9/10
·310 syf.··
Beğendi
·
2026 72. kitabı
Stuart Sutherland, tarafından kaleme alınmış, insan zihninin sistematik hatalarını görünür kılmayı amaçlayan önemli ve popüler bilim eseridir. Ancak bu önem, kitabın eleştiriden muaf olduğu anlamına gelmez. Aksine, eser dikkatle incelendiğinde hem kuramsal hem de yapısal bazı sorunlar barındırdığı açıkça görülür. Kitabın en temel problemi, “irrasyonellik” kavramını ele alış biçiminde ortaya çıkar. Sutherland, çoğu durumda rasyonelliği ekonomik fayda ve tutarlılık üzerinden tanımlarken, insan davranışının çok katmanlı doğasını yeterince hesaba katmaz. Yazar, bir kararı sadece "mantık ve istatistik" kurallarına uymadığı için irrasyonel ilan eder. Ancak evrimsel psikolojiye göre, atalarımızın hayatta kalmasını sağlayan hızlı ve sezgisel kararlar (Sutherland'in mantıksız bulduğu şeyler), aslında biyolojik olarak son derece rasyonel olabilir. O "mantıksız" dediği panik, aslında yaşamın ta kendisini koruyan kadim bir refleksti. Mantık, hayatta kalanın lüksüdür; ama hayatta kalmayı sağlayan şey çoğu zaman mantığın o soğuk odalarında bulunmaz. Oysa modern psikoloji, kararların yalnızca mantık ve fayda üzerinden değil; sosyal bağlam, duygular ve bilişsel sınırlılıklar çerçevesinde şekillendiğini göstermektedir. Bu açıdan bakıldığında, yazarın bazı davranışları “irrasyonel” olarak etiketlemesi, aslında indirgemeci bir yaklaşımın sonucudur. Eserin bir diğer zayıf noktası yapısal organizasyonudur. Kitap boyunca benzer düşünce hatalarının farklı örneklerle tekrar edilmesi, yer yer gereksiz bir uzama hissi yaratıyor. Bu durum, anlatının etkisini artırmak yerine zaman zaman zayıflatıyor. Özellikle akademik arka plana sahip okurlar için bu tekrarlar, analitik derinlikten çok yüzeyselliğe işaret edebilir. Bununla birlikte, kitabın yazıldığı dönemin etkileri de göz ardı edilemez.
İrrasyonelStuart Sutherland · Domingo Yayınevi · 2015624 okunma
Kürtaj - Richard Brautigan
8/10
·144 syf.··
2026 2. kitabı
Bu inceleme spoiler içerebilir. Benim için ağır psikolojik buhranları ve insan ruhunun karanlık yanlarını anlatan kitaplardan sonra Richard Brautigan okumak dayanılmaz bir hafiflik.. Kürtaj, ismiyle son derece dramatik, bunaltıcı ve sert bir toplumsal yüzleşme vadediyor gibi dursa da, kapağı açtığımız an bambaşka, rüya gibi ve tuhaf bir evrene düşüyoruz. Beklediğimiz Amerika ve sistem eleştirisi, o yıllarda kürtajın yasak olmasının ardındaki siyasi ve politik sebeplerin hiçbiri bu kitapta yok. Anlatılmak istenenler kısa ve net bir şekilde, toplumun o dönemde kutsal saydığını, konunun ağırlığına girmeden en zeki şekilde dalga geçerek aktarıyor. Hikaye, dünyanın en sıra dışı kütüphanesinde başlıyor. İnsanların yazdığı ama hiçbir zaman basılmamış, muhtemelen asla da okunmayacak olan dışlanmış kitapların kabul edildiği bir mekan. Başlangıçta bu kitapların konularına pek takılmıyoruz ama metin ilerledikçe bu kütüphanenin felsefesini çok daha iyi anlıyoruz. Burası sistemin dışına itilmişlerin, başarısız görülenlerin ve kimsenin umursamadığı hayallerin güvenli sığınağı. Yollara düşenlere, dışlanmışlara şefkat duyan o felsefenin ete kemiğe bürünmüş hali. Kütüphanecinin izole hayatı, buraya kendi kitabını getiren Vida ile tanışıp ona aşık olmasıyla değişiyor. Vida, kusursuz güzelliğinin kendi üzerinde yarattığı esaretten, bedeninin sadece seyirlik bir hapishaneye dönüşmesinden kaçmak için kitabını yazmış bir karakter. Asıl macera ise Vida’nın beklenmedik hamileliğiyle başlıyor. 1966 Amerikası’nda kürtajın yasa dışı olduğu bir dönemde, karakterlerin yasal engelleri aşmak için sınırı geçerek Meksika'nın Tijuana şehrine gitmeleri gerekiyor. Normal şartlarda, böylesine travmatik ve ciddi bir konunun ardındaki yasal açmazları deşen, sistemi eleştiren ağır bir politik
Edebiyat
KürtajRichard Brautigan · Sel Yayıncılık · 2020572 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·176 syf.·
2026 28. kitabı
Eco neredeyse bütün romanlarında hakikatin tek bir gerçeğe indirgenemeyeceğini, aksine çok katmanlı ve çelişkili, algımız ile duyar kazanan bir terim olduğunu vurgular. Sıfır sayı yine bu bakış açısı etrafında şekillenmiş bir roman olarak kurgulanmış. Komplo teorileri, Sıfır Sayı'da medya ve yayıncılık sektörü üzerinden; yani en yakıştığı yerden yön bulmuş. Şantaj için kullanılmak üzere tasarlanan ve asla yayımlanmayacak bir gazete. Haber seçenekleri. “Moda, burçlar, genelevler… Başlangıçta o kadar yüzeysel bir jargonla karşılaştım ki ‘Bu okuduğum gerçekten Eco mu?’ diye düşünüp okumayı başa aldım. İlk bakışta saçma gelen şeyler, ilerleyen sayfalarında stratejinin altındaki tuzağı görmek içindi. Cünkü insanları büyük yalanlarla değil, küçük önemsiz şeylerle aptallaştırırsın. Kurgunun merkezindeki önemli tarihi figur ise , İtalyan siyasetçi, diktatör ve gazeteci Benito Mussolini var. Onun dönemi ve sonrasında İtalya faşizmi üzerinden yürüyor. Sosyalistken devrimci söylemiyle kitleleri peşinden sürükleyen Mussolini, bu gücü milliyetçilik virüsü ve kutsal devlet diliyle değiştirerek yeni bir faşist yapı kuruyor. Eco'nun onun hayatında ele aldığı kesit ise; 1945 yılında İsviçre'ye kaçmaya çalışırken yakalanıp öldürülmesi. Eco onun son dönemlerini paranoyak bir gazeteci olan Braggadocio'nun dilinden dinliyoruz. Hikayenin temel literal komplo teorisi ise Mussolini'nin aslında ölmediği, yerine dublör kullanıldığını dedikodusu. Yüzey: Mussolini kaçtı mı üzerinden olsa da derinde; 'o ölünce Faşizm bitti mi?' Sorusunu kurcalayan bir kitap. Nedensellikte perspektif kayması üzerinden sekil alan kitap 'B' den başlıyor. Foucault Sarkacında zamanın A’dan B’ye doğrusal ilerlemediğine dair kurulan metin geldi aklıma. #196768784 Teoride A 'dan B
Alıntı
Sıfır SayıUmberto Eco · Doğan Kitap · 20151,316 okunma
Puan vermedi·283 syf.··
2026 9. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Mart 2026 20:06
Bu kitabı okumaya başladığımda farklı hissediyordum ve şuan bitirdiğimde farklı hissediyorum. Bilim-Kurgu ve edebiyatın iç içe geçtiği ve yer yer Emily Dickinson dan alintilarin olduğu muazzam bir kitap. Kesinlikle sonsuz övgüleri hak ediyor. Zaten kendisi Gece Yarısı Kütüphanesinin yazarı. Konusuna gelecek olursak; Metamatik Profesörü bir adam insanlik tarihini değiştirecek bir şey buluyor ve daha sonra çıplak bir halde sokakta gezinirken polisler tarafından bulunuyor. Kitapta insan olmanın ne kadar iğrenç bir şey olduğundan başlayarak insan olmanın nasıl bir şey olduğundan bahsediyor ve zaman zaman ona hak veriyorsunuz. Unutuyoruz. Aslında ne kadar mucizevi varlıklar olduğumuzu, duyguların bizi yaşamı daha güzel kılmak için var olduğunu ve sevginin bizi daha mutlu daha huzurlu ve yaşamdan keyif alır bir hale getirdiğinden bahsediyor. Insanlığa sahip çıkmamız gerekiyor. Önce kendimizden başlayarak. Sevmeyi öğrenerek..
İnsanlarMatt Haig · Domingo Yayınları · 202314,8bin okunma
10/10
·179 syf.··
2026 3. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 09 Şubat 2026 03:42
Edinburgh Üniversitesi kütüphanesinin sessiz koridorlarında, rafların arasında süzülen siyah beyaz bir kedinin büyükeyici dünyası. Kitap, gerçek bir kedi olan kütüphane kedisi Jordan ‘ın gözünden hem mizahi hem de derin bir felsefi bakış sunuyor. Yazar Alex Howard, bir kedinin zihninden geçenleri o kadar zarif aktarmış ki, okurken kütüphanenin o huzurlu atmosferini yanınızda hissediyorsunuz. Sadece bir kedi hikayesi değil; hayata, insanlara ve topluluk olmanın değerine dair harika tespitler içeriyor.
Kütüphane KedisiAlex Howard · The Kitap · 2025167 okunma
7/10
·288 syf.··
2026 6. kitabı
Karen Dionne, uluslararası alanda en çok satan psikolojik gerilim romanı Bataklık Kralı’nın Kızı ile, Library Journal tarafından yılın en iyi gerilim romanlarından biri olarak seçilen Amerikalı bir yazardır.  Helena’nın dışarıdan mükemmel görünen hayatı, ciddi bir travmatik geçmişe dayanır. Annesi genç yaşta kaçırılmış, Michigan’ın ücra bataklıklarında bir kulübede esir tutulmuş ve Helena bu esaretin içinde dünyaya gelmiştir. Büyürken hem vahşi doğaya hem de babasına derin bir sevgi beslemiştir. Ancak zamanla babasının zalim yüzünü keşfeder. Helena, geçmişini yirmi yıl boyunca derinlere gömmeyi başarır, hatta kocası bile sırrından habersizdir. Ancak şimdi, Helena’nın tüm korkuları gün yüzüne çıkmak üzeredir.  Bugün ilginç bir macerayla; bir film-bir kitap-bir film döngüsüyle geldim. Nasıl yani derseniz, hemen anlatayım. Geçen gün yeni yapım suç belgesellerini araştırırken bir platformda Elizabeth Smart’a denk gelip izledim. Etkilenmemek mümkün değildi. Sonra konusu buna benzeyen bir kitap aldığımı ama okumadığımı hatırlayarak kitaplığımda aldım soluğu ve çok geçmeden aradığımı buldum. Kitabı niye aldığımı, kimden gördüğümü, herhangi bir reklama denk gelip gelmediğimi hatırlamıyorum. Ama nedeni ne olursa olsun iyi ki almışım ve iyi ki okudum. Araştırınca gördüm ki kitap ilk olarak yedi yıl önce başka bir yayınevinden çıkmış. Niyeyse o zaman dikkatimi çekmemiş. Güvendiğim okur arkadaşlarımın yorumlarına denk gelince onlarında kitabı beğendiklerini gördüm, bu da ekstra sevindirdi beni. Sonra öğrendim ki; kitabın bir de filmi varmış. Eh iflah olmaz ruhum durur mu, oturdum hemen başına. Ama maalesef film, kitabı kadar etkilemedi beni, final sahneleri hariç çok durağan ilerledi. Her neyse işin özü; yaşasın tetikleyici unsurlar; bazen izleyeni okumaya, okuyanı da izlemeye
Bataklık Kralı'nın KızıKaren Dionne · Altın Kitaplar Yayınevi · 201784 okunma