Leyla

Leyla
@leylalik
Eylem, özün aynasıdır. ❀
İnsancıklar
Puan vermedi·184 syf.·
2025 4. kitabı
Fyodor Dostoyevski'yi tanımaya onun ilk romanı olan "insancıklar" kitabını okumayla başladım. Hikaye yoksulluğu ve diğerlerinin, yanından geçerken bile görmediği "insancıkları" anlatıyor. Çünkü onlar yoksulluğun içinde küçülmüş ve adeta siyah bir örtüyle örtülmüşler. Kitap birbirini seven ve değer veren iki kişinin arasındaki mektuplarından ibaret. Bu hikayede en büyük trajedi bence yoksulluktan ötürü diğerlerinin o insanları insan değil de insancık olarak görmesi. O sefaletin derinleri en kötüsü. Ve diğeri de Varvara'nın kararı. Yanlış ya da doğru diyemem. Bu kararın bence yanlışı veya doğrusu yok. Varvara'nın Bu kararı vermesine kızmadım. Asıl beni burada öfkelendiren onu önce karasız bırakan ve sonra bu kararı vermeye mahkum bırakan yoksulluğu oldu. Kararsız kalması bile hüzünlendiren bir şeydi. Yani o hayat öyle bir hayat ki sevdiği insana yakın kalmak ve gitmek arasında oturup düşünmesi çok acıydı. Kitabı bitirince hem hüzün hem öfke hissettim. Dostoyevski'yi okumadan önce abartıldığını düşünürdüm. Ama yanılmışım. Dostoyevski okuyucusunu kesin yargılardan uzaklaştırıp, onun da karakterlerle birlikte çıkışsızlık içinde bocalamasını sağlıyor. Bu kitap, yoksulluğun sadece bir maddi eksiklik değil, insanın ruhunda nasıl derin yaralar açtığını gösteriyor. Dostoyevski'nin kalemini sevenler için güzel bir kitap olabilir.
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 202376,8bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
8/10
·104 syf.·
2022 26. kitabı
Kitabı şu sebepten dolayı okudum; Hipokrat yeminini yazan, “tıbbın babası” (Father of Medicine) Hippokrates’in hastalara ve hastalıklara yaklaşımını ve düşünce tarzını merak ettim. Doktorlar ve tıp öğrencilerine tavsiye ederim, fakat bu kitabın hastalıkların teşhis ve tedavisinde yardımcı olabileceği gibi bir durum söz konusu olamaz. Kitap, hastalar ve hastalıklar hakkında genel bilgiler verir, yemek, içmek, uyku, hava değişimi, mevsimler vs. ve bunların farklı doğaya sahib olan bireylerin üstünde etkileri ve sebep olduğu semptomlar ve hastalıklar ve gerektiği tedavi yönteminden söz eder. Şu anda geleneksel tıp bunlardan yararlanır mı bilemem, fakat bazı yaklaşımlar, yazarın kendi zamanında doğru bilinmiş olsa da, şu anda tıp alanında hiç geçerli olmayan ve doğruluk payı olmayan yaklaşımlardır. Tabii buna şaşırmamak lazım, çünkü o zamandan bu yana yaklaşık 2500 yıl geçiyor, ve tıp her geçen gün daha çok gelişiyor. Hastalıkların teşhisi için yapılan tahliller, testler, ve tedavi yöntemleri, kullanılan ilaç ve cerrahi yöntemleri ilerliyor. Bu yolda emeği geçen bir çok hekim var ve tabii ki bir de babası var bunun:)
AforizmalarHippokrates · İş Bankası Kültür Yayınları · 2016933 okunma
10/10
·384 syf.·
2022 18. kitabı
Furuğ... öyle kelimelerle anlatılmaz, bir kere şiirlerinde kaybolsanız çıkamazsınız içinden, bazen oturur saatlerce okursunuz, bazen öyle bir sarsar ki yüreğinizi, kaçarsınız şiirlerinden Furuğ’un. Furuğ’u farklı kılan, kaleminin sınır ve çizgi tanımaması. Önce aşkına “Esir” düşen sonra “Duvar”larını yıkıp yükselen ve “İsyan” eden, sonra “Yeniden doğan” ve “Soğuk mevsimin başlangıcıyla” bu dünyaya veda eden Furuğ... Furuğ’un 5 şiir kitabı vardır: Tutsak (Esir) Duvar İsyan Yeniden doğuş İnanalım soğuk mevsimin başlangıcına Furuğ’un “Tutsak” kitabında, şiirlerinde umutsuz bir aşkın kırıklıkları, terk edilmiş, yalnız bir kadın görüyoruz. Bu kitapta daha çok bedensel aşkı tasvir etmiş. Sevdiğini bekleyen bir kadın, sonra sevdiğiyle geçirdiği aşk dolu anlar ve... ya hayaldir, ya da mazide kalmış, şimdi sadece hatırası kalan... Bir sonraki şiir kitabında (Duvar) duygular daha farklı bir şekilde ortaya çıkmış, kelimeler ve şiirler olgunlaşmış, bedensel aşktan söz etmiyor Furuğ. Sanki aşkı onu daha yükseklere götürmüş. Doğadaki güzelliklerden söz ediyor, ayrıntılarına kadar: su, dalgalar, güneş ışınları, sonbahar, yıldızlar, renkler...ve bunlardan yola çıkarak duygularını beyan ediyor, daha doğrusu, duygularını ve doğayı karıştırıyor kelimelerle, bazen kendini ya aşkını bu güzelliklere benzetiyor. Bir şiirinde Leyla ile kendini kıyaslıyor, aşkına meydan okuyor: Leyla da kim? bu baktığın gözler benim gözlerim. Eğer Leyla’nın gözlerinde gece başladıysa, benim gözlerimde aşk ateşinden güller açıldı. CESUR KADINSIN FURUĞ! “İsyan” kitabında, adından anlaşıldığı gibi Tanrı’ya isyan ediyor şair. İçindeki huzursuzluğundan söz edip, serkeş ruhunun haykırışlarını kalemine geçiriyor. Her sayfasında yüreğinde yatan feryatlar duyuluyor. Sonra aşkından kalan küller kaleme dökülüyor.
Şiir
Kuş Ölümlüdür Sen Uçmayı HatırlaFuruğ Ferruhzad · Ayrıntı Yayınları · 2019466 okunma
Eleştiri
Puan vermedi·200 syf.·
2022 16. kitabı
Beni bu kitabı okumaya teşvik eden şey aslında kitabın adı. Kitaba çok pozitif yaklaştım ama okudukça böyle devam edemedim. İlk sayfaları okuduğumda cümleler hoşuma gitti, çünkü kelimeler ve cümleler acı gerçekleri söyleyen bir dost gibi göründü gözüme. Ama ilerledikçe fikrim değişti, çünkü cümlelerin çoğu negatif enerji içeriyor ve insanı motive etmiyor. Yazarın söylediğine göre gençlerin çoğu tembeldir, çok uyurlar, çok yerler, çalışmazlar, sokakta kafelerde barlarda vakit geçirirler. (Evet bak bu doğru, insanların çoğu tembeldir, ve iş yerine ya da okula ayak bastıkları ilk saniyeden itibaren eve gitme saatinin gelmesini beklerler. Bu korkunç!! Hatta meselenin daha acıklı kısmı şu ki bir çoğu insan tembellik, çok uyumak ve çalışmamalarıyla övünüyorlar!) ve şöyle devam eder: Çalışanlar çok azdır ve bunlar boş ve verimsiz çalışıyordur aslında. Kaç dalda çalışıyorsanız zaten hiç biri hakkında bilgi ve yetenek sahibi olamazsınız!! Ama kitabın ilk sayfalarında bir işte çalışan insanların aslında her şeyi ezbere ve düşünmeden yaptıklarını söyler, mesela bir doktor ya psikolog işine başladıktan bir müddet sonra her şeyi ezbere yapıyor ve aklını kullanmadığı için düşünmüyor, monoton bir hayat yaşıyor (belki de yaratıcılığı ve düşünceleri çürümesin diye kaç dalda çalışma gereği duyuyordur!!).... Bence bir insan bir kaç dalda verimli çalışabilir, zaten çalışmak her gün az da olsa düzenli çalışmak değil midir? Ayrıca şimdiye kadar kadınlara yönelik bu kadar saygısızca ve düşmanca cümleler içeren bir kitap okumadım. O iki üç sayfayı okuduktan sonra bırakmak istedim, hem kaba ve yakışıksız cümleleri için ve hem muhattabı ben değilsem niye okuyayım dedim (çünkü yazar “GENÇLER” DEYİNCE ERKEKLERİ KAST EDİYORMUŞ, KADININ OKUYUP İLİM SAHİBİ OLMASINA KARŞI) Buna rağmen yine de
İrade TerbiyesiJules Payot · Ediz Yayınevi · 201838,4bin okunma