Endüstri Mühendisliği-Matematik okudu. Boğaziçi ve Harvard’da öğretim üyeliği yaptı. Mülksüzler, Korkunun Bütün Sesleri, Çarpık Dünya ve Yaşlı Kurtlar’ın çevirmeni. Yeni çeviriler ve tarihi romanlar üzerinde çalışıyor.
Bu kitabın kapağında, Da Vinci Şifresi ile Bourne’un Kimliği’nin bir birleşimi olduğu iddia ediliyor. Bir bakıma doğru, ama ikisinin de ikinci sınıf versiyonları. Biraz hayal kırıklığı…
Genç bir çocukken bunu radyoda dinlediğimi hatırlıyorum. Hikâyeden oldukça etkilendiğimi anımsıyorum.
Yaklaşık elli yıl sonra okuduğumda ise hikâyenin Alexander Dumas (baba)’nın Monte Cristo Kontu gibi daha iyi romanlarıyla karşılaştırıldığında oldukça basit olduğunu düşündüm. Cornelius van Baerle, lalelere tutkuyla bağlı birisidir ve bahçesinde pek çok farklı türde lale yetiştirmektedir. Ancak, aynı zamanda Hollanda’nın önde gelen siyasetçilerinden Cornelius de Witt’in manevi oğludur. Roman ilerledikçe, Cornelius de Witt ve kardeşi Johann de Witt bir kalabalık tarafından parçalanarak öldürülür. Hollanda Cumhuriyeti’ni sona erdirip Kral Willem’i tahta çıkarmak isteyen Orangistler, bu iki kardeşi Fransız Kralı’na gönderdikleri yazışmaları delil göstererek hain ilan etmişlerdir. Bu yazışmalar, tehlikeli olduğunu bilmeden saklayan van Baerle’ye emanet edilmiştir.
Van Baerle’nin komşusu onu gizlice gözetlemekte ve bahçesinde yetiştirdiği lalelerden dolayı kıskançlık duymaktadır. Özellikle van Baerle’nin 100.000 gulden ödüllü Siyah Lale’yi yetiştirebileceğinden korkmaktadır. Kıskanç komşu yetkililere haber verir ve van Baerle tutuklanarak hapse atılır. Hapiste gardiyanın kızı Rosa ile bir aşk yaşar ve Rosa, Siyah Lale’yi güvende tutmasına ve komşunun gizlice gerçekleştirdiği saldırılardan korumasına yardım eder.
Yazım tarzı güzel ama daha önce de söylediğim gibi, olay örgüsü biraz basit.
Siyah LaleAlexandre Dumas · Akvaryum Yayınları · 201119bin okunma
The Big Four is slightly different from all other Agatha Christie books. It starts with a mysterious murder, but soon converts into an action adventure where Hercules Poirot is fighting a formidable enemy, namely the four individuals called the Big Four, who are keen to bring anarchy and mayhem to the world, with the intention to rule it. Poirot solves the situation with the help of Hastings and most of the governments of Europe, but he has to use his fray brain cells in the task.
Atypical, but a readable Christie book that deviates from the familiar formula.
The Big FourAgatha Christie · Warbler Classics · 20222,304 okunma
Son zamanlarda 17. yüzyıl Londra’sında geçen birkaç roman okudum. Veba, gerçek bir ölüm makinesi gibi insanların hayatlarını söküp alıyor; o dönemin Londra’sındaki yaşam koşulları ise dehşet verici derecede kötü.
The Apothecary’s Daughter (Eczacının Kızı) da yine bu dönemde geçen bir roman. Susannah, bir eczacının kızı. Babasını gözlemlemiş ve mesleğin inceliklerini kendi kendine öğrenmiş. Böylece sıradan hastalıklar için hızlıca iksirler ve karışımlar hazırlayabiliyor ya da vebaya karşı koruyucu ilaçlar üretebiliyor. Kitap okumaya çok meraklı; sık sık akşamlarını babasıyla birlikte kitap okuyarak geçiriyor.
Annesi doğum sırasında öldüğü için Susannah evlenmemeye karar vermiş gibidir. Zihninden bir türlü silinmeyen o sahne —annesinin, ebe çocuğu kurtarmak yerine onu feda ederek annesini yaşatmaya çalışırken ölmesi— onu evliliğe karşı soğutmuştur.
Basit dünyası, babasının yeniden evlenmeye karar verip üç çocuklu bir kadını eve getirmesiyle altüst olur. Üvey annesi tarafından evden uzaklaştırılmaya çalışılınca, evlenmenin avantajlarını düşünmeye başlar.
Bundan sonrasıysa ancak biraz ilgi çekici; ne kurgusu sürükleyici ne de temposu ortalamanın üstüne çıkabiliyor.
Oldukça hayal kırıklığı yaratan bir kitap. Bir devamı var ama sanmıyorum ki okuyayım.
Eczacının KızıCharlotte Betts · Feniks Kitap · 2013197 okunma