Selamlar kitap dostları... Keyifle okuduğum bir kitapla geldim.
Bir kütüphane düşünün belki de hiç okunmayacak kitapları bir araya getiren, okunsa bile basılamayacak kitaplar. Bu kütüphane bildiğiniz kütüphanelerden değil. Herkes el yazısıyla oluşturduğu kitabı getirip buraya bırakabiliyor. Ve biriktikçe mağaraya taşınıp orada depolanıyor.
Kütüphanenin bir de ücret almadan çalışan gönüllü bir memuru var. Evi, sosyal hayatı burası olmuş, dış dünyayla bağlantısı kalmamış, para harcamayı bile unutmuş bir adam. Kütüphaneye kitap bırakmaya gelen Vida ile tanışıncaya dek bu yaşantının belki de dışına bile çıkmayı düşünmüyordu. Vida??? Herkesin ilgisini çekecek güzellikteki bu kadın tüm dengelerini değiştirmeye başlar.
Aşk, bazen tercihlerinizi değiştirmek için yol göstericidir. Bu yolda önünüze çıkan zorluklar da bazen kaçınılmazdır. Aşk yine de tüm engellere rağmen güzel.Doğru kişi ise tadından yenmez. Yanlış ise tam bir yol kazasıdır. Mutlu geceler...
KürtajRichard Brautigan · Sel Yayıncılık · 2020572 okunma
Sizinde farkettiğiniz gibi ismi kürtaj ilk önce gördüğüm zaman ürkmedim değil erotik ağırlıklı bekledim ama yanılmışım .Kitabın dili gerçekten akıcı ve merak öğesini ile okumamın sağladı.
Kütüphane çok ilgimi çekti ve böyle bir kütüphane'nin varlığını bilmek çok güzel .Bir düşünün sana her yaş grubuna uygun bir uygulama,kitap yazdığın zaman gelip bunu kütüphaneye teslim ediyorsuz. Ve kitabın konusunu ve içeriğinden bahsettikten sonra özgürce kitabınızın nerde olmak istediğine siz karar vererek kendi ,yazdığınız kitabı kütüphanenin güzelim raflarına koyuyorsunuz .çok etkileyici ve büyüleyici bana göre belki bir gün bizde de bu tarz bir kütüphane olabilir.
Kitaba gelecek olursam .Yıllar boyu kütüphanede çalışan kitaplar ile içli dışlı olan , yeni kitapları kaydeden bir adam ve bir gün yazdığı kitabı kütüphane defterine kayıt için gelen kadın kadar her şey normal seyrinde gidiyordu . O gün sadece kitap teslim edilmedi vida'nın bedeni kütüphaneciye ait oldu . Bu aşk dolu geçenin sonunda bir bebek sahibi olacaklarını öğreniyorlar .Bu çocuğun sorumluluğunu alacak olgunlukta olmadıklarını düşünerek kürtaja karar veriyorlar. Ve bu karardan sonra yolları San Diego ya düşüyor... ve bu süreçte olan olaylar anlatılıyor.
Not :Lütfen isminden dolayı ön yargılı davranmayın.
~~İYİ OKUMALAR~~
Tekdüze bir hayat yaşayan kütüphane görevlisi adamın, kütüphaneye gelecek olan bir kadınla değişen yeni hayatı ve sonrasında ikilinin kürtaj için Meksika'ya uzanan yolculuklarının hikâyesi.
Sevgili Brautigan'ın diğer kitaplarına nazaran daha açık, anlaşır ve akıcı bulduğum kitabı oldu. Mizahî tadı yine her zamanki gibiydi. Hatta sayfa yirmide kendisini de kitaba dahil ederek okuyucuyu gülümsetiyor.
İnsanın başına gelecek olan aşk, belki de bir özgürlüktür.
Keyifli okumalar
Açıkçası daha sert bir kitap okuyacağımı düşünüyor idim. Okumadan önce de yorumlara bakmadım spoiler yemeyeyim diye. Yorumları okusaydım kitabı yine de okur muydum işte orası muamma. Kitabın ismi "Kürtaj" yerine "Kütüphaneci" olsaydı daha iyi olurdu kanısındayım.
Yalnız ve sakin bir hayat yaşayan kütüphane görevlisine bir gece Vida adındaki genç bir kadın kitabını bırakmak için kütüphaneye gelir ve bundan sonrası bir yol hikâyesi...
KürtajRichard Brautigan · Sel Yayıncılık · 2020572 okunma
Bu inceleme spoiler içerebilir.
Benim için ağır psikolojik buhranları ve insan ruhunun karanlık yanlarını anlatan kitaplardan sonra Richard Brautigan okumak dayanılmaz bir hafiflik.. Kürtaj, ismiyle son derece dramatik, bunaltıcı ve sert bir toplumsal yüzleşme vadediyor gibi dursa da, kapağı açtığımız an bambaşka, rüya gibi ve tuhaf bir evrene düşüyoruz. Beklediğimiz Amerika ve sistem eleştirisi, o yıllarda kürtajın yasak olmasının ardındaki siyasi ve politik sebeplerin hiçbiri bu kitapta yok. Anlatılmak istenenler kısa ve net bir şekilde, toplumun o dönemde kutsal saydığını, konunun ağırlığına girmeden en zeki şekilde dalga geçerek aktarıyor.
Hikaye, dünyanın en sıra dışı kütüphanesinde başlıyor. İnsanların yazdığı ama hiçbir zaman basılmamış, muhtemelen asla da okunmayacak olan dışlanmış kitapların kabul edildiği bir mekan. Başlangıçta bu kitapların konularına pek takılmıyoruz ama metin ilerledikçe bu kütüphanenin felsefesini çok daha iyi anlıyoruz. Burası sistemin dışına itilmişlerin, başarısız görülenlerin ve kimsenin umursamadığı hayallerin güvenli sığınağı. Yollara düşenlere, dışlanmışlara şefkat duyan o felsefenin ete kemiğe bürünmüş hali.
Kütüphanecinin izole hayatı, buraya kendi kitabını getiren Vida ile tanışıp ona aşık olmasıyla değişiyor. Vida, kusursuz güzelliğinin kendi üzerinde yarattığı esaretten, bedeninin sadece seyirlik bir hapishaneye dönüşmesinden kaçmak için kitabını yazmış bir karakter. Asıl macera ise Vida’nın beklenmedik hamileliğiyle başlıyor. 1966 Amerikası’nda kürtajın yasa dışı olduğu bir dönemde, karakterlerin yasal engelleri aşmak için sınırı geçerek Meksika'nın Tijuana şehrine gitmeleri gerekiyor. Normal şartlarda, böylesine travmatik ve ciddi bir konunun ardındaki yasal açmazları deşen, sistemi eleştiren ağır bir politik
6o'lı yılların Amerikasındaki Beat kuşağını güzel anlatmış. Bu dönemi, bu kişilerin yaşam tarzını, düşüncelerini anlamak isteyenler için güzel, akıcı bir kitap..
KürtajRichard Brautigan · Sel Yayıncılık · 2020572 okunma
Bir kütüphane düşünün: yazarlarının çocuktan yaşlısına her yaş grubundan oluşan, her türlü kitabı, çizimi hatta karalamayı bile hoşgörü ve saygı ile kabul eden. Gelen her şeyi kabul etmekle kalmayıp yazara eserini istediği rafa koyma özgürlüğü veren.
Düşünmesi bile çok güzel. Gerçekten hayal edemiyorum böyle bir yerde o kitapları karıştırdığımı.
Kitabı okurken beni etkileyen kısım bu kütüphane oldu(Bu yüzden bana göre kitabın ismi başka bir şey olabilirdi).
Kitap bu kütüphane çalışanının özel hayatını anlatmakta. Bir gün kitap teslim etmeye gelen bir kız ile sevgili olması ve kızın hamile kalması sonucu yaptırdığı kürtaj olayını anlatıyor.
Sade bir dili olan, okurken film tadı veren bir kitap olduğu için ismine takılmadan okunabilecek çerezlik bir kitap diyebilirim.
KürtajRichard Brautigan · Sel Yayıncılık · 2020572 okunma
Tamamen vaktinizi çalmaya yönelik, hiçbir değer katmayan, değer katmadığı gibi de ne eğlendiren ne eğiten kısacası bommmboş bir eser. Bu kadar yorum çok bile bu esere.
Beat akımı kuşağından olan yazarın kitabını tesadüf eseri alıp okudum ve çok beğendim.Yıllardır dışarı çıkmadan bir kütüphane de çalışan,birilerin yazdığı kitapları getirip teslim ettiği ve onları kayıt altına alan kütüphaneci bir gün dünyalar güzeli kendi ile barışık olmayan Vida adına bir kızın getirdiği kitap sonucu tanışıp,aşk yaşamaya başlar,Vida'nın hamile kalması sonucu kürtaj olması gerektiği için tek arkadaşı Foster'in yardımları ile kürtaja giden sürece anlatmış.Konu çok basit,sıradan ama akıcı,sade,komik,nükteli basit cümlelerden oluşmuş.Yazarın ortamdaki gözlemleri,tarifleri müthiş,orada yaşıyormuşsunuz hissi veriyor.Kurgu çok basit olmasına rağmen sizi sürüklüyor:)
Sürreal bir roman bu!
Kitabın adının “Kürtaj” olarak seçilmesi özellikle o dönem Amerika’sına Hippisel bir başkaldırı gibi düşündürüyor kitabın sonunda. Hem gerçek hem metaforik bir kürtaj söz konusu. Aşk, umut, umutsuzluk, naiflik, bilip de bilmezden gelme, sevgi, radikal kararlar, mantık… O kadar çok kavram yoruyor ki beyninizi kitabı bitirdikten sonra. Oysaki okurken oldukça yalın, basit ve sıradan bir kitapmış gibi geliyor kitap.
Kitabın başından itibaren son bir umutla içlerini döktükleri kitaplarını yayımlanmamış olsa da kayda geçmiş olması umuduyla kütüphaneye getiriyor insanlar 7/24 demeksizin. Kendi kitaplarını kendi istedikleri rafa yerleştiriyorlar gerçek hayatta kendi hayatlarını kendi istekleriyle bir yere konumlandıramasalar da. Öte yandan yazdıklarını okuyacak hiçbir okuyucunun da buraya gelmediğini biliyorlar. Önemli olan yazmış olmaları. Ayrıca bu da bir nevi zihinsel kürtaj değil mi? İstenmedik biçimde olgunlaşmamış düşüncelerin hiçbir zaman yayınlanmayacak şekilde zihinden atılması.
Bu arada Brautigan’ın hayattayken gerçekten de böyle bir kütüphane projesi varmış. Adı da “Brautigan Kütüphanesi” imiş. Kendi ifadesiyle Amerikan yazılarının istenmeyen, lirik ve perili ciltlerinden oluşan bir kütüphanedir. Bu girişimi tutkuyla ve gerçekçi bir biçimde var etmeye çalışmış yazar hayatı boyunca. Yazarın ölümünden sonra bu koleksiyon -şimdi Brautigan Kütüphanesi olarak bilinen - Vancouver, Washington'daki Washington Eyalet Üniversitesi'ne taşınmış. Kütüphanenin koleksiyonu Brautigan ve kitabı yazandan başka kimsenin yayınmaya istek duymadığı, öte yandan yazanın içinden akıp gelenlerle dolu, özgürce yazılmış eserlerden oluşmuş. Kitapta da geçen konum şöyle:
google.com/maps/place/315...
Kürtaj kitabı da Brautigan’ın bu kütüphanesinden yola
Tacoma, Washington'da doğdu. Zor bir çocukluk geçiren Brautigan, bundan pek bahsetmezdi. Söylentiye göre, babasının kim olduğunu bilmiyordu. Babası ise, Brautigan'ın ölüm haberi duyulana kadar onun babası olduğunun farkında değildi. Başka bir söylentiye göre, Brautigan 20'li yaşlarında, bir polis karakolunun penceresine taş attığı için Oregon Eyalet Hastanesi'ne gönderildi. Burada kendisine paranoyak-şizofren teşhisi kondu ve şok terapisi uygulandı.
1955'te San Francisco'ya taşındı ve burada "beat" hareketinin bir parçası oldu. 8 Haziran 1957'de Reno, Nevada'da Virginia Dionne Adler ile evlendi. Bilinen ilk şiiri "The Second Kingdom" 1956'da yayımlandı. Bunu 1959'da, 24 şiirden oluşan ilk kitabı "Lay The Marble Tea" izledi. 1960'ların sonuna doğru Brautigan'ın işleri popülerlik kazanmaya başladı. En bilinen eserlerinden "Trout Fishing in America" (Amerika'da Alabalık Avı/6.45/Çev: Zekeriya S. Şen), "Willard and his Bowling Trophies" (Willard ve Onun Bowling Kupaları/6.45/Çev: Zekeriya S. Şen), "Sombrero Fallout" (Sombrero: Bir Japon Romanı/6.45/Çev: Zekeriya S. Şen)ve "In Watermelon Sugar" (Karpuz Şekerinde/YKY) bu dönemde yayımlandı. Brautigan, 1972'de Yellowstone National Park'ın kuzeyindeki Pine Creek (Montana)'e taşındı ve iddiaya göre 8 yıl boyunca dinleti ve röportaj isteklerini geri çevirdi. 1961 yılında karısı ve çocuğuyla birlikte ikinci elden satın aldığı bir Plymouth'ın arkasına taktığı karavanla, Idaho nehirlerinin kıyılarında kurduğu kamplarda yazmaya başladı. Doğaya duyduğu derin saygı ve doğanın bağrında münzevi hayatı seçişi, onu Amerikan pastoral geleneğine bağlayacaktı. 60'larda yazdığı ve dönemin ruh halini yansıtan romanlarıyla karşı kültürün en popüler yazarlarından biri oldu. Beat Kuşağı'nın Kuzeybatılılar diye adlandırılan kolu içerisinde değerlendirilen Brautigan'ın romanlarını diğerlerinden ayrımlı kılan, çok duyarlı ve kolay kırılan kahramanlarının dünyaya hükmeden kaos karşısında yalnızlığa çekilmeleridir.
1979 Aralık'ında, The Modern Language Association'ın San Francisco'daki bir toplantısında; Gary Snyder, Philip Whalen, Robert Bly ve Lucien Strykile birlikte "Zen ve Çağdaş Şiir" konulu bir panele katıldı. Son kitabı "So the Wind Won't Blow It All Away" (Yani Rüzgar Her Şeyi Alıp Götürmeyecek/6.45)'i 1982'de yayımladı.
70'lerin sonlarında büyük ölçüde okur kaybına uğramış ve ruhsal bir bunalımla birlikte alkol dozunu artırmaya başlamıştı. O dönemde sadece Japonya'da popülerliğini koruyordu ve sözü geçen yılların büyük bölümünü Tokyo'da ve Montana'daki çiftliğinde geçirecekti. 1984 yılında küçük bir balıkçı köyü olan Bolinas'a yerleşti. Evine kapandı, uyuyamıyor ve sınırsızca içiyordu.
25 Ekim 1984 günü Brautigan'ın Bolinas, Kaliforniya'daki evine giren arkadaşları, bedenini 1 şişe alkol ve 44 kalibrelik bir tabancanın yanında buldular. Brautigan'ın 16 Eylül 1984 günü intihar ettiği varsayıldı.