Martin Eden ....
Kitap ile ilgili söyleyecek o kadar çok şey var ki düşüncelerimi toparlamakta zorlanıyorum.
Öncelikle kitabı bitirdiğimde adeta sevdiğim birinden ayrılmış, onu kaybetmiş gibi üzüldüm. Martin' in Ruth ile karşılaştığı günden itibaren ruhsal durumunu, düşünce yapısı ve bakış açısının bir tohumdan filizlenerek adeta bir ağaca evrilmesi sürecini, aşkını, çabalarını, hayal kırıklıklarını ve çöküşünü an ve an iliklerime kadar hissettim. Martin' i okumadım, ben Martin oldum.
Azmin ve çabanın olmazları nasıl oldurduğunu, inanmanın başarıya ulaşmada ne kadar önemli olduğunu, insanın kendine olan güveninin bütün baskılara direnmek için nasıl güç verdiğini somut olarak bu kitapta gördüm.
Kahramanımızın hedef odaklı davranışları, inançlı ve yüksek akış duygusu ile değer verdiği alanda var olmaya çalışma çabası takdire şayan ve örnek teşkil ediyor. Ama bunun yanı sıra bu hedefe ulaşmak uğruna fakirleşen yaşantısının sonradan onulmaz bir yabancılaşmayla kahramana vurduğu darbe sanki bana indirildi gibi hissettim.
Fırtınalı denizlerde zorlansa da hedefe doğru ilerleyen bir geminin ancak ve ancak kendisi zarar gördüğünde nasıl da battığını gördüm romanda.
Dil ve anlatım, konunun işleniş biçimi, insanın ruhsal durumunu ve hayatın anlamı konuları ele alma tarzı ile tam anlamıyla baş yapıt.