Atmışlı yılların dünyayı değiştirebileceğine inanan iyimser insanların yerini, iki binli yıllarda şüpheci, ümitsiz, bitkin ve karamsar bir kuşak almış durumda.
Kendi hayatını efsaneleştirerek, kendi benliğine tapınarak anlam buhranına çare arayan bir kuşak karşısındayız. Hayat 'ben'le başlıyor ve 'ben'le nihayet buluyor.
Güven, inanç ve imanın bittiği bir noktada 'dava delisi' insanlar kayıplara karışıyor ve insanlar bir üst kimlik olarak 'ben tarikatı'nda buluşuyor.