Bilim kurgu açısından Bradbury bizi hayal kırıklığına uğrattı diyemem.Ama edebi açıdan bakarsak fikirlerim aynı değil. Kitabın oluşumunda kullanılan ''yaya'' öyküsünün oluşumuna değinmek istiyorum. Ray Bradbury başından geçen bir polis diyaloğu üzerine bu kısa öyküyü yazmış. Diyalog şu şekilde gelişiyor.
(yazar l.a. wilshire'da başka bir yazar arkadaşıyla yürüyüşe çıkmıştır)
polis arabası yanaşır ve ne yaptıklarını sorar
yazar tüm ukalalığıyla "ayaklarımızın birini diğerinin önüne koyuyoruz" der , polis memuru sorusunu tekrarlar, yazar bu sefer cevap olarak "havayı soluyoruz, konuşuyoruz, tartışıyoruz, yürüyoruz" der ve devam eder "bizi durdurmanız mantıksız. eğer bar soymak veya dükkandan bir şey çalmak isteseydik araba kullanıyor olmamız gerekirdi. soymuş, çalmış, uzaklaşıyor olurduk. gördüğünüz gibi, arabamız yok, sadece ayaklarımız var"
polis memuru "demek yürüyorsunuz.. sadece yürüyor musunuz? " diye tekrar sorar
yazar başıyla onaylar
polisse "pekala bir daha yapmayın" der ve arabasıyla uzaklaşır.
Böyle bi olaydan bu öyküyü yazan yazar bizim ülkemizde olsa ne harikalar yaratır kim bilir!