Furuğ... öyle kelimelerle anlatılmaz, bir kere şiirlerinde kaybolsanız çıkamazsınız içinden, bazen oturur saatlerce okursunuz, bazen öyle bir sarsar ki yüreğinizi, kaçarsınız şiirlerinden Furuğ’un.
Furuğ’u farklı kılan, kaleminin sınır ve çizgi tanımaması. Önce aşkına “Esir” düşen sonra “Duvar”larını yıkıp yükselen ve “İsyan” eden, sonra “Yeniden doğan” ve “Soğuk mevsimin başlangıcıyla” bu dünyaya veda eden Furuğ...
Furuğ’un 5 şiir kitabı vardır:
Tutsak (Esir)
Duvar
İsyan
Yeniden doğuş
İnanalım soğuk mevsimin başlangıcına
Furuğ’un “Tutsak” kitabında, şiirlerinde umutsuz bir aşkın kırıklıkları, terk edilmiş, yalnız bir kadın görüyoruz. Bu kitapta daha çok bedensel aşkı tasvir etmiş. Sevdiğini bekleyen bir kadın, sonra sevdiğiyle geçirdiği aşk dolu anlar ve... ya hayaldir, ya da mazide kalmış, şimdi sadece hatırası kalan...
Bir sonraki şiir kitabında (Duvar) duygular daha farklı bir şekilde ortaya çıkmış, kelimeler ve şiirler olgunlaşmış, bedensel aşktan söz etmiyor Furuğ. Sanki aşkı onu daha yükseklere götürmüş. Doğadaki güzelliklerden söz ediyor, ayrıntılarına kadar: su, dalgalar, güneş ışınları, sonbahar, yıldızlar, renkler...ve bunlardan yola çıkarak duygularını beyan ediyor, daha doğrusu, duygularını ve doğayı karıştırıyor kelimelerle, bazen kendini ya aşkını bu güzelliklere benzetiyor.
Bir şiirinde Leyla ile kendini kıyaslıyor, aşkına meydan okuyor: Leyla da kim? bu baktığın gözler benim gözlerim. Eğer Leyla’nın gözlerinde gece başladıysa, benim gözlerimde aşk ateşinden güller açıldı. CESUR KADINSIN FURUĞ!
“İsyan” kitabında, adından anlaşıldığı gibi Tanrı’ya isyan ediyor şair. İçindeki huzursuzluğundan söz edip, serkeş ruhunun haykırışlarını kalemine geçiriyor. Her sayfasında yüreğinde yatan feryatlar duyuluyor.
Sonra aşkından kalan küller kaleme dökülüyor.