Ey Genç! İmanın zayıflamaya yüz tuttuğu an,nefsinle ve onun arızalarıyla ciddi bir şekilde ilgilen! Bu yolda yürürken seni artık çocuğun, komşun, akraban, hemşerin ve toprağın meşgul etmesin.Çünkü kalbin sarsıntı geçiriyor, nefs ile şehvet, iman ve irfana galip gelmiş durumdadır.
Önce bunu düzeltmen lazımdır. İmanın sağlamlaşınca artık sen çoluk çocuğuna, akraba ve yakınlarına, içinde yaşadığın topluma yönel... Fakat takva zırhını giyinmedikçe, kalbin üstüne iman cevherini koymadıkça, elinde tevhid kılıcı ve sırtında dua okları bulunmadıkça sakın bunların
karşısına çıkma. Evet, bu vaziyette muvaffakiyet atına bin, savaşa girme ve hücum yollarını iyice öğren. Sonra Hakk’ın düşmanlarına karşı hamleye geç...
Ey Genç! Sebep ağını koparıp yırttığın zaman müsebbibe ulaşabilirsin. Adeti yırtıp aştığın vakit adet senin için
aşılır hale getirilir. Gönülden hizmet edene, hizmet olunur. İtaat edene itaat olunur; iyilik edene iyilik edilir. Yakınlık
kurmaya çalışana yakınlık hasıl olur. Mütevazi olan manen yükselir. Edep ve terbiyesini güzelleştiren yakınlık görür.
Güzel edep seni Hakka yaklaştırır, kötü edep ise Ondan uzaklaştırır. Güzel edep Allaha karşı ibadet ve itaattir. Kötü edep ise Ona karşı bir çeşit isyandır, küstahlıktır.
Aklını iyice kullan! Allah’ın kendi mülkünde yaptığı tasarrufta sana söz hakkı yoktur. Zira senin her şeyin O’nundur. Her şey O’nun mükemmel tasarrufunu selim bir kalp ile teslim olmaktadır. Sadece O’nun rızası için amel edeceksin, başkası için değil... Bu da ancak kalp ile olur, dilin
lakırdısıyla değil..
Ey Genç! Önce kendi nefsinle alakadar ol, ona öğüt ver, sonra başkasına... Kendi nefsinin hatalarıyla meşgul olmaya bak, onu bırakıp da başkasına öğüt verme!