Bilinçdışı bir eros ise kendini daima iktidar hırsıyla ifade eder; bu nedenle de bu tip kadınlar, güya kendilerini feda etmelerine rağmen, gerçek bir fedakarlıkta bulunacak durumda değildirler, tam tersine, annelik içgüdüsü, hem kendi kişiliklerini hem de çocuklarının özel yaşamını mahvetmeye varacak kadar gözü dönmüş bir iktidar hırsıyla dayatırlar. Böyle bir anne kendi kişiliğinin ne kadar az bilincindeyse, bilinç dışı iktidar hırsa da o kadar şiddetlidir.
Kadın için kendi kişiliği de ikincil önemdedir; hatta genellikle kişiliğinin bilincinde bile değildir, zira yaşam başkalarında ve başkaları üzerinden yaşanır, kendi kişiliğinin bilincinde olmadığı için bunlarla özdeşleşir. Önce çocukları doğurur, sonra da bunlara yapışır, çünkü onlarsız hiçbir varoluş nedeni yoktur.
Uyumak
istiyorum biraz,
Biraz, bir dakika, bir yüzyıl;
Ama herkes bilmeli ölmediğimi,
Küçük bir arkadaşı olduğumu rüzgârların,
Gözyaşlarımın büyük gölgesi olduğumu,
Bir altın olduğunu dudaklarımda, solmayan.
Federico Garcia Lorca
Sadeliğin üstünlüğünü, ayrıcalığını anlayabilmesi için otuz iki savaş çıkarması, ölümle bütün anlaşmalarını bozması, ün denilen pisliğe bir domuz gibi bulanması ve tam kırk yıl yitirmesi gerekmişti.