7/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2026 20. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2026 16:28
Amerikan edebiyatının en şahsına münhasır yazarlarından #CarsonMcCullers ile tanışma kitabım #AltınGözdeYansımalar . Kitabı bitirdiğim an yazarın hayatını araştırma ihtiyacı duydum ve kendisinin önemli sağlık sorunları yaşadığını, biseksüel olduğunu ve yaşadığı dönemdeki toplumsal baskının kalemine yön verdiğini net anlamış oldum. Kitap henüz ilk sayfasında bir cinayet işleneceğinin haberini bize veriyor. Sonra son sayfaya kadar ilmek ilmek işliyor o anı. “Barış zamanında askeri bir üs sıkıcı bir yerdir. Birşeyler olur olmasına ama bunlar boyuna yinelenir durur. Ama belki de bir üssün sıkıcılığının en büyük nedeni, onun bir ada gibi çevreden yalıtılmışlığı, boş zamanın ve güvenliğin insana bıkkınlık verecek kadar çok oluşudur, çünkü insan bir kez orduya girdi mi kendisinden beklenen tek şey önündekinin peşinden ayrılmamasıdır. Öte yandan, ara sıra, bir daha yinelenmesi olanaksız şeyler de olur. Güneyde bir üste, birkaç yıl önce böyle bir şey oldu: Bir cinayet işlendi. Bu acıklı olayın kahramanları, iki subay, bir er, iki kadın, bir Filipinliyle bir attı. Bu olaydaki asker, Er Ellgee Williams, subaylardan biri Yüzbaşı Weldon Penderton, karısı Leonora Penderton ve atı Ateşkuşu, diğer subay ise Binbaşı Morris Langdon, karısı Alison Langdon, Yardımcıları Anacleto 23 yaşında Filipinli bir erkek ama biraz farklı. Ulu orta dans eder, suluboyalarla resim yapar ve efendisi Alison’a tapar. Yüzbaşı huzursuz ve sinirliydi. Er Williams’ı düşlemek kanser hücresi gibi içinde büyüyüp gidiyordu. Bu takıntılılık seviyesine onu getiren birkaç olay şöyleydi; Çin ipeğinden yeni takımına kahve dökmesi, Ateşkuşu’na binip atı çileden çıkardığı zamanki karşılaşmaları, evinin etrafındaki ağaçları temizlemek yerine yanlış anlayıp budaması, üsteki yolda sıkça karşılaşmaları.. Rahatsızlığının
Altın Gözde YansımalarCarson McCullers · Can Yayınları · 20041,276 okunma
Puan vermedi·216 syf.··
2026 30. kitabı
Jungcu felsefeye dayanan, kadin yazardan kadinlara psikolojik acidan yaklasan bir kitapti. Kitaptaki her anlatim kullanilan her olayin felsefi ve mitolojik bir gerekcesi vardi. Metaforlarla dolu bir kitapti. Eger Freud, Jung ve psikanaliz hakkinda on bilginiz varsa bu kitabi rahatlikla anlayabilirsiniz.
Sırdaş TrompetLeonora Carrington · Everest Yayınları · 2020232 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
6/10
·104 syf.··
2026 23. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 04 Mayıs 2026 15:41
Carson McCullers ile bu kitabı ile tanışmış oldum. Sanırım doğru kitapla tanışmış olmadım. Çünkü ne yazık ki çok sevdiğimi söyleyemeyeceğim. Altın Gözde Yansımalar ABD eyaletlerinin birinde bir ordugâhın barış zamanındaki olaylarını anlatır. Aslında barış zamanında o tekdüzeliğin sıkıcılığını, durağanlığını yansıtır. Duygularını gizleyen yüzbaşı ve onun kendisini aldatan rahat karısı Leonora var bir yerde. Bir de onların aile dostu, akşamları yemek yedikleri ve kart oynadıkları binbaşı ve kırılgan hasta karısı Alison var. Yüzbaşının bahçesine çalışmaya giden er Williams ise kitabın sessiz sakin ama tehlikeli karakteri. Ve bu sıkıcı hayatın içerisinde gözlerini bu aileye dikmiş sürekli gözlemleyen biri.. Kitabın yarısına kadar olaylar sıkıcı ilerledi. Kalan kısmında daha fazla açıldığını söyleyebilirim. Benim bu kitapta sevmediğim şey o kasvetli ortamın belki de bana bu kadar geçmesi. Tabii ki bu da yazarın başarısı bir yerde. Ama soğuk, yalnızlıklarıyla insanın içini karartan karakterler ve dışa vurulamayan duygular beni bir yerde boğdu. Sonu ise en azından daha tatmin ediciydi. Herkese önermesem de merak edenlere keyifli okumalar diliyorum...
Edebiyat
Altın Gözde YansımalarCarson McCullers · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20251,276 okunma
5/10
Bazı kitaplar vardır, ya çok seversiniz ya da bir türlü içine giremezsiniz. Benim için Sırdaş Trompet tam olarak böyle bir kitaptı. Okumaya başlarken oldukça meraklıydım çünkü farklı, tuhaf ve sürreal bir kitap olduğunu duymuştum. Ama sayfalar ilerledikçe kendimi sürekli aynı soruyu sorarken buldum: Ben şu an ne okuyorum? Hikâyeyi takip etmek benim için oldukça zor oldu. Olaylar bazen o kadar garip ve kopuk ilerliyordu ki neyin gerçek neyin hayal olduğunu ayırt etmekte zorlandım. Karakterler, sahneler, diyaloglar… Hepsi sanki bir rüyanın içindeymiş gibi birbirine karışıyordu. Kitabı okurken çoğu zaman anlatılan şeyin tam olarak ne olduğunu anlamakta zorlandım ve bu da okuma keyfimi maalesef oldukça düşürdü. Sonradan biraz araştırınca aslında bunun biraz da yazarın tarzıyla ilgili olduğunu fark ettim. Leonora Carrington sürrealist bir sanatçı ve bu kitap da oldukça sürreal bir anlatıma sahip. Yani klasik anlamda net bir olay örgüsü, mantıklı ilerleyen bir hikâye ya da her şeyin açık açık anlatıldığı bir anlatım beklemek çok mümkün değil. Rüyaları andıran sahneler, tuhaf karakterler ve sembolik anlatımlar kitabın temelini oluşturuyor. Aslında yazarın amacı düz bir hikâye anlatmak değil; daha çok okuyucuyu gerçek ile hayalin birbirine karıştığı garip bir dünyanın içine çekmek. Fakat benim için bu tarz biraz fazla karmaşık kaldı. Metin sembollerle dolu gibi hissettirdi ama bu sembollerin neyi temsil ettiğini yakalayamadığım için çoğu yerde kitaptan koptum. Bazen bir şeylerin bir anlamı olduğunu hissediyorsunuz ama o anlam size ulaşmıyor gibi… Bu da okurken sürekli bir mesafe yaratıyor. Belki de bu yüzden Sırdaş Trompet, benim için “ya çok sevilen ya da hiç anlaşılamayan” kitaplardan biri oldu. Farklı bir anlatım denemek isteyenler için ilginç olabilir ama ben okurken
Sırdaş TrompetLeonora Carrington · Everest Yayınları · 2020232 okunma
9/10
·216 syf.··
2026 10. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 08 Mart 2026 16:23
Sürrealist edebiyatın örneklerinden biri olan Sırdaş Trompet adlı kitap sadece bir yaşlılık hikayesi değil, simya mitoloji, okültizm ,paganizm, mizah ve sembollerle dolu çok katmanlı bir romandır. Dolayısıyla kitabı anlamak için bu konularla ilgili bilgi sahibi olmak iyi olur .Yoksa beklentinizin karşılanmadığı hissine kapılabilirsiniz . 92 yaşındaki Marian'a arkadaşı Carmella tarafından bir işitme trompeti hediye edilir .Aslında trompet, o kişinin içinde uyuyan potansiyeli uyandıran bir rehberdir .Trompeti ona vererek Carmella, Marian'ın spiritüel yolculuğunun inisiyasyon kapısını açar Trompet gerçekliğin ötesini duymaya yarayan majik (büyülü) bir araçtır .Trompet ile ailesinin onu huzurevine göndereceğini duyar ve sonra da huzurevine yerleştirilir. Huzurevini yöneten Dr. Gambit ,değişik şekilli ve kulemsi yapıların olduğu huzurevinde, yaşlı kadınları disipline etmeye ve kendi sözde spiritüel öğretisini dayatmaya çalışır .Huzurevinde otoriter ve baskıcı bir sistem vardır . Okültizmde hakikat herkese açık değildir .Sadece "bakmayı bilen" ve "hazır olan" kişiye görünür. Rahibenin göz kırpması ,Marian'a verilen gizli bir işarettir .Bu Maria'nın sıradan bir yaşlı kadından, kadim sırların koruyucusuna dönüşme sürecinde ,inisiyasyon adımıdır. Dona Rosalinda, aslında başrahibedir ( Hristiyanlık sembolü). Ancak tablosu aracılığıyla haylaz ve gizemli bir tavır sergiler. Bu, katı dini yapıların içine sızmış olan, pagan ruhun simgesidir. Dr.Gambit gibi herşeyi kontrol etmeye çalışan, ciddi ve disiplin takıntılı figürlerin burnunun dibinde, bir tablonun göz kırpması otoritenin acizliğini simgeler. Doğaüstü güçler ,insanların koyduğu, ciddiyet kurallarıyla dalga geçer. Bayan Gambit'in migren ağrısı; fiziksel rahatsızlıklar genellikle ruhsal
Sırdaş TrompetLeonora Carrington · Everest Yayınları · 2020232 okunma
8/10
·216 syf.··
2025 37. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2025 00:17
Romanımızın kahramanı Marian, 92 yaşında duyma sorunu dışında sağlık problemi olmayan bir kadındır. En yakın arkadaşı Camilla, ona duyma problemi nedeniyle bir işitme trompeti hediye eder. Ancak Marian, bu trompeti kullanmaya başladığında sadece insanların konuşmalarını değil tuhaf fısıltılar da duymaya başlar. Bu arada, ailesi Marian’ı huzurevine göndermeye karar verir. Ancak burası, ilginç şekilde dizayn edilmiş evler, eksantrik yaşlı kadınlar ve gizemli olaylarla doludur. Buradaki yaşlı kadınlar sessizce oturup dünyadan umudunu kesen değil; gizemli olayları çözen, dünyayı kurtarmaya çalışan, yaşlanmanın pasiflik anlamına gelmediği gösteren cesur ninelerdir. Marian ve arkadaşları toplumun görünmez saydığı yaşlı kadın figürüne bambaşka bir anlam kazandırıyor. Carrington’ın sürrealist anlatımı ise hikayeyi fantastik bir dünyaya taşıyor. Bu kitabı okurken Hızlandıkça Azalıyorum’un yaşlı ninesi Martha’yı hatırladım. İki kadın da dünyayı kendilerine özgü absürt ve renkli bir biçimde algılıyorlar. Tek fark Marian için yaşlılık bir son değil maceranın başlangıcı. Belki de, yaşlılık çay içip örgü örerek vakit geçirme değil, yeri geldiğinde maceraya atılıp dünyayı kurtarmak, dev kutup ayıları ile yüzleşmek ve gerektiğinde cinayet çözmektir. Kim bilir, belki ihtiyacımız olan tek şey bir işitme trompetidir, ne dersiniz? instagram.com/cityreaders...
1000Kitap
Sırdaş TrompetLeonora Carrington · Everest Yayınları · 2020232 okunma