Serinin incisi
10/10
·250 syf.··
2026 2. kitabı
Bu kitap, Yaşlı Adamın Savaşı serisinin 6. kitabı ve John Scalzi'nin en çok uğraştığı kitaplardan biri. Bu kitabı ortaya çıkarmak için kullanmadığı ekstra 40.000 kelimelik bir kısım daha yazmış ve rahatlıkla söyleyebilirim ki kesinlikle buna değmiş. Ben bunları yazdığım sırada sadece part 1 sitede olduğu için incelememi buraya yazıyorum. Kitabı bir çok denemeden sonra 3. bakış açısıyla yazmaya karar vermiş ve ana karakterimiz CDF Lieutenant Harry Wilson ile olayların kalbine akmadan önce ilginç karakterler ile başlamış. Bu tutum şaşırtıcı ve olayların hiç düşünmediğimiz yönlerini içerden gösterse de, sanki ana kurguyu besleyen yan hikayeler okuyormuş gibi hissettim. Özellikle ikinci karakter diplomat olduğu için biraz tempo düşmüş gibi oldu ki o anda aksiyon başladı. Üçüncü karakter olan SDF teğmeninin ve ekibinin, görevden göreve koşarken ufaktan atışmaları ve geyik muhabbetinden yavaş yavaş Colonial Union'un sorgulanmasına kadar giden bir politik diyalogları kitabın en keyif aldığım ve şaşırtan kısmı oldu. Sonuç olarak içinde politik kaygıların da olduğu Yıldız Gemisi Askerleri tarzı bilim kurgu severlerin kesinlikle okuması gereken bir kitap olmuş. Bu güzel serinin incilerinden.
Bilim-Kurgu
The End of All Things - Part 1John Scalzi · Pan Macmillan · 20151 okunma
Puan vermedi·296 syf.··
2025 295. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 24 Kasım 2025 18:08
Savaşın Gölgesinde Yalnız Kalpler: Patrick Hamilton'ın 'Yalnızlığın Esirleri' Üzerine Bir İnceleme Patrick Hamilton'ın 1947'de yayımlanan bu romanı, II. Dünya Savaşı'nın cephe gerisindeki en insani ve en acımasız savaşlarından birini anlatır: yalnız insanların, bir pansiyonun dört duvarı arasında verdiği psikolojik savaşı. Savaşın büyük gürültüsünün ardındaki küçük hayatların trajedisini anlatan unutulmaz bir eser. Tema: Yalnızlık ve Psikolojik Savaş Roman, 1943 İngiltere'sinde, Thames nehri kıyısındaki bir taşra kasabası olan Henley'de geçer. 39 yaşındaki bayan Rooney, savaştan kaçarak bu kasabaya yerleşmiş, "Rosamund Teysi" adlı bir pansiyonda yaşayan yalnız bir kadındır. Ana temaları: · Yetişkin Yalnızlığı: Roman, özellikle orta yaş ve üstü bireylerin hissettiği derin yalnızlığı resmeder. Savaşın getirdiği belirsizlik, sevdiklerinden uzak kalma ve gelecek kaygısı, bu yalnızlığı daha da katmerli hale getirir. · Psikolojik Baskı ve Manipülasyon: Pansiyon, küçük bir mikrokozmostur. Burada yaşanan gerginlikler, imalı diyaloglar ve psikolojik baskılar, savaşın kendisinden daha yıpratıcıdır. · Arafta Kalmışlık: Başkahramanımız Rooney, ne genç ne yaşlı, ne güzel ne çirkin, ne tamamen iyi ne de kötüdür. Bu "arada kalmışlık" hali, onun kimlik arayışının ve toplumda bir yer edinme çabasının temel dinamiğidir. Olumlu Yönler - Neden Bu Kitap Bu Kadar Etkileyici? 1. Olağanüstü Gözlem Gücü ve Psikolojik Derinlik: Hamilton, karakterlerinin zihninin en karanlık köşelerine ışık tutar. Küçük bir bakış, bir suskunluk, bir gülümseme arkasındaki anlamları o kadar iyi yakalar ki, okur kendini bu psikolojik gerilimin tam ortasında bulur. Bu, bir edebiyat şaheserinden beklenen en önemli özelliktir. 2. İnce İroni ve Keskin Sosyal Eleştiri: Yazar, İngiliz toplumunun ikiyüzlülüğünü,
1000Kitap
Yalnızlığın EsirleriPatrick Hamilton · Jaguar Kitap · 202524 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
9/10
·496 syf.··
Beğendi
·
2025 23. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 22 Ekim 2025 18:53
Kitabın başlarında Heathcliff’e hiç yakınlık duyamadım; hatta soğuk ve acımasız geldi. Ama hikâye ilerledikçe, o sertliğin aslında çok eski bir yaradan sızan acı olduğunu fark ettim. Savunamadığım bir karakterken, sonlara doğru kırılmışlığının ağırlığı yüzünden ona üzülmeye başladım. Ve belki de tam bu yüzden, Hareton ile Catherine’in son bölümlerdeki varlığı bana iyi geldi. Onların yavaş yavaş birbirine yaklaşması, taş gibi donmuş bir mirasın üzerine küçük bir nefes gibi kondu. Kararmış bir hikâyenin içinden filizlenen o ince ışık, kitabı sevmemin asıl sebebi oldu. Sanki “aynı evde doğup aynı kaderi taşımak zorunda değilsin” diyen bir umut gibi… Yıkımın içinden doğan iyileşme hâli, en çok orada güzeldi. İyi okumalar️
1000Kitap
Uğultulu TepelerEmily Brontë · Ayrıntı Yayınları · 201558bin okunma
Puan vermedi·688 syf.··
2025 41. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 14 Ekim 2025 13:18
Larry Niven ve Jerry Pournelle’in Tanrı’nın Gözündeki Zerre ‘sini (The Mote in God’s Eye) bir bilimkurgu meraklısı olarak uzun zamandır okumak istiyordum. Kitap yaklaşık 700 sayfalık bir hacimde ve bence askeri bilimkurgu türünün iyi örneklerinden biri. Hem teknik konulardaki detayları hem de uzaylılarla ilk temas konusuna getirdiği felsefi derinlikle oldukça başarılı bir bilimkurgu. Ben İthaki Yayınları’nın 2020 yılı basımını okudum ama ne yazık ki kitabın çevirisi bu büyük eserin hakkını tam olarak verememiş. Bu nedenle internete rastladığım pdf formatındaki İngilizcesine de ara ara baktım. Roman, insanlığın galaksinin geniş bir bölümüne yayıldığı uzak bir gelecekte geçiyor. İmparatorluk Donanmasına bağlı bir savaş gemisi, uzayın derinliklerinde gizemli bir yıldız sisteminden gelen ışık sinyallerini tespit ediyor ve bu sinyaller, tarihte bilinen ilk uzaylı uygarlıkla temasın başlangıcı oluyor. İnsanlığın karşılaştığı bu türe, Zerrecikler (İngilizcesi Motie) deniliyor. Zerrecikler zeki, meraklı, son derece üretken ama aynı zamanda kendi biyolojik döngülerinin esiri olan bir ırk. Roman, bu karşılaşmayı yalnızca bilimsel bir merak konusu olarak değil, aynı zamanda etik, askeri, siyasi ve sosyolojik bir sınav olarak ele alıyor. Kitabın yazarları, mühendis kökenli olmalarının etkisiyle teknik anlatımda aslında son derece başarılı. Gemi manevraları, iletişim protokolleri, astronomik hesaplamalar gibi detaylar oldukça gerçekçi ama işte kötü tercüme içerisinde bu özellik kaybolup gitmiş. Çeviri, özellikle askeri denizcilik terminolojisi açısından çok zayıf. Bu tip romanlarda uzay donanması rütbeleri, görev unvanları ve denizcilik dili, hikayenin atmosferinin bel kemiğini oluşturur ama çeviride maalesef bu omurga kırılmış. Bilimkurguda, özellikle askeri temalı romanlarda,
Tanrı'nın Gözündeki ZerreLarry Niven · İthaki Yayınları · 2020102 okunma
8/10
·296 syf.··
Beğendi
·
2025 15. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Şubat 2025 11:16
Nevil Shute’ün Kumsalda adlı romanı, nükleer savaş sonrası insanlığın kaçınılmaz sonla yüzleşmesini anlatan etkileyici bir eser. Shute’un mühendislik geçmişinin getirdiği mantıklı olay kurgusu, teknik detaylara verdiği önem ve karakterlerin gerçekçiliği, romanın gücünü artıran unsurlar arasında. Ancak, benim elimde bulunan İthaki Yayınları tarafından yayımlanan 2019 tarihli Türkçe çevirisi, özellikle askeri denizcilik terminolojisi ve teknik ifadelerin yanlış aktarılması nedeniyle ciddi sorunlar barındırıyor. Daha da önemlisi, bu hataların editör ve redaktör tarafından fark edilmemesi, çeviri sürecinde yeterince özen gösterilmediğini düşündürüyor. Kitapta, ana karakterlerden Peter Holmes’un rütbesi yanlış çevrilmiş. Orijinal metinde "Lieutenant" (Yüzbaşı) olan bu rütbe, Türkçe baskıda "Kıdemli Yüzbaşı" olarak geçiyor. Oysa "Lieutenant", kara kuvvetlerinden farklı olarak, deniz kuvvetlerinde "Yüzbaşı" anlamına gelir ve "Kıdemli Yüzbaşı" ile hiçbir ilgisi yoktur. Benzer şekilde, "Commanding Officer (CO)" ifadesi "Komutan" ya da "Gemi Komutanı" olarak çevrilmesi gerekirken, "Komutan Subayı" gibi anlamsız bir ifadeye dönüştürülmüş. Türkçede böyle bir terim bulunmaz; bu, çevirmenin askeri terimlere hâkim olmadığını ve kelime kelime çeviri yaptığını gösteriyor. Bunun yanı sıra, John Osbourne karakteri kitapta "civilian scientist" (sivil bilim insanı) olarak tanıtılmasına rağmen, çeviride "sivil subay" olarak geçiyor. Türkçede "sivil" ve "subay" kavramları bir arada kullanılmaz; çünkü "subay" kelimesi doğrudan askeri bir rütbeyi ifade eder. Kitapta nükleer denizaltı yerine "atomla çalışan denizaltı" ifadesi kullanılmış. İngilizcede "nuclear-powered submarine" ifadesi "nükleer denizaltı" olarak çevrilmelidir. "Atomla çalışan denizaltı" gibi bir kullanım Türkçede yoktur ve
KumsaldaNevil Shute · İthaki Yayınları · 2019418 okunma
6/10
·283 syf.··
2017 55. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 19 Kasım 2017 00:00
This book by John Fowles was a sensation when it was first published. I read it first in the 70's and I remember enjoying it a lot. Having read it 40 years later, I found it not to be that exciting any more, probably due to the fact that there are lots of - better - books about the relationship between an abductor and abductee from different points of perspective. Miranda, a young artist, is abducted by a man who has recently won a large amount of money in a secluded house. He is in love with her and keeps her as a prisoner with no apparent motive and obviously no chance for a response to her unrequited love. The novel moves to a tragic end and is readable, but I would not put it in the same category as the masterpiece Fowles had later written, namely French Lieutenant's Woman.
The CollectorJohn Fowles · Vintage Classic · 199810,9bin okunma