HK
Eski Belçika kralı Leopold çok Medeni olduğu için 1 milyondan fazla insanın ellerini kesip çoğunu öldürtmüştür. Çok Medeni batı altında her zaman vahşet yatar . Hayranı olduğun ülkenin geçmişi bu Vahşi Batı
1000Kitap
Leopold, uzuvlarını kesecekmiş insanların. Nasıl yazabiliriz ki şiirler? Nasıl deriz bir ayağı tökezleyen muhabirlere, Bizler acımız yüzünden bu haldeyiz, Dilimiz de kopartılmışken acıyla? Öldürecekmiş Leopold, kral değil miydi? -öldürebilir herhalde- -vedalaşmak gerek herkesle-
Şiir
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kaldır köpek başını Leopold piçi! Çark dönüyor ağırdan, ısıra ısıra bitiremediler Senin kibrini, mezarlık çıyanları binlerce gündür Öyle diyor ölen adam, biz gideriz ama... Gelecektekiler, bir bıçak gibi dayanmalı Köpekler bo-ğa-zı-na bo-ğa-zı-na!
Şiir
Güzel amellere adan kalemin tükenmez KADERİNİ YAŞAMAK... (...) Dünyanın Ruhu insanların saadetiyle beslenir. Ya da saadetsizlikleriyle, arzuyla, kıskançlıkla. Kendi şahsî hikâyesini gerçekleştirmek insanların biricik gerçek mükellefiyetidir. Her şey bir ve tektir. Simyacı Paulo Coelho Vakur Çayseven Vakur Çayseven Romantizim akımının öncüsü Victor hugo iki torununu kucağına almış iki inci tanesi dediği torunlarını öpüp kokluyordu küçük kız marionda dedesi gibi kitap okumayı severdi hugonun ünü giderek artarken onun en sevdiği amel yine çocukları sevmek olacaktı yeryüzündekilere merhamet etmeyenler gökyüzünden ne kadar merhamet görebilirlerki dedi Victor hugo evine gelen değerli konuklarına Küçük torun marion dedesi victor hugonun kalpten gelen ilhamları sayesinde fıtrat üzeri yetişiyor kitapsız bir dünyada kitap okuyarak saadeti bulmaya çalışıyordu saadetlerin kaybolduğu bir dünyada insanın en büyük anlam arayışı doğruyu okumaktı victor hugo torunlarının kitap okuyuşunu görerek onlar sayesinde saadeti buluyor dünyada her şey bir ve teki bulmak gayretidir diyerek çocuklarını bir ve tek olana yöneltiyordu bak sevgili marion diyerek küçük torununa sefiller kitabından cosettenin hikayesini okumaya başladı marionda çok sevmişti bu çaldığı ekmeği sokak çocukları ile paylaşan küçük güvercinlerini besleyen cosette i 26 mayıs 1835 de doğan marionun tek hayali dedesinin verdiği pilot kalem ile eserler yazmaktı kendini güzel amele adayanın kalemi tükenmez Marion dedi dede hugo Korku şu duaya layık bir nimettir: Yarabbi korkundan bize öyle bir hisse ver ki onunla hem dünyevi hem uhrevi tehlikelerden korunalım Duyguların Tesellisi Mecit Ömür Öztürk İkra @ikra86 Victor hugo torunlarına baktığı zaman hep yeni evli kızını hatırlıyordu kı kızına babası leopold ismini koymuştu
Edebiyat
"Ben Arcan; hayatımın hiçbir döneminde paraya gerekli önemi göstermedim. Sıradan yaşadım, sıradan anlamaya çalıştım hayatı. Ben Arcan; maaş günüm geldiğinde altılı yapmak için ganyan bayisine koşardım. Emeklilerin kıraathanesine gider, zift gibi iki bardak çay içerdim tadını beğenmesem bile. Ardından çift katlı otobüse atlar, doğru Kadıköy’e sahile giderdim. Param fazla gitmesin diye Tekel’den alırdım biralarımı, dışarıda içmezdim. Eğer o gün kendimi şımartmak istiyorsam çam fıstığı ve fındık alırdım biraların yanına. İçip içip sarhoş olurdum. Taksiye para vermemek için ise, bir o kadar da ayık! Hiç kimseyle kolay kolay arkadaş olmazdım, zaman ilerledikçe masalarına oturdukça insanların beni görmediklerini fark ettim. Etrafım bir cenaze kadar kalabalık ama bir o kadar da ben yalnızdım. İnsanların yanında oturduğum küçük taburede ben yoktum! Fikirleriminin bir önemi yoktu. Duruşum, bir anlam ifade etmiyordu. Aramızda büyük, kocaman bir duvar vardı. O duvarı ören usta bendim. Ben Arcan; Onların gözünde sadece Arcan değildim. Bir gün II. Leopold, bir gün Mengele, bir gün Kabil’de Bacha Bazi, bir gün Anadolu’da beşik kerte. Bir gün Ruandada’yım, bir gün Fransa’da Notre Dame Katadralde. Bir gün içinizde ki şeytan, bir gün iki omuzunda iki melek. Bir gün Piç, her zaman hiç…
Sermayenin Mutasyonu
-Kral - Papalık Savaşı (16. - 17. Yüzyıl) Sermaye, merkezi krallıkları fonlayarak kilisenin mülk tekelini kırdı. Dünyevi devleti tek meşru güç haline getirdi. -Ulus-Devletlerin Fonlanması (18. - 19. Yüzyıl) Burjuvazi, bu kez kralları devirmek ve pazarı standartlaştırmak için halk meclislerini ve devrimci önderleri fonladı. -Şirket-Devlet Prototipleri (19. Yüzyıl Sonu) İngiliz Doğu Hindistan Şirketi ve II. Leopold'un Kongosu sahneye çıktı. Kendi ordusu, yargısı ve sömürge toprağı olan, devlet görünümlü ilk devasa şirket deneyleri yapıldı. -Tekno-Feodalizm ve Kamusal AR-GE (21. Yüzyıl-...) Sermaye artık devleti yıkmıyor; halkın vergileriyle finanse edilen riskli teknolojik altyapıyı kendine mülk edinerek yeni bir dijital feodalizm inşa ediyor.
Tarih