklam
Yapmanız gereken bir işi, bir sorumluluğu ertesi güne bırakmayın. Leonardo da Vinci'nin bu konuya değinen bir sözü var: "Bir işin bittiğini görmeden ölmek istiyorsanız 'yarın deyin. Çünkü yarın hiçbir zaman gelmeyecek." Yarının zaten kendi yükü var. Sanki yarın bomboş bir gün mü? “Bugün çalışmayacağım, yarın çalışacağım." İyi de Allah, yarın sana zaten bir sorumluluk verecek. Ertesi günün kendi içinde zaten ağırlığı var. Bugün yirmi beş kiloyu kaldırmayan diyor ki: "Yarın elli kiloyu kaldırırım." Bugün yirmi beşi kaldırmayan, yarın elliyi nasıl kaldırsın?
Alıntılar
Reyhan el-Biruni (973-1048) Aral Gölü’nün kenarında doğmuş. Genç olan Ebu Eli el-Hüseyin İbn-i Sina (980-1037) ise günümüzde Özbekistan sınırlarında yer alan, o zaman ilim merkezi, görkemli Buhara kentinde büyümüştü (Starr, 42). Uluğ Bey Yıldız yılının süresini Kopernik’ten daha doğru bir şekilde hesaplamış olan Semerkant hükümdarı kimdir (Starr, 50). Oxford’da ders veren Arabist Thomas Hyde Uluğ Bey’in yıldız kataloğunu 1665’te tercüme edip yayımlaşmıştır (Starr, 614). Biruni: Minerallerin katılığını ve ağırlığını ölçen ilk kişiydi. Ters tepkileri ilk defa tespit eden Orta Asyalı bilim adamlarının İranlı bir talebesiydi (Starr, 52). Özgül ağırlık kavramını geliştirmiştir (Starr, 339). Biruni tüm dinlerin ve milli mitolojilerin tarih sıralamalarının doğruluğunu bir kere inkar etmiştir. Bu temel noktada kafası gayet netti: tarih aklı temel almak zorundaydı. Buradaki örnekte bu durum gökbilimi gerçeklerine tekabül etmekteydi. Zamanın hesaplanması için rasyonel bir sistem olmadığı müddetçe tarihi sıralama olamazdı (Starr, 359). Bilime hizmet edenlerin vazifesi, tüm dallarda uzmanlaşmak zor olsa bile bu dalları ayrıştırmak değildir. Aksine, bilime hizmet eden kişi şunu tam olarak idrak etmelidir ki bilim, bilginin ve sonsuz ve kesintisiz cazibesi bir yana, haddi zatında güzeldir. Bilime hizmet eden kişi usanmadan çalışan kimselere imrenmelidir. Böyle kimseler savunduklarının zafere değil bilimin kendisinden haz alarak gayret gösterirler (Starr, 360). Dünyanın çevresini 16,8 km eksikti (Starr, 451). “Dünyanın dönüyor olması hiçbir şekilde gökbiliminin kıymetini azaltmaz, zira gökbilimine konu olan bir şeyin bütün tezahürleri (Starr, 469).” Türklerin Katkıları: Richard N. Frye: Birkaç istisna hariç hem dini hem de fenni ilimlerdeki Müslüman araştırmacıların çoğunun Arap
KİTABIN ÖZETİ
Reyhan el-Biruni (973-1048) Aral Gölü’nün kenarında doğmuş. Genç olan Ebu Eli el-Hüseyin İbn-i Sina (980-1037) ise günümüzde Özbekistan sınırlarında yer alan, o zaman ilim merkezi, görkemli Buhara kentinde büyümüştü (Starr, 42). Uluğ Bey Yıldız yılının süresini Kopernik’ten daha doğru bir şekilde hesaplamış olan Semerkant hükümdarı kimdir (Starr, 50). Oxford’da ders veren Arabist Thomas Hyde Uluğ Bey’in yıldız kataloğunu 1665’te tercüme edip yayımlaşmıştır (Starr, 614). Biruni: Minerallerin katılığını ve ağırlığını ölçen ilk kişiydi. Ters tepkileri ilk defa tespit eden Orta Asyalı bilim adamlarının İranlı bir talebesiydi (Starr, 52). Özgül ağırlık kavramını geliştirmiştir (Starr, 339). Biruni tüm dinlerin ve milli mitolojilerin tarih sıralamalarının doğruluğunu bir kere inkar etmiştir. Bu temel noktada kafası gayet netti: tarih aklı temel almak zorundaydı. Buradaki örnekte bu durum gökbilimi gerçeklerine tekabül etmekteydi. Zamanın hesaplanması için rasyonel bir sistem olmadığı müddetçe tarihi sıralama olamazdı (Starr, 359). Bilime hizmet edenlerin vazifesi, tüm dallarda uzmanlaşmak zor olsa bile bu dalları ayrıştırmak değildir. Aksine, bilime hizmet eden kişi şunu tam olarak idrak etmelidir ki bilim, bilginin ve sonsuz ve kesintisiz cazibesi bir yana, haddi zatında güzeldir. Bilime hizmet eden kişi usanmadan çalışan kimselere imrenmelidir. Böyle kimseler savunduklarının zafere değil bilimin kendisinden haz alarak gayret gösterirler (Starr, 360). Dünyanın çevresini 16,8 km eksikti (Starr, 451). “Dünyanın dönüyor olması hiçbir şekilde gökbiliminin kıymetini azaltmaz, zira gökbilimine konu olan bir şeyin bütün tezahürleri (Starr, 469).” Türklerin Katkıları: Richard N. Frye: Birkaç istisna hariç hem dini hem de fenni ilimlerdeki Müslüman araştırmacıların çoğunun Arap
KİTABIN ÖZETİ
Rönesans Kavramı Dante ve Giotto’nun Rönesans’a Shakespeare ve Moliere’in Orta Çağ’a ait olduğu bile düşünülebilir (63). Yani para ekonomisinin yeniden canlanadığı, yeni kentlerin belirdiği ve modern orta sınfın ilk kedine özgü özelliklerini edindiği 12. Yüzyılın sonuna 15. Yüzyıla yerleştirmek hayli yanlış olurdu; doğru, bu dönem bir çok şey meyvesini vermiş ama hemen hemen hiçbir şey ortaya çıkmamıştır (63). Venedik ticaret kenti orada sanat eserleri zenginleri sanatçılar hamiler arar. Sanayileşme zenginliği arttırdı. Sanat kurumlara yayıldı. Günlük yaşama girmeye başladı. Sıradan insan okumaya başladı. Orta yetenek de var olma olanağına kavuştu. Var olmak için olağanüstü yetenekli olmak zorunda değilsin. Orta Çağ’ın aksine Rönesans!ın doğadan keyif aldığını öne süren 19. Yüzyıl liberalizminin bir icadıdır (65). Doğayı düzenleyebilirsen ondan keyif alabilirsin. Köylü doğadan keyif almaz. Tesisatçı için ev derttir. Giotto BU ADAM ÖNEMLİ 1337 YILINDA ÖLDÜ. DON KİŞOT VE HAÇLI Romantizm: Ne var ki yüzyıl ortalarından itibaren, kentli orta sınıf sanatında, bilhassa Floransa sanatında saraya ve şövelyeliğe özgü nitelikler de belirginleşir. Ozanlarla yabancı ülkelere yayılan şövalye romanları, toplumun alt katmanlarına nüfuz edip herkesçe anlaşılabilir formlarıyla Toskana kentlerine bile ulaşır. Son olarak, güç ve zenginlik elde eden orta sınıftan seçkinler, saraylı adetleri benimseyerek romantik şövalyelik temalarını yalnızca egzotik bulmaya değil, taklit edilmeye değer bir şey olarak da görmeye başlar (92) 1400’ler Orta Sınıf Sanata Giriyor: Şimdi, daha önce sanat tarihine yabancı Hayatın Ufak Tefek gerçekleri oluşmuş bir dünya resmi fikri doğar. Yeni natüralist sanatın konuları, orta sınıfın gündelik yaşamından sahneler, sokak sahneleri ve iç mekanlar, odalarında yatan
Reklam
Reklam