8/10
·456 syf.··
Beğendi
·
2025 122. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 25 Ekim 2025 00:58
Çoğu İnsan İyidir iki yıldır kitaplıkta bekliyordu. Açıkçası ruh hali olarak böyle bir kitabı okumaya hazır değildim bir süre. Dünyanın sanıldığı kadar iyi olduğunu düşünen insanlardan olmadığım için olsa gerek. Steven Pinker'ı da bu yüzden yıllardır okumayı öteliyorum. Çünkü insanların ve dünyanın iyi bir yer olduğunu düşünmek şikayet etme hakkımı elimden alıyor. Mutlu olmak için çabalamak yerine kendi eşsiz mutluluğumu yaşamak bana bir konfor alanı sağlıyordu çünkü. Kariyerimle ilgili bir dönüm noktasındayken ve gerçekten geleceğe dair ne yapmak istediğimle ilgili karar vermek istediğim bir anda okumak iyi geldi. 30 yaşıma girdikten her ne kadar beceremesem de etrafımda olup bitenlere, insanlara ve hayata daha pozitif bakmaya çalışıyorum. Bazı konularda bunu başarabildiğimi düşünüyorum. Artık işe geç gidebiliyor, sokakta yürürken acele etmek yerine etrafı izleyebiliyorum. Bir şeylere geç kalıyormuş hissinden yavaş yavaş kurtuluyor gibiyim. Siyasi düşüncelerim olgunlaştı, artık dünyaya kurtaran adamın oğlu değilim. Meşhur olmak, ölmeden önce bir iz bırakmak düşüncelerinden sıyrıldım. Sıradan bir insan gibi ölüp, gübre olup toprağa karışmakta fena bir fikir değil. Ütopya yazmak, olumlu bakış açısıyla olayları irdelemek, insanlığın güzel tarafları hakkında yazmak zordur. Geriye dönüp baktığımızda herkesin kolaya gelen olumsuzlukları, savaşları, mücadeleleri, gururlu mağlubiyetleri yazdığını görürsünüz. İnsanlara güvenilmez. Daha güçlü olmak için yapılması gerekenler vs. Rutger Bergman zor olanı yapıyor. Ve bunu yaparken okuyuculara bakış açılarını birkaç derece değiştirdiklerindeki ihtimalleri gösteriyor. Kitapta ilgi çekici örneklerden bahsedip incelemeyi bitirmek istiyorum. Rutger Bregman okuyucuya şu soruyu soruyor: "Sizce dünya iyiye mi gidiyor? Olduğu yerde mi sayıyor?
Felsefe
Çoğu İnsan İyidirRutger Bregman · Mundi Yayınları · 2024409 okunma
Puan vermedi·128 syf.·
2024 596. kitabı
Karanlık fısıldamaya başlıyor, bir ressamın gecenin rengini tereddütle karıştırması gibi. (Sayfa 11) Leviathan ya da Dünyaların En İyisi "1945 sonrasının yaralı Almanya'sından duyulan en ayrıksı seslerin başında gelir onunkisi: Yakın ve uzak geçmişe yönelmiş acılı bir öfkeyi, geleceğe şimdiki zaman üzerinden düşürdüğü simsiyah bir ışıkla bütünlemiştir. Kendisine bir pansuman payı ayırır: İroniyi işe koşarak hafifler, orada da ipin ucunu kaçırdığına tanık olunur. (…) Olağanüstü bir hızla kurgular 'sahne'leri birbirine; dili vokal bir araç gibi işler, sözün bozuşturulma olanaklarına geniş yer açar, çıngıraklıyılan üslûbuyla sık sık sokup geri çekilir. Her seferinde, kalabalık bir bulvarın uğultusundan güçbelâ kurtulmuşum duygusuyla bitirdim Arno Schmidt'in metinlerini." -- Enis Batur 'un söylemiyle karsılıyor okuru kıtabımız duru sade bır dille kaleme alınmış Leviathan ya da Dünyaların En İyisi "20. yüzyılın en önemli yazarlarından biri olan Arno Schmidt, "nevi şahsına münhasır" yazarların başında gelir. Bireyci, hatta tekbenci denebilecek ölçüde karamsar bir dünya görüşüne sahip olan Schmidt'in parçalı, tumturaklı, gündelik konuşma dilini dönüştüren, sözcükleri atomlarına ayıran, şeytani bir mizah duygusuna sahip metinleri okuru şaşkınlığa uğratır. Joyce çevirmeni de olan yazar, kendine özgü sözdizimi, noktalama işaretleri, fonetik imlâ, kelime oyunları, tuhaf tipografiler ve mizanpajlar da kullanıldığı metinleriyle, en yüksek düzeyde görsel, şaşırtıcı ve deneysel bir yapıt ortaya koymuştur." Leviathan ya da Dünyaların En İyisi Bazen bir yere odaklanarak, bazen de en geniş ve yaygın çapta kötülüğün tadını çıkarmak isteyen Leviathan hep var. (S: 28) kitaptan Leviathan ya da Dünyaların En İyisi
Edebiyat & Roman
Leviathan ya da Dünyaların En İyisiArno Schmidt · Everest Yayınları · 201622 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·80 syf.··
2024 44. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 04 Ağustos 2024 23:14
PAUL AUSTER, 1947’de ABD’nin New Jersey eyaletinde, Newark’ta doğdu. Daha 12 yaşındayken, önemli bir çevirmen olan amcasının kitaplarını okuyarak edebiyata büyük bir ilgi duymaya başladı. Columbia Üniversitesi’nde Fransız, İngiliz ve İtalyan edebiyatı okuduktan sonra dört yıl kadar Fransa’da yaşadı, Fransız yazarlardan çeviriler yaptı. 20. yüzyıl Fransız şiiri üstüne önemli bir antoloji hazırladı. İlk kez 1987’de New York Üçlemesi adlı yapıtıyla büyük ilgi gördü. Daha sonra Ay Sarayı, Kehanet Gecesi, Köşeye Kıstırmak, Son Şeyler Ülkesinde, Leviathan, Şans Mü-ziği, Timbuktu, Yanılsamalar Kitabı, Yükseklik Korkusu, Brooklyn Çılgınlıkları, Yazı Odasında Yolculuklar, Karanlıktaki Adam ve Sunset Park romanları, Yalnızlığın Keşfi adlı anı-romanı, Kırmızı Defter adlı öykü kitabı ve Kış Günlüğü adlı anı kitabı birbirini izledi. Auster 30 Nisan 2024 tarihinde aramızda ayrıldı. İnsanların sadece renklerle var olduğu bir zamandayız. Mekanlar gerçek mekanlar ama kişiler muğlak ve sorgulamaya açık. Mavi, bir özel dedektif tuhaf bir insan belli başlı rutinleri hayata dair kaygıları ve sıra dışı bir yaşantısı var. Bir gün Beyaz isimli bir müşteri ile kesişir yolu, beyaz turuncu cadde'de oturan Siyah'ı izleyip onun hakkında anbean raporlar vermesini ister Mavi'den. Mavi işi alır ve gölgesi gibi izlemeye başkar Siyah isimli kişiyi. İşte olay burada çetrefilli bir hal almaya başlar Siyah'ın hayatı çok tanıdık gelir Mavi'ye bu izlediği hayatın içinde kaybolmaya başlar biz okuyucular da zaman ve mekanı kişilerin kim olduğunu unutur bu kayboluşa alet oluruz evet alet oluruz bir büyüye kapılır gibi. Siyah'ın hayatı ile Mavi'nin hayatı benzeştikçe sıradanlaşan hayatlarımızı, konfor alanlarımızı, aynılaşmalarımızı düşünürüz en azından ben düşündüm diyeyim.. Bu kitap polisiye roman şablonu
Edebiyat
HayaletlerPaul Auster · Can Yayınları · 20181,124 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2024 38. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 03 Temmuz 2024 20:25
PAUL AUSTER, 1947’de ABD’nin New Jersey eyaletinde, Newark’ta doğdu. Daha 12 yaşındayken, önemli bir çevirmen olan amcasının kitaplarını okuyarak edebiyata büyük bir ilgi duymaya başladı. Columbia Üniversitesi’nde Fransız, İngiliz ve İtalyan edebiyatı okuduktan sonra dört yıl kadar Fransa’da yaşadı, Fransız yazarlardan çeviriler yaptı. 20. yüzyıl Fransız şiiri üstüne önemli bir antoloji hazırladı. İlk kez 1987’de New York Üçlemesi adlı yapıtıyla büyük ilgi gördü. Daha sonra Ay Sarayı, Kehanet Gecesi, Köşeye Kıstırmak, Son Şeyler Ülkesinde, Leviathan, Şans Mü-ziği, Timbuktu, Yanılsamalar Kitabı, Yükseklik Korkusu, Brooklyn Çılgınlıkları, Yazı Odasında Yolculuklar, Karanlıktaki Adam ve Sunset Park romanları, Yalnızlığın Keşfi adlı anı-romanı, Kırmızı Defter adlı öykü kitabı ve Kış Günlüğü adlı anı kitabı birbirini izledi. Auster 30 Nisan 2024 tarihinde aramızda ayrıldı. Yalnızca kentte değil, kendi içinde de kaybolan bir polisiye k tap yazarı olan William Wilson adını ve yazarlığı bırakıp Quiin adını alır ve sakin bir hayat sürmeye çalışır. Fakat tüm planları ansızın çalan bir telefonla bozulur arayan ''Beni öldürecekler. Beni korumanızı istiyorum'' der, fakat aradığı kişi Quiin değil, Paul Auster isimli bir dedektiftir.. Quiin bir anda kendini olayların ortasında bulur, babası tarafından işkencelere maruz kalıp akıl sağlığını yitiren bir adamın hayatı, akıl hastanesinden çıkan babası tarafından tehdit altındadır.. Quiin, Paul Auster olmadığını anlatamaz ve bir şekilde bu olayı çözmek için yeni bir karaktere bürünür dedektif Paul Auster'dır artık.. New York sokaklarının dolambaçlı labirentlerinde Quiin katili ararken, bir yandan da yitirdiği yaşama hevesini, karakterini var eden kimliğini de arar ve Tanrı, din, aile gibi kavramları sorgular. Postmodern bir anlatı olan
Edebiyat
Cam KentPaul Auster · Can Yayınları · 20181,620 okunma
Puan vermedi·261 syf.··
2020 1. kitabı
SİNEKLERİN TANRISI: İNSAN DOĞASI VE TOPLUM ÜZERİNE İnsan doğası nasıldır? Doğası gereği insan iyi midir, kötü müdür? Yoksa ikisi de sonradan öğrenilen bir şey midir? İnsan ilkel halinde nasıl bir düzen içerisine girer? William Golding Sineklerin Tanrısı adlı kitabında bu soruları yanıtlamaya çalışır. Benim burada dikkat çekmek istediğim iki filozof vardır. Bunlar: J.J. Rousseau ve Thomas Hobbes’tur. Fransız filozof Rousseau insanların doğal olarak kibar, iyi olduklarını ancak insanların kötülük yaratan yönetimler sonucu yani uygarlıklar sonucu kötü olduklarını savunuyordu. Ancak kitapta bu düşünce hayat bulmuyor. Hatta bu düşünceyi yok etmeye çalışıyor gibi. Çocuklar her türlü kuraldan, iktidardan, devletten izole ıssız bir adadalardır. Ayrıca burada yer alan çocuklar henüz gelişim çağındalardır. Burada çocuklar yerine yetişkinler olsaydı onlar tecrübeleri ile hareket etmeye çalışacaklardı. Ama çocuklar toplumun öğretilerinden biraz daha uzaklardır. Yani çocuklar kendi iç güdüleri ile hareket etmektedirler. Tıpkı Rousseau’nun düşüncesindeki gibi çocuklar insanın en doğal halini temsil ediyor aslında. Kitabın ilk bölümlerinde çocuklar barışçıl bir düzen içinde hareket etmeye çalışsalar da içlerinde bulunan kötülük duygusuna, vahşet duygusuna, bencillik duygusuna engel olamıyorlar. Zaten kitabın sonunda cennet gibi bir adanın cehenneme dönmesi de bunun bir kanıtıdır. Madalyonun bir diğer tarafında ise Thomas Hobbes var. Hobbes’a göre insan doğası üç temel çatışmaya dayanır: “rekabet, güvensizlik ve şan şeref kazanma isteğidir.” ( Hobbes, Leviathan, s.s 94). Hobbes’a göre doğal yaşam bir kargaşa, savaş ortamıdır. Çünkü doğal ortam tüm insanların eşit olduğu bir ortamdır. Böyle bir ortamda insanların can ve mal güvenliği yoktur. İnsanlar kendilerini savunma haklarına
Sineklerin TanrısıWilliam Golding · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202597,5bin okunma